Tarım Mumyaları: Çölün Ortasındaki Beklenmedik Yüzler

Bir zamanlar nehirlerin aktığı bu çölde, kızıl saçlı bir adam üç bin yıldır tartan pantolonuyla saklı bekliyordu — ve genleri kimsenin beklemediği bir hikâye fısıldıyor.

Arkeolojik buluntular · 3 dakika ·

Tarım Mumyaları: Çölün Ortasındaki Beklenmedik Yüzler
Martonkurucz, CC BY-SA 4.0, via Wikimedia Commons

20. yüzyılın başında Sven Hedin, Albert von Le Coq ve Sir Aurel Stein gibi Avrupalı kaşifler, Orta Asya'da tarihî eser ararken çölün fazlasıyla iyi koruduğu bir şeye rastladılar: kurumuş ama bozulmamış insan bedenleri, saçları hâlâ sarışından kızıla, koyu kahverengiye kadar örgüler halinde duran mumyalar. Bu buluntular, Tarım Havzası'nın doğu ve güney uçlarında —Lop Nur, Turfan yakınındaki Subeşi, Loulan, Kumul ile güneyde Hotan, Niya ve Çerçen çevresinde— dağılmış hâldeydi.

En eski mumyalar MÖ 2000 yılına kadar uzanıyor; o dönemde şimdi çölleşmiş olan havza hâlâ tatlı su kaynaklarıyla besleniyor, nehir kenarındaki vahalarla canlıydı. Burada yaşayanlar tarım ve hayvancılıkla geçinen topluluklardı. Uzun süre bu ilk sakinlerin batıdaki Tunç Çağı bozkır halklarından —Afanasievo çobanları veya Bactria-Margiana kültürü— geldiği düşünüldü. Ancak Qäwrighul'da bulunan en eski mumyalar üzerine yapılan genetik analizler farklı bir tablo ortaya koydu: bu erken nüfus, komşularından tarım ve çobanlık pratiklerini ödünç almış olsa da, kendi içinde genetik olarak izole bir topluluktu; Batı bozkırlarına ait genetik izlere rastlanmadı.

Bu izolasyon kalıcı olmadı. Havzanın batısında, MÖ 1600-1400 arasına tarihlenen Geç Tunç Çağı bir yerleşimde yapılan incelemeler, sakinlerinin büyük ölçüde Sintashta ve Andronovo kültürlerinden geldiğini, buna BMAC (yüzde 10) ve daha eski Tarım nüfusundan (yüzde 12) katkıların eklendiğini gösterdi. Buradaki bireylerin neredeyse tamamı R-M17 Y-DNA haplogrubunu taşıyordu — yüzyıllar önceki izole kurucu nüfustan çarpıcı bir farklılık.

En çarpıcı buluntulardan biri, 'Ur-David' de denen Çerçen Adamı'dır: MÖ 1000 yılına ait, uzun boylu, kızıl saçlı bu adam kırmızı kabartma dokulu bir tunikle tartan desenli bir pantolon giyerek gömülmüştü. Yanında, başında kırmızı-mavi keçeden bir şapka bulunan, gözlerinin üzerine iki küçük taş yerleştirilmiş bir yaşındaki oğlu yatıyordu. Kızılcaqa'da bulunan ve 'kızıl saçlı güzellik' olarak anılan Hami Mumya da MÖ 1400-800 civarına tarihlenmektedir. Subeşi'de ise 'Subeşi'nin Cadıları' adı verilen, uzun siyah keçe koni şapkalar giyen mumyalar ve karnında at kılından dikişlerle kapatılmış cerrahi izi taşıyan bir adam bulunmuştur.

Tekstil uzmanı Elizabeth Wayland Barber, Çerçen Adamı'nın tartan desenli kumaşını inceledikten sonra bunun Hallstatt kültürüyle ilişkili tuz madenlerinden çıkan parçalarla benzerlik taşıdığını öne sürmüştür. Tekstil uzmanı Irene Good ise diyagonal dimi dokumasını, bu tekniğin bilinen en doğu örneği olarak nitelendirmiş ve bunun gelişmiş bir dokuma tezgâhına işaret ettiğini belirtmiştir.