Efes: Antik Metropolün Uyanışı

Bir balık, bir yaban domuzu ve sürgün bir prens — antik dünyanın en büyük kentlerinden birinin efsanevi doğuş hikâyesi böyle başlar. Onu zengin eden deniz çekilip gitti, ama kent ayakta kaldı.

Arkeolojik buluntular · 3 dakika ·

Efes: Antik Metropolün Uyanışı
Benh LIEU SONG, CC BY-SA 3.0, via Wikimedia Commons

Efes'in bulunduğu topraklarda insan izleri, mermer sütunlar yükselmeden binlerce yıl önce başlar. Arvalya ve Çukuriçi höyüklerindeki kazılar, bölgenin MÖ 6000 yıllarında, Neolitik Çağ'da yerleşime açıldığını gösterir. Bronz Çağı'nda Ayasuluk Tepesi'nde bir yerleşim kurulmuş, Hitit kaynakları burada Arzava Krallığı'nın başkenti Apaša'dan söz etmiştir — bilim insanlarına göre bu isim, 'Efes' adının kökenidir. 1954'te Aziz Yuhanna Bazilikası kalıntıları yakınında bulunan, MÖ 1500-1400 yıllarına tarihlenen Miken mezarlığı, Yunan dünyasının Anadolu'nun bu köşesine erken ulaştığının izidir.

Kentin Yunan tarihi, MÖ 10. yüzyılda Attik ve İyonyalı kolonistlerin eski Arzava başkentinin üzerine Efes'i kurmasıyla başlar. Efsaneye göre kurucu, babası Kral Kodros'un ölümünden sonra Atina'yı terk etmek zorunda kalan Androklos'tur. Delfi kâhini ona, bir balık ve bir yaban domuzunun işaret ettiği yerde kent kuracağını söylemiştir. Androklos, İyonya'nın on iki kentini İyon Birliği çatısı altında birleştirmiş, Priene'yi savunurken bir savaşta hayatını kaybetmiştir. Köpeğiyle birlikte betimlenen görüntüsü, Hadrianus Tapınağı'nın frizinde yaşamayı sürdürür.

Efes'in kaderi, erken dönemde limanına bağımlı olan iç kesimdeki Lidya Krallığı'yla iç içe geçmiştir. MÖ 640 yılı civarında, Sart'a yapılan bir saldırının ardından Kimmer akıncıları Efes'i ve kutsal Artemis tapınağını yağmalamıştır. Yıllar sonra Lidya Kralı Krezüs kenti kuşatmış, ancak Efesliler kent surlarından Artemis kutsal alanına bir ip uzatarak kurtulmuşlardır. Krezüs bu olaydan sonra, yaptığı kutsallığa saygısızlığa kefaret olarak Artemis Tapınağı'nın yeniden inşasının başlıca destekçisi olmuştur.

MÖ 550 yılında tamamlanan bu tapınak, antik dünyanın Yedi Harikası'ndan biri hâline gelmiştir; coğrafyacı Pausanias'a göre antik dünyanın en büyük yapısıdır. Burada Yunan tanrıçası Artemis, Anadolu'nun ana tanrıçası Kybele ile birleşerek çok memeli 'Efes Hanımı' biçiminde tapınım görmüştür. Bugün özgün yapıdan neredeyse hiçbir iz kalmamıştır, ama ünü taşlardan daha uzun ömürlü olmuştur.

MÖ 129'da Roma Cumhuriyeti'nin denetimine giren Efes, altın çağına adım atmıştır. İmparator Augustus döneminde Asya Eyaleti'nin başkenti olmuş, nüfusu bazı tahminlere göre 200.000'i aşmıştır. Celsus Kütüphanesi ve İmparator II. Claudius döneminde başlanıp Trajan döneminde tamamlanan, 25.000 seyirci alabilen tiyatro gibi mermer anıtlar kentin her yanını süslemiştir. Efes, dönemin Akdeniz dünyasının en büyük kentlerinden biri olmuştur.