Ötzi: Buzul Adamın 5300 Yıllık Sırrı
İki turist, ölmüş bir dağcıya rastladıklarını sandı. Oysa buldukları şey, 5000 yılı aşkın süre önce öldürülmüş bir adamdı.
19 Eylül 1991'de Helmut ve Erika Simon, Avusturya-İtalya sınırındaki Ötztal Alplerinde Tisenjoch geçidi yakınında, 3210 metre yükseklikte buzun içinde yarı donmuş bir ceset gördüler. Önce yeni ölmüş bir dağcıyla karşılaştıklarını düşündüler. Kurtarma çalışmaları günler sürdü; pnömatik matkaplar, buz baltaları, dikkatsizce batırılan kayak sopaları cesede zarar verdi. Kurtarma sırasında yay kırıldı, ceset tabuta zorla sığdırılırken sol kolu koptu. Ancak 24 Eylül'de Innsbruck Üniversitesinden arkeolog Konrad Spindler bulguyu incelediğinde işin büyüklüğü anlaşıldı.
Spindler, yanında bulunan baltanın tipolojisine bakarak cesedin en az dört bin yıllık olduğunu öne sürdü. Bilimsel tarihlendirme ise çok daha çarpıcı bir sonuç verdi: adam MÖ 3359-3105 yılları arasında yaşamıştı, yani bulunuşundan yaklaşık 5100 yıl önce. Böylece Avrupa'nın bilinen en eski doğal mumyası unvanını kazandı. Bulunduğu Ötztal Alplerinden dolayı Ötzi, aynı zamanda Buz Adam veya Similaun Adamı olarak da tanındı.
Keşif, eski bir sınır anlaşmazlığını da yeniden alevlendirdi. 1919 Saint-Germain-en-Laye Antlaşması'na göre Kuzey ve Güney Tirol arasındaki sınır, Inn ve Etsch nehirlerinin havzasını takip etmeliydi; ama Tisenjoch yakınındaki buzul geri çekilince sınır gerekenden daha kuzeye çizilmişti. Ekim 1991'deki arazi araştırmaları, Ötzi'nin İtalyan topraklarının 92,56 metre içinde yattığını kanıtladı. Güney Tirol mülkiyet hakkı talep etti ama Innsbruck Üniversitesinin araştırmasını tamamlamasına izin verdi. 1998'den beri Ötzi, Bolzano'daki Güney Tirol Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor.
Yakından bakıldığında, buzun bedeni fazlasıyla iyi korumuş olduğu görüldü. Ölümü sırasında 160 santimetre boyunda, 50 kilogram ağırlığında, yaklaşık 45 yaşındaydı — Bakır Çağı için ileri bir yaş. Bulunduğunda cesedin ağırlığı sadece 13,75 kilogramdı. İlk sansasyonel haberler cinsel organlarının kayıp olduğunu öne sürmüş, sonradan bunun asılsız olduğu kanıtlanmıştı. Diş minesi ve polen izleri, çocukluğunu Bolzano'nun kuzeyindeki Feldthurns köyü civarında geçirdiğini, sonra 50 kilometre kadar kuzeydeki vadilere yerleştiğini gösterdi.
Son saatleri, mide ve bağırsak incelemeleriyle netleşti. 2009'daki bir CAT taraması, midesinin ölümden sonra yukarı kaydığını ve içinde ölümünden iki saatten kısa süre önce yenmiş, kısmen sindirilmiş dağ keçisi eti ile buğday taneleri bulunduğunu ortaya çıkardı. Bağırsak analizi ise iki ayrı öğün gösterdi: biri dağ keçisi, diğeri kızıl geyik eti ve otlu ekmek, ikisi de kök ve meyveyle yenmişti; ikinci öğün ölümden sekiz saat önce tüketilmişti. Her iki öğündeki tahıl, ekmek olarak yenen, yoğun işlenmiş siyez buğdayıydı.
Arkeoloji kategorisinden
Nebra gök tekeri
Ruhsatsız bir metal dedektörüyle define arayan iki adamın toprağın altından çıkardığı şey, yasa dışıydı, değeri paha biçilmezdi ve Stonehenge'in son taşlarından bile eskiydi: üç bin yılı aşkın süredir gömülü bir gökyüzü haritası.
Venüs heykelcikleri
Yazı icat edilmeden, şehirler kurulmadan, tekerlek bile bulunmadan çok önce, biri taşa ve fildişine bir kadın bedeni kazımış — ne adını ne yüzünü bırakmadan.
Tan-Tan Venüsü: 500.000 Yıllık Gizemli Taş Eser
Fas'ta bir nehir kıyısında bulunan avuç içi büyüklüğünde bir taş, insanlığın kendini görme çabasının en eski izi olabilir — ya da sadece doğanın bir cilvesi.
Deshret: Antik Mısır'ın Kayıp Kırmızı Tacı
Üç bin yıl boyunca krallar tarafından giyilen bir taç, hiçbir mezarda hiç bulunamadı. Peki nereye gitti?
Lady of Elche: Kaybolan İber Kraliçesi
1897'de bir tarım işçisinin küreği taşa çarptığında, önce Fransa'ya satılacak, savaşta bir kaleye saklanacak ve nihayet bir Velázquez tablosuyla takas edilecek bir yüz gün ışığına çıktı.
Siloam Yazıtı: Eski Kudüs'ün Su Tünelinin İzleri
Bir çocuk karanlık bir tünelde suya düştü ve yüzeye çıktığında parmaklarının ucunda 2.600 yıllık harfler buldu.