Gordion: Midas Höyüğü'ndeki Kral Mezarı

Ankara'nın güneybatısında, sıradan bir toprak yığını gibi görünen bir höyüğün altında, üç bin yıla yakın süredir dokunulmamış ahşap bir mezar odası ve efsanevi bir kral adı yatıyor: Midas.

Arkeolojik buluntular · 2 dakika ·

Gordion: Midas Höyüğü'ndeki Kral Mezarı
Stipich Béla, CC BY 2.5, via Wikimedia Commons

Ankara'ya 94 kilometre, Polatlı'ya 29 kilometre uzaklıkta, Sakarya Nehri ile Porsuk Çayı'nın birleştiği noktada kurulu Yassıhüyük köyü, Anadolu arkeolojisinin en önemli merkezlerinden birine ev sahipliği yapar. Burası, Frigya'nın antik başkenti Gordion'dur. Yerleşim, MÖ 2300 civarından MS 4. yüzyıla kadar kesintisiz, ardından 13. ve 14. yüzyıllarda yeniden görülür. Kentin, Lidya'yı Asur ve Babil'e bağlayan ana yolun kavşağında bulunması, verimli topraklara ve nehir geçişine hâkimiyeti nedeniyle onu stratejik bir merkez hâline getirmiştir.

Gordion'daki ilk kazılar 1900'lerin başında Gustav ve Alfred Körte tarafından başlatıldı. 1950-1973 yılları arasında ise Pennsylvania Üniversitesi Arkeoloji ve Antropoloji Müzesi'nin denetiminde, Rodney Young başkanlığında çok daha kapsamlı kazılar yürütüldü. Ortaya çıkan höyük yaklaşık 13,5 hektarlık bir alanı kaplıyordu; en parlak döneminde ise yerleşim 100 hektara ulaşan bir alana yayılmıştı. Gordion, Frig uygarlığının tipik örneği sayılır.

Gordion'un en dramatik anı MÖ 800 civarında yaşanır: höyüğün doğu kesimini kaplayan büyük bir yangın. Young bu yıkımı önceleri MÖ 700 civarındaki bir Kimmer akınına bağlamıştı; Strabon ve Eusebius gibi sonraki yazarlar bu olayı Kral Midas'ın ölümüyle ilişkilendirmiştir. Ancak bu yangın arkeoloji için beklenmedik bir armağan sundu: binaları ve yüzlerce nesneyi beş metreye varan bir kil tabakasının altında mühürleyerek, Anadolu'da eşi görülmemiş biçimde korunmuş bir seçkinler bölgesi bıraktı.

Yangının dondurduğu yapılar arasında, çakıl taşı mozaik tabanlı anıtsal megaronlar ve yüz metreyi aşan uzunluktaki Teras Yapı Kompleksi vardı; burada tahıl öğütülür, yemek pişirilir, dokuma yapılırdı. Hâlâ on metre yüksekliğinde ayakta duran Doğu Kale Kapısı, Anadolu'daki en iyi korunmuş örnek olarak Frig krallarının gücünü yansıtır.

Bu yangından önce, MÖ 850 civarında, Gordion sakinleri sonraki yüzyıllara damga vuracak bir geleneği başlatmıştı: tümülüs gömüsü. O dönemde inşa edilen W Tümülüsü, Anadolu'da bilinen en eski örnektir ve kentin çevresinde zamanla yaklaşık 85 tümülüsün oluşmasına yol açan seçkin gömü geleneğinin başlangıcıdır; bu uygulamanın Balkanlar'dan gelen Frig göçmenlerince taşındığı düşünülür.