Dolmabahçe: Boğazdaki Son Saray
Bir padişah, yıllık vergi gelirinin dörtte birini bir sarayı doldurmak için harcadı — ve o saray, imparatorluğundan daha uzun yaşadı.
Boğaziçi'nin bir zamanlar açık bir koy olduğu yerde, Osmanlı donanması yüzyıllarca demir attı. Zamanla dolan bu koy, padişahların hoşlandığı bir hasbahçeye dönüştü: dolma bahçe. On sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllar boyunca burada küçük ahşap köşkler yükseldi; bu topluluk uzun süre Beşiktaş Sahil Sarayı adıyla anıldı. Eski Topkapı Sarayı'nı çağının gerisinde bulan padişahlar için burası bir kaçış noktasıydı.
Otuz birinci Osmanlı padişahı Sultan Abdülmecid, hanedanın Avrupa saraylarıyla yarışabilecek görkemde bir yapıya ihtiyacı olduğuna karar verdi. İnşaat 1843'te Hacı Said Ağa'nın gözetiminde başladı; projeyi Ermeni saray mimarları Garabet Balyan, oğlu Nigoğayos Balyan ve Evanis Kalfa hayata geçirdi. 1853'te saray büyük ölçüde tamamlanmıştı, fakat o yıl sarayı ziyaret eden Fransız bir gezgin süslemelerin bitmediğini, mobilyaların henüz yerleştirilmediğini aktarır. Saray, Kırım Savaşı'nı sona erdiren Paris Antlaşması'nın ardından, 7 Haziran 1856'da resmen açıldı.
Maliyeti baş döndürücüydü: beş milyon Osmanlı lirası, yaklaşık 35 ton altın karşılığı — imparatorluğun yıllık vergi gelirinin dörtte biri kadar, günümüz değeriyle üç milyar dolara yakın bir meblağ. Hazine bu parayı para birimini değersizleştirerek, kâğıt para basarak ve dış borçlanmayla karşıladı; bu yük, Osmanlı Devleti'ni 1875'teki temerrüde ve 1881'de kurulan, Avrupa devletlerinin mali denetimindeki Düyun-ı Umumiye İdaresi'ne sürükleyen etkenlerden biri oldu. Abdülmecid'in kendisi bu muhteşem eserinde ancak beş yıl kadar yaşayabildi.
Doldurulan bu kıyıda yükselen yapı, imparatorluğun daha önce inşa ettiği hiçbir şeye benzemiyordu. Sarayın kendisi 45.000 metrekarelik bir alanı kaplarken, çevresindeki bahçe ve arazi toplamda 250.000 metrekareye ulaşıyordu. 285 oda, 46 salon, altı hamam ve 68 tuvaletiyle Dolmabahçe, Barok, Rokoko ve Neoklasik unsurları geleneksel Osmanlı yaşam düzeniyle harmanlıyordu. Denizden bakıldığında, Avrupa kıyısı boyunca yaklaşık 600 metre uzanan cephesi tamamen Avrupaî bir görünüm sunuyordu; ama içeride yapı katı biçimde Osmanlıydı: devlet işleri ve erkek ziyaretçiler için güney kanadı Mabeyn-i Hümâyûn, padişahın eşleri, gözdeleri ve annesi için sekiz birbirine bağlı daireden oluşan, dış dünyadan sıkı sıkıya yalıtılmış kuzey kanadı Harem-i Hümâyûn.
Mimari kategorisinden
Stonehenge: Taşların Sırrı
4.500 yıldan uzun süredir bir taş halkası, yılda yalnızca iki gün doğan ve batan güneşi izliyor — ve bunun neden yapıldığını bugün kesin olarak bilen yok.
Pantheon: 2000 Yıldır Ayakta Duran Kubbe
İki bin yıl önce dökülen bir beton kubbe, hâlâ dünyanın en büyük donatısız beton kubbesi unvanını taşıyor — ve gökyüzüne açılan deliğinden hâlâ yağmur süzülüyor.
Süleymaniye: Sinan'ın "Kalfalık" Eseri
Londra'nın gürültülü Kingsland Yolu'nda, Britanya'nın en yüksek minaresi sessizce göğe uzanır. Ama bu hikâye, Mimar Sinan'ın on altıncı yüzyıl İstanbul'unda değil, 1990'ların Hackney semtinde başlar.
Mostar Köprüsü: Yıkılan ve Yeniden Doğan
427 yıl boyunca Neretva'nın üzerinde taştan bir gökkuşağı gibi durdu. 1993'te birkaç gün içinde yok oldu.
Hoover Barajı: Çölü Yenen Beton
Black Kanyon'un kavurucu sıcağında binlerce işçi, dünyanın o zamana kadar gördüğü en büyük beton yapıyı inşa etti — ve bunu planlanandan iki yıl önce, yüzden fazla insanın hayatı pahasına tamamladı.
Neuschwanstein: Masal Şatosu ve "Deli Kral"
Kendi sarayından kaçmak isteyen bir kral, dünyanın en ünlü masal şatosunu inşa ettirdi — ama içinde yaşamaya ömrü yetmedi.