Süleymaniye: Sinan'ın "Kalfalık" Eseri

Londra'nın gürültülü Kingsland Yolu'nda, Britanya'nın en yüksek minaresi sessizce göğe uzanır. Ama bu hikâye, Mimar Sinan'ın on altıncı yüzyıl İstanbul'unda değil, 1990'ların Hackney semtinde başlar.

Mimari yapılar ve anıtlar · 2 dakika ·

Süleymaniye: Sinan'ın "Kalfalık" Eseri
Syman Djafer, CC BY-SA 3.0, via Wikimedia Commons

Londra'nın Haggerston semtinde, Kingsland Yolu üzerinde yürüyen biri, sıradan dükkânlar ve sıra evler arasında aniden Osmanlı tarzı bir kubbe ve gökyüzüne uzanan bir minareyle karşılaşır. Bu, Süleymaniye Camii'dir; Hackney'deki Türk toplumuna ve Müslümanlara hizmet eden, bölgenin simgesi hâline gelmiş bir ibadethanedir.

Adını İstanbul'daki, Mimar Sinan'ın on altıncı yüzyılda inşa ettiği büyük Süleymaniye Camii'yle paylaşsa da, Londra'daki bu yapı tamamen farklı bir binadır ve Sinan'ın mimarisiyle herhangi bir tasarım bağı taşımaz. Bu, yirminci yüzyılın son yıllarında, İstanbul'dan çok uzakta bir toplum tarafından hayata geçirilmiş modern bir yapıdır.

Caminin hikâyesi, İngiltere Türk İslam Kültür Merkezi'nin (UKTICC) vizyonu ve finansmanıyla başlar. İnşaat 1994 yılında başlamış, bu proje yeni bir yurt edinen bir toplumun manevi ve kültürel bir yuva kurma arzusundan doğmuştur. Beş yıllık bir inşaat sürecinin ardından cami, Ekim 1999'da halka açılmıştır.

Ortaya çıkan yapı mütevazı bir namazgâh değildi. Tamamlanan cami toplam 8.000 metrekarelik bir taban alanına sahiptir ve şehirdeki türünün en büyük dini yapılarından biri olmuştur. Osmanlı tarzı mimarisiyle cami, aynı anda 3.000 kişiye kadar cemaati ağırlayabilme kapasitesine sahiptir.

Ancak Süleymaniye Camii sadece bir ibadet mekânı olarak tasarlanmamıştır. Planlayıcılar yapıya bir konferans ve düğün salonu, dini ve toplumsal eğitim için derslikler ve cenaze töreni tesisleri eklemiştir. Hatta Marathon School öğrencilerine konaklama imkânı da sunulmakta, böylece eğitim, ibadet ve kutlamalar aynı çatı altında iç içe geçmektedir.