Mostar Köprüsü: Yıkılan ve Yeniden Doğan
427 yıl boyunca Neretva'nın üzerinde taştan bir gökkuşağı gibi durdu. 1993'te birkaç gün içinde yok oldu.
Tamamlanan eserinin iskeleleri söküldüğü gün, mimar Hayreddin'in kendi cenazesine hazırlandığı rivayet edilir. Kendisine, ölüm cezası tehdidiyle, o güne dek görülmemiş genişlikte bir kemer inşa etme görevi verilmişti: Mostar kasabasında Neretva Nehri'nin vahşi vadisi üzerine atılacak bir köprü. Sultan Kanuni Süleyman, 1557'de, tehlikeli biçimde sallanan eski ahşap asma köprünün yerine bu yapıyı sipariş etmişti; dönemin coğrafyacısı Katip Çelebi'ye göre bu eski köprü, geçenlerin ölüm korkusuyla titrediği kadar sallanıyordu.
Mimar Sinan'ın öğrencisi olan Hayreddin, 1566'da beklenenin ötesinde bir başarıya imza attı. 456 kalıp taştan inşa edilen tek kemerli köprü, nehirden 24 metre yükseklikte, 30 metre uzunluğunda ve yalnızca 4 metre genişliğindeydi. Tamamlandığında dünyanın en geniş insan yapımı kemeriydi. Köprü, adını çevresindeki kente de vererek Mostar'ı Hersek bölgesinin önemli bir merkezi haline getirdi; şehir adını, köprüyü koruyan mostari, yani köprü bekçilerinden alıyordu.
Köprü yalnızca bir nehri geçmiyordu; şehri de bir arada tutuyordu. Yüzyıllar boyunca Mostar'ın Müslüman ve Hırvat kesimlerini birbirine bağladı. Geleneğe göre şehrin genç erkekleri, nişanlılarına cesaretlerini kanıtlamak için düğün öncesi köprüden atlarlardı; böylece köprü yalnızca bir geçit değil, aynı zamanda bir sahne haline geldi.
Bu yüzyıllık birlikte yaşama simgesi, 1990'ların başında savaşın kurbanı oldu. Bosna-Hersek'te iç savaş patlak verdiğinde köprüye ilk saldırıyı 1992'de Bosnalı Sırplar düzenledi. 9 Kasım 1993'te Hırvat tankları çok daha yıkıcı bir saldırı başlattı ve köprü aynı gün tamamen çöktü; devasa taşları Neretva'nın sularına gömüldü. Köprü, 427 yıldır ayaktaydı.
Yıkım, salt askeri bir hesaptan çok daha fazlasını ifade ediyordu. Köprünün yıkılması, Mostar'ın çok uluslu mirasının reddi anlamına geliyordu; bazı araştırmacılar bunu bir tür 'hafıza katliamı' olarak nitelendirdi, çünkü köprü askeri bir hedeften çok, farklı toplulukların bağını simgeliyordu. Yine de savaşın sona ermesinin ardından, 2017'de eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, köprünün meşru bir askeri hedef olduğuna hükmetti.
Mimari kategorisinden
Stonehenge: Taşların Sırrı
4.500 yıldan uzun süredir bir taş halkası, yılda yalnızca iki gün doğan ve batan güneşi izliyor — ve bunun neden yapıldığını bugün kesin olarak bilen yok.
Pantheon: 2000 Yıldır Ayakta Duran Kubbe
İki bin yıl önce dökülen bir beton kubbe, hâlâ dünyanın en büyük donatısız beton kubbesi unvanını taşıyor — ve gökyüzüne açılan deliğinden hâlâ yağmur süzülüyor.
Süleymaniye: Sinan'ın "Kalfalık" Eseri
Londra'nın gürültülü Kingsland Yolu'nda, Britanya'nın en yüksek minaresi sessizce göğe uzanır. Ama bu hikâye, Mimar Sinan'ın on altıncı yüzyıl İstanbul'unda değil, 1990'ların Hackney semtinde başlar.
Hoover Barajı: Çölü Yenen Beton
Black Kanyon'un kavurucu sıcağında binlerce işçi, dünyanın o zamana kadar gördüğü en büyük beton yapıyı inşa etti — ve bunu planlanandan iki yıl önce, yüzden fazla insanın hayatı pahasına tamamladı.
Neuschwanstein: Masal Şatosu ve "Deli Kral"
Kendi sarayından kaçmak isteyen bir kral, dünyanın en ünlü masal şatosunu inşa ettirdi — ama içinde yaşamaya ömrü yetmedi.
Mont Saint-Michel: Gelgitlerin Manastırı
Günde iki kez deniz, adaya açılan yolu tamamen yutar — ve bu tek gerçek, bir kaleyi bin yıl boyunca fethedilmez kıldı.