Borobudur: Cangıldaki Taş Mandala

Yüzyıllarca volkanik kül ve sarmaşıklar altında sessizce bekleyen bir taş dağ, sömürge valisinin merakı sayesinde yeniden gün ışığına çıktı.

Mimari yapılar ve anıtlar · 2 dakika ·

Borobudur: Cangıldaki Taş Mandala
Gunawan Kartapranata, CC BY-SA 3.0, via Wikimedia Commons

Orta Java'nın verimli Kedu Ovası'nda, Sundoro-Sumbing ve Merbabu-Merapi ikiz yanardağları arasında, Progo ve Elo nehirlerinin kucağında yükselen Borobudur, sadece bir tapınak değil, insan eliyle inşa edilmiş bir dağdır. Sailendra Hanedanlığı döneminde inşa edilen yapının, hanedanın gücünün zirvede olduğu MS 760-830 döneminde, muhtemelen MS 800 civarında kurulduğu tahmin edilmektedir. İnşaatın 75 yıl sürdüğü ve 825 yılında, Samaratungga'nın hükümdarlığı sırasında tamamlandığı düşünülmektedir. Her biri yaklaşık 40 kilogram ağırlığındaki iki milyon taş blok, altı kare ve üç dairesel olmak üzere dokuz kat platformu ve bunların üzerindeki merkezi kubbeyi oluşturmak için birleştirilmiştir.

Yapı, adanmışlığın olağanüstü bir tuvalidir. 2.672 rölyef ve bunların arasında duvarlar ile korkuluklara işlenmiş 1.460 anlatı sahnesi, hacıları koridorlar ve merdivenlerden geçirerek aydınlanma yoluna benzeyen bir yolculuğa çıkarır. Başlangıçta 504 Buda heykeli tapınağı süslerken, merkezi kubbenin çevresinde delikli stupalar içinde oturan 72 heykel daha yer almıştır. Kuş bakışı bakıldığında bütün yapı, taşa kazınmış kozmik bir çizim olan mandala şeklini gösterir.

Borobudur'un tasarımı iki ruhani geleneği birleştirir: Endonezya'nın yerli atalar kültü ile Budist nirvana arayışı. Kedu bölgesinde bulunan 824 tarihli Karangtengah yazıtı ve 842 tarihli Tri Tepusan yazıtı, muhtemelen Borobudur'un kendisine işaret eden kutsal bir yapıdan bahseder; bu yapının, Samaratungga'nın kızı Pramodhawardhani tarafından açıldığı ve Boddhisattva mertebelerinin erdemlerini birleştiren bir dağ anlamına gelen Bhūmisambhāra adıyla ilişkili olduğu belirtilir.

Tapınağın adı iki yüzyıldır araştırmacıları düşündürmüştür. Borobudur'u dünyaya tanıtan Stamford Raffles, 1817'de yapıyı 'Bóro Bódo' olarak kaydetmiş, 'Boro'nun bir bölge adı, 'bódo'nun ise 'eski' anlamına geldiğini öne sürmüştür. Diğer araştırmacılar 'büyük Buda' ya da 'yüksek bir yerdeki Buda manastırı' gibi anlamlar önermiş, ancak kesin bir açıklama üzerinde henüz uzlaşılamamıştır.

20. yüzyıl başlarındaki restorasyon çalışmaları sırasında Hollandalı mühendis Theodoor van Erp, Borobudur'un yakınındaki Pawon ve Mendut adlı iki Budist tapınağıyla düz bir hat üzerinde bulunduğunu keşfetmiştir; bu üç tapınak arasında ritüel bir ilişki olduğu düşünülse de bunun tam niteliği bilinmemektedir. Bazı araştırmacılar ayrıca tapınağın bir zamanlar bir gölle çevrili olabileceğini öne sürmüş, bu varsayım 20. yüzyıl boyunca arkeologlar arasında yoğun tartışmalara konu olmuştur.