Alacahöyük: Hitit Güneş Kursları

Bir metre buçuk derinliğindeki basit çukur mezarlarda altın taçlar, tunç güneş kursları ve göktaşından dövülmüş bir hançer bulundu. Toprağın altında yatanlar kimdi?

Arkeolojik buluntular · 2 dakika ·

Alacahöyük: Hitit Güneş Kursları
Bernard Gagnon, CC BY-SA 3.0, via Wikimedia Commons

Çorum'un Alaca ilçesine bağlı bir köyde, sıradan görünen bir höyüğün altında krallar uyuyordu. 310x275 metre ölçülerinde, yaklaşık 14 metre yükseklikteki bu tepe, Kalkolitik Çağ'dan Osmanlı dönemine uzanan on dört yapı katını içinde barındırıyordu. Höyük 1835'te William John Hamilton tarafından keşfedildi, fakat ciddi kazılar için onlarca yıl beklenmesi gerekecekti.

İlk esaslı kazı 1907'de, Osmanlı arkeoloğu Theodor Makridi'nin İstanbul müzeleri adına yaptığı iki haftalık çalışmayla başladı. 1910'larda Alman ekipler üçüncü binyıla tarihlenen kral mezarlarını ve altındaki Hitit kentini ortaya çıkardı; bu kente kabartmalı sfenks kapısından girilirdi. Ancak 1935'te kazılar en beklenmedik destekçisine kavuştu: Atatürk, kendi cebinden verdiği 500 lirayla kazıların yeniden başlamasını sağladı; çalışmaları Remzi Oğuz Arık ve Hamit Koşay yönetti.

Bulunanlar höyüğün önemini yeniden yazdı. MÖ 2850-2450 arasına tarihlenen on dört çukur mezar, Ur'un Kral Mezarları ve Truva'nın ikinci tabakasıyla çağdaş 'Kral Mezarları'ydı. Her mezar ahşap kirişlerle örtülü, yaklaşık 1,5 metre derinliğinde basit bir çukurdu; ölüler dizleri kıvrık, batıya bakar şekilde gömülmüştü. Çevrelerinde platformlara yerleştirilmiş boğa başları ve boynuzları duruyordu.

Mezar hediyeleri, dönemine göre şaşırtıcıydı. Altın fibulalar, diademler, kemer tokaları ve dövme altın levha figürler ölülerin üzerindeydi. Dördü tunçtan, üçü gümüşten yedi metal heykelcik bulundu. Kadına ait H mezarında altın bir diadem, bakır topuz başları, tunç bir güneş kursu, hayvan heykelcikleri, altın-gümüş süsler, altın ve toprak kaplar, baltalar, beş çift altın ikiz idol ve üç kadın figürini vardı. Yine bir kadına ait A mezarında altın diadem, dört güneş kursu, bir hayvan heykelciği, metal süsler, demirden bir nesnenin parçaları ve iki insan biçimli metal figürin ele geçti.

Bütün bu zenginlikler arasında en gizemli olanı tunç kurslardı. Bakırdan dökülen, çoğu düz daire, yarım daire veya kare biçiminde olan bu kurslar, çubuklarla, haçlarla ve gamalı haç motifleriyle işlenmişti; bazılarının üzerinde kaide üstünde boğa veya geyik figürleri vardı. İşlevleri hâlâ tartışılıyor. Kazıcı Leonard Woolley, mezarların 'bir dönemin sonuna ait' göründüğünü, yangın tabakası ve yanmış bir kaleyle işaretlendiğini, bu kültürün Kültepe döneminde sürmediğini belirtmişti.