Borg ve McEnroe: Buz ile Ateş

Biri kortta hiç sesini yükseltmedi, diğeri hiç susmadı. Aralarında tenis tarihinin en unutulmaz iki maçı doğdu.

Rakipler ve dostluklar · 2 dakika ·

Borg ve McEnroe: Buz ile Ateş
Pruneau, CC BY-SA 3.0, via Wikimedia Commons

1980 yazında John McEnroe, Centre Court'a girerken tribünlerin ıslıklarıyla karşılandı. Az önce Jimmy Connors'la oynadığı yarı finalde hakemlerle atışmış, öfkeli çıkışlarıyla seyirciyi karşısına almıştı. Filenin diğer tarafında ise her zamanki soğukkanlılığıyla Björn Borg duruyordu; Açık Dönem'de eşi görülmemiş beşinci üst üste Wimbledon şampiyonluğunun peşindeydi.

Akabinde yaşananlar tenis tarihinin en iyi maçlarından biri olarak anılır. Dördüncü sette tie-break yirmi dakika sürdü. McEnroe beş maç sayısını, o tek sette toplam yedi maç sayısını kurtararak tie-break'i 18-16 kazandı. Ancak beşinci sette Borg'un servisini kıramadı ve İsveçli 8-6'lık skorla şampiyonluğunu sessiz bir dayanıklılıkla korudu.

Aralarındaki zıtlık hikâyenin kendisiydi. İsveçli Borg, baskı altında bile çatlamayan, soğuk ve neredeyse mekanik bir sakinlikle oynardı. Amerikalı McEnroe ise dâhice vuruşları kadar ünlü öfke patlamalarıyla tanınan, değişken bir enerjiydi. Gazeteciler bu ikiliyi anlatmak için iki kelime yeterli buldu: Ateş ve Buz.

McEnroe, Wimbledon'ın rövanşını aynı yıl US Open finalinde aldı; Borg'u beş sette yenerek yine efsaneleşen bir final ortaya çıkardı. İkili artık birbirini aşan başyapıtlar üretiyordu.

1981'de Wimbledon'da roller değişti. McEnroe finalde Borg'u yenerek İsveçli'nin All England Club'daki 41 maçlık galibiyet serisini bitirdi. Bir zamanlar yenilmez görünen Borg için çim kortlarda bir devir kapanıyordu.