Ayasofya: 1500 Yıllık Kubbenin Hikayesi
Aynı toprak parçası üzerinde art arda üç kilise yanıp yıkıldı — ve sonunda yükselen yapı, imparatorlukları da inançları da geride bırakarak bugüne ulaştı.
Hikaye, bugün görülen muazzam kubbeyle değil, bir yangınla başlar. 360 yılında İmparator II. Constantius, 'Büyük Kilise' anlamına gelen Magna Ecclesia'yı, imparatorluk sarayının yakınında ahşap çatılı bir bazilika olarak açtı. İnşaatını Hristiyanlığı resmî din ilan eden babası Büyük Konstantin başlatmıştı. Bu ilk Ayasofya, 404 yılında Patrik Aziz İoannis Hrisostomos'un sürgüne gönderilmesi üzerine patlak veren isyanlarda yanarak yok oldu.
Yerine, İmparator II. Theodosius'un emriyle ikinci bir kilise inşa edildi ve 10 Ekim 415'te açıldı. Mimar Rufinos'un tasarladığı bu yapı da ahşap çatılı, beş nefli bir bazilikaydı; 381'de gerçekleşen ve gelenekte Birinci İstanbul Konsili olarak bilinen İkinci Ekümenik Konsil'e Aya İrini ile birlikte ev sahipliği yaptığı sanılır. Ama bu ikinci Ayasofya da aynı kaderi paylaştı: 13-14 Ocak 532'deki Nika Ayaklanması sırasında yakılıp yıkıldı. 1935'teki kazılarda bu yapıya ait sütunlar, başlıklar, on iki havariyi temsil eden kuzu kabartmalı mermer bloklar gün yüzüne çıktı.
Bu yıkımın ardından benzersiz bir eser doğdu. İmparator I. Justinianus, Miletli İsidoros ve Trallesli Antemius'a üçüncü Ayasofya'yı yaptırdı. 532-537 yılları arasında, yaklaşık 10.000 işçinin çalıştığı ve büyük bir servetin harcandığı bu inşaat, dünyanın en büyük iç mekânını ve ilk tam kubbe geçişli yapılarından birini ortaya çıkardı — mimarlık tarihini değiştiren bir mühendislik atılımıydı. Kullanılan sütun, kapı ve taşların bazıları daha eski tapınaklardan getirilmişti, bu da binaya kendi içinde katmanlı bir tarih kazandırdı.
Ayasofya, Cluny'deki manastır kilisesi 12. yüzyılda tamamlanana dek beş yüz yılı aşkın süre dünyanın en büyük kilisesi olarak kaldı. Konstantinopolis Patrikliği'nin katedrali ve Doğu Ortodoks Kilisesi'nin ruhani merkeziydi. Ancak kubbesi kusursuz değildi: 7 Mayıs 558'de, binanın doğu kısmıyla birlikte bir kez çöktü. Miletli İsidoros onarımı üstlendi; dışarıdan payandalar, alçak bir kasnak ve yükü hafifletmek için kırk pencere ekleyerek kubbeyi yükseltti.
Mimari kategorisinden
Stonehenge: Taşların Sırrı
4.500 yıldan uzun süredir bir taş halkası, yılda yalnızca iki gün doğan ve batan güneşi izliyor — ve bunun neden yapıldığını bugün kesin olarak bilen yok.
Pantheon: 2000 Yıldır Ayakta Duran Kubbe
İki bin yıl önce dökülen bir beton kubbe, hâlâ dünyanın en büyük donatısız beton kubbesi unvanını taşıyor — ve gökyüzüne açılan deliğinden hâlâ yağmur süzülüyor.
Süleymaniye: Sinan'ın "Kalfalık" Eseri
Londra'nın gürültülü Kingsland Yolu'nda, Britanya'nın en yüksek minaresi sessizce göğe uzanır. Ama bu hikâye, Mimar Sinan'ın on altıncı yüzyıl İstanbul'unda değil, 1990'ların Hackney semtinde başlar.
Mostar Köprüsü: Yıkılan ve Yeniden Doğan
427 yıl boyunca Neretva'nın üzerinde taştan bir gökkuşağı gibi durdu. 1993'te birkaç gün içinde yok oldu.
Hoover Barajı: Çölü Yenen Beton
Black Kanyon'un kavurucu sıcağında binlerce işçi, dünyanın o zamana kadar gördüğü en büyük beton yapıyı inşa etti — ve bunu planlanandan iki yıl önce, yüzden fazla insanın hayatı pahasına tamamladı.
Neuschwanstein: Masal Şatosu ve "Deli Kral"
Kendi sarayından kaçmak isteyen bir kral, dünyanın en ünlü masal şatosunu inşa ettirdi — ama içinde yaşamaya ömrü yetmedi.