Bigfoot: Ormanın Dev Ayak İzleri
Bir greyder operatörü, Kaliforniya ormanının çamurunda 16 inçlik (yaklaşık 41 santimetre) ayak izleri bulur — ve gazeteler haberi büyüttüğünde Amerika'nın en dayanıklı efsanelerinden biri doğar.
1958'de Kaliforniya'nın Humboldt bölgesinde bir kereste şirketi için arazi düzleyen Jerry Crew, Six Rivers Ulusal Ormanı'nın çamurunda insana benzeyen, 16 inç (yaklaşık 41 santimetre) uzunluğunda ayak izleriyle karşılaştı. Bu izler kimseye ait değildi. İş arkadaşlarına anlattığında birkaçı benzer izler gördüğünü, hatta 450 librelik (200 kilogram) bir varilin açıklanamaz şekilde yerinden hareket ettirildiğini söyledi.
Oduncular gizemli yaratığa 'Bigfoot' adını taktılar. Önce birinin şaka yaptığını düşünen Crew, sonunda bir izin alçı kalıbını çıkararak Humboldt Times gazetesi muhabiri Andrew Genzoli'ye götürdü. 6 Ekim 1958'de gazete, Crew'ün kalıbı tutarken çekilmiş fotoğrafını manşete taşıdı. Haber hızla yayıldı, New York Times ve Los Angeles Times bile konuya el attı ve 'Bigfoot' adı bir gecede Amerikan diline girdi.
Yaratık folklorda yeni değildi, ama adı yeniydi. 1929'da yerli işleri memuru J.W. Burns, Sts'ailes halkından derlediği öyküleri Maclean's dergisinde yayımlamış ve Halkomelemce sásq'ets ('yabani insan') sözcüğünden 'Sasquatch' terimini türetmişti. Burns, dağlarda, tünellerde ve mağaralarda yaşadığına inanılan kıllı bir insan topluluğunu tarif etmişti. Türkçe kaynaklara göre yaratığın ayak izlerini gördüğü söylenen ilk kişi, 1811'de İngiliz kâşif David Thompson'dı.
Yıllar içinde Bigfoot tasvirleri değişse de bazı ortak noktalar öne çıkıyor: kara, koyu kahverengi ya da kızılımsı kıllarla kaplı, kaslı, iki ayaklı bir varlık; genelde 1,8-2,7 metre, kimi anlatılarda ise 3-4,5 metreye kadar uzanan bir boy. Görgü şahitleri geniş omuzlar, görünmeyen bir boyun ve uzun kollar tarif ediyor — şüpheciler bunun ayakları üzerinde durmuş bir ayıyla karıştırılmadan kaynaklandığını söylüyor.
1971'de Oregon'un The Dalles kasabasında birkaç sakin, 'aşırı büyümüş bir maymun' gördüklerine dair polise resmi şikâyette bulundu. Şikâyetçilerden biri, yaratığı tüfeğinin dürbününde gördüğünü ama tetiği çekemediğini, çünkü hayvandan çok insana benzediğini söylemişti. Bigfoot Discovery Müzesi'nin sahibi Michael Rugg ise yaratığı kokladığını iddia etmiş, bunu ölü hayvanlara ve çöp çukuruna yuvarlanmış bir kokarcaya benzetmişti.
Mitoloji kategorisinden
Kalevala: Finlandiya'nın Büyülü Şarkıları
Bir taşra hekimi, elinde sadece bir defterle Karelya ormanlarına daldı ve geri döndüğünde bir ulusun ruhunu taşıyordu.
Ra'nın Güneş Kayığı: Mısır Mitlerinde Bir Gün
Eski Mısırlılara göre güneş her akşam bir kayığa biner ve doğruca ölüler diyarına yelken açardı — ve şafak yeniden doğmadan önce devasa bir yılanla savaşması gerekirdi.
Yeti: Himalayaların Karlar Adamı
21.000 fitte bulunan tuhaf izler, bir albayı kurt sanmaya itti — ama Şerpa rehberleri, dünyaya bir yüzyıl boyunca yaşayacak bir isim armağan etti.
Orlando Furioso: Çılgına Dönen Şövalye
Şarlman'ın en sadık şövalyesi, bir kılıç darbesiyle değil, aşk yüzünden aklını kaybeder. Onu iyileştirmek için bir dostu uçan bir atla Ay'a gitmek zorunda kalır.
Dönüşümler: Ovidius'un Mitoloji Hazinesi
Augustus tarafından sürgüne gönderilmeden önceki son yıllarında bir şair, tanrıların da insanların da hiçbir biçimde sabit kalamadığı bir dünyayı anlatan bir şiir tamamladı — ve bu şiir imparatorluklardan daha uzun yaşadı.
Kayıp Cennet: Milton'ın İsyankâr Meleği
Kör bir şair, karanlıkta dize dize dikte ettirdiği bir destanla Tanrı'nın yollarını insanlara açıklamaya cüret etti — ve bu yolda Cehennem'in hükümdarını unutulmaz kıldı.