Borobudur: Cangıldaki Taş Mandala
Yüzyıllarca volkanik kül ve sarmaşıklar altında sessizce bekleyen bir taş dağ, sömürge valisinin merakı sayesinde yeniden gün ışığına çıktı.
Orta Java'nın verimli Kedu Ovası'nda, Sundoro-Sumbing ve Merbabu-Merapi ikiz yanardağları arasında, Progo ve Elo nehirlerinin kucağında yükselen Borobudur, sadece bir tapınak değil, insan eliyle inşa edilmiş bir dağdır. Sailendra Hanedanlığı döneminde inşa edilen yapının, hanedanın gücünün zirvede olduğu MS 760-830 döneminde, muhtemelen MS 800 civarında kurulduğu tahmin edilmektedir. İnşaatın 75 yıl sürdüğü ve 825 yılında, Samaratungga'nın hükümdarlığı sırasında tamamlandığı düşünülmektedir. Her biri yaklaşık 40 kilogram ağırlığındaki iki milyon taş blok, altı kare ve üç dairesel olmak üzere dokuz kat platformu ve bunların üzerindeki merkezi kubbeyi oluşturmak için birleştirilmiştir.
Yapı, adanmışlığın olağanüstü bir tuvalidir. 2.672 rölyef ve bunların arasında duvarlar ile korkuluklara işlenmiş 1.460 anlatı sahnesi, hacıları koridorlar ve merdivenlerden geçirerek aydınlanma yoluna benzeyen bir yolculuğa çıkarır. Başlangıçta 504 Buda heykeli tapınağı süslerken, merkezi kubbenin çevresinde delikli stupalar içinde oturan 72 heykel daha yer almıştır. Kuş bakışı bakıldığında bütün yapı, taşa kazınmış kozmik bir çizim olan mandala şeklini gösterir.
Borobudur'un tasarımı iki ruhani geleneği birleştirir: Endonezya'nın yerli atalar kültü ile Budist nirvana arayışı. Kedu bölgesinde bulunan 824 tarihli Karangtengah yazıtı ve 842 tarihli Tri Tepusan yazıtı, muhtemelen Borobudur'un kendisine işaret eden kutsal bir yapıdan bahseder; bu yapının, Samaratungga'nın kızı Pramodhawardhani tarafından açıldığı ve Boddhisattva mertebelerinin erdemlerini birleştiren bir dağ anlamına gelen Bhūmisambhāra adıyla ilişkili olduğu belirtilir.
Tapınağın adı iki yüzyıldır araştırmacıları düşündürmüştür. Borobudur'u dünyaya tanıtan Stamford Raffles, 1817'de yapıyı 'Bóro Bódo' olarak kaydetmiş, 'Boro'nun bir bölge adı, 'bódo'nun ise 'eski' anlamına geldiğini öne sürmüştür. Diğer araştırmacılar 'büyük Buda' ya da 'yüksek bir yerdeki Buda manastırı' gibi anlamlar önermiş, ancak kesin bir açıklama üzerinde henüz uzlaşılamamıştır.
20. yüzyıl başlarındaki restorasyon çalışmaları sırasında Hollandalı mühendis Theodoor van Erp, Borobudur'un yakınındaki Pawon ve Mendut adlı iki Budist tapınağıyla düz bir hat üzerinde bulunduğunu keşfetmiştir; bu üç tapınak arasında ritüel bir ilişki olduğu düşünülse de bunun tam niteliği bilinmemektedir. Bazı araştırmacılar ayrıca tapınağın bir zamanlar bir gölle çevrili olabileceğini öne sürmüş, bu varsayım 20. yüzyıl boyunca arkeologlar arasında yoğun tartışmalara konu olmuştur.
Mimari kategorisinden
Stonehenge: Taşların Sırrı
4.500 yıldan uzun süredir bir taş halkası, yılda yalnızca iki gün doğan ve batan güneşi izliyor — ve bunun neden yapıldığını bugün kesin olarak bilen yok.
Pantheon: 2000 Yıldır Ayakta Duran Kubbe
İki bin yıl önce dökülen bir beton kubbe, hâlâ dünyanın en büyük donatısız beton kubbesi unvanını taşıyor — ve gökyüzüne açılan deliğinden hâlâ yağmur süzülüyor.
Süleymaniye: Sinan'ın "Kalfalık" Eseri
Londra'nın gürültülü Kingsland Yolu'nda, Britanya'nın en yüksek minaresi sessizce göğe uzanır. Ama bu hikâye, Mimar Sinan'ın on altıncı yüzyıl İstanbul'unda değil, 1990'ların Hackney semtinde başlar.
Mostar Köprüsü: Yıkılan ve Yeniden Doğan
427 yıl boyunca Neretva'nın üzerinde taştan bir gökkuşağı gibi durdu. 1993'te birkaç gün içinde yok oldu.
Hoover Barajı: Çölü Yenen Beton
Black Kanyon'un kavurucu sıcağında binlerce işçi, dünyanın o zamana kadar gördüğü en büyük beton yapıyı inşa etti — ve bunu planlanandan iki yıl önce, yüzden fazla insanın hayatı pahasına tamamladı.
Neuschwanstein: Masal Şatosu ve "Deli Kral"
Kendi sarayından kaçmak isteyen bir kral, dünyanın en ünlü masal şatosunu inşa ettirdi — ama içinde yaşamaya ömrü yetmedi.