Şerife Bacı: Kağnısıyla Destan Yazan Kadın

Kastamonu kışlasına varamadan, dondurucu bir kış gecesinde bir kağnının üzerinde, kundaktaki kızını mermilerin arasına yerleştirip üzerine abanmış halde bulundu. O günden sonra adı bir milletin hafızasına kazındı.

Bilinmeyen kahramanlar · 2 dakika ·

Şerife Bacı: Kağnısıyla Destan Yazan Kadın
No machine-readable author provided. Aydintiryaki assumed (based on copyright claims)., Public domain, via Wikimedia Commons

Şerife, 1900'lerin başında Kastamonu Vilayeti'nin Seydiler nahiyesine bağlı Satı Köyü'nde dünyaya geldi. On altı yaşında evlendi, ancak düğününden yalnızca iki ay sonra Birinci Dünya Savaşı patlak verdi ve kocası cepheye çağrıldı. Altı ay sonra eşinin Çanakkale'de şehit düştüğü haberi geldi; o dönemin Anadolu kadınlarının çoğu gibi Şerife de evliliğinin daha başında dul kalmıştı.

Köylüler ona ikinci bir evlilik ayarladı: cephede geçirdiği bir bomba patlamasında sol bacağını ve bir gözünü kaybetmiş, Topal Yusuf adıyla bilinen bir gaziyle. Bu evliliğin üçüncü yılında Şerife, Elif adını verdiği bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Köyde Şerife Gelin diye anılırdı ve herkese, her işe elinden geldiğince yardım eden biri olarak hatırlanırdı.

1921 kışına gelindiğinde, Yunan kuvvetlerine karşı sürdürülen Kurtuluş Savaşı, kadınlar dahil tüm halktan fedakarlık istiyordu. Deniz yoluyla İnebolu'ya getirilen cephanenin cepheye ulaştırılması gerekiyordu ve köylüler bu görev için çağrıldı. Şerife, iki aylık kızı Elif'i kundağa sararak yanına alıp, kağnısıyla top güllelerini İnebolu'dan Ankara'ya taşıyan kafileye katıldı.

Yolculuk sıradan koşullarda bile ağırdı; o kış ise özellikle sertti. Kafile Kastamonu kışlasına yaklaştığında Şerife artık ilerleyemedi. Kağnısının üzerinde donarak öldüğü bulundu; kızını örttüğü yorganın üzerine abanmış, mermilerin arasına yerleştirdiği bebeğini son bedensel sıcaklığıyla korumaya çalışmış gibiydi.

Üzerindeki kıyafetlerden Seydilerli olduğu düşünülerek cenazesi oraya nakledildi, ancak nereye ve nasıl defnedildiği hiçbir zaman öğrenilemedi. Yıllar sonra, 1972'de, Çanakkale gazisi ve Kastamonu yöresinde nahiye müdürlüğü yapmış Mustafa Nurettin Peker, kendisiyle röportaj yapan bir gazeteciye, şehit ananın kimliğini araştırdığını anlattı. Şehit ananın Devrekâni'ye bağlı Seydiler Nahiyesi'nin Satı Köyü'nden Şerife olduğunu, kağnıda ağlayan yavrusunun ise Sıdıka adını taşıdığını ve birkaç yıl önce vefat ettiğini tespit etti — bu isim, köyün hafızasında yer eden Elif adından farklıydı.