Notre-Dame: Küllerinden Doğan Katedral

Kulesinin çöktüğü yerde bir zamanlar Jüpiter'e adanmış bir tapınak vardı — sekiz yüzyıllık taş, devrimden yangına kadar her şeye rağmen ayakta kaldı.

Mimari yapılar ve anıtlar · 2 dakika ·

Notre-Dame: Küllerinden Doğan Katedral
P e z i, CC BY-SA 3.0, via Wikimedia Commons

Notre-Dame'ın altında, 1710'da işçilerin bulduğu Kayıkçılar Sütunu, burada bir zamanlar Gallo-Romen bir Jüpiter tapınağının bulunduğuna işaret eder. 4. ya da 5. yüzyılda yerini Saint Étienne adlı bir Hristiyan kilisesi almıştı; sonraki katedralin yaklaşık yarısı büyüklüğünde, girişi bugünkü cepheden 40 metre kadar batıdaydı.

1163'te Piskopos Maurice de Sully çok daha büyük bir yapının inşasına başladı. Koro kısmı 1182 veya 1185'te tamamlandı, uçan payandalı sahın 1200 civarında bitti, kuleler 1210-1220 arasında yükseldi, batı gül penceresi 1220'de tamamlandı. Jean de Chelles 1250'lerde kuzey transepti uzatarak daha fazla ışık sağladı; 1270'te Pierre de Montreuil güney transepti ve gül penceresini bitirdi. Yapı, serbest duran uçan payandaların kullanıldığı dünyadaki ilk binalardan biriydi — bu çözüm, ince Gotik duvarların kendi yükseklikleri altında çatlamaya başlamasıyla doğan bir zorunluluktu.

Katedral, Fransız tarihinin dönüm noktalarına şahitlik etti. 1804'te Napoleon kendini burada İmparator ilan etti. Daha önce, Devrim sırasında, Paris Komünü 1790'da katedraldeki bronz, kurşun ve değerli metalleri eritilmek üzere söktü; 1793'te yapı önce bir Akıl Tapınağı'na, ardından Yüce Varlık Tapınağı'na çevrildi. Devrimciler, Krallar Galerisi'ndeki heykellerin Fransız krallarına ait olduğunu sanıp kafalarını kopardılar. Bu kafalar ancak 1977'de bulundu ve şimdi Musée de Cluny'de sergileniyor.

Napoleon, 1801-1802 Concordat'ı ile katedralin kullanımını Katolik Kilisesi'ne geri verdi, ancak mülkiyeti devlette kaldı — 1905'ten beri süregelen bu düzenleme hâlâ geçerli. 19. yüzyılda yapı bakımsız kalmıştı; Victor Hugo'nun 1831'de yayımlanan Notre-Dame de Paris romanı, katedrale duyulan ilgiyi yeniden alevlendirdi. 1844-1864 arasında Jean-Baptiste Lassus ve Eugène Viollet-le-Duc, orijinal Gotik ruhuna uygun eklemelerle büyük bir restorasyon gerçekleştirdi.

Katedral, 2019'daki ünlü yangınından önce bir kez daha yanmanın eşiğinden döndü. 1871'de, Paris Komünü'nün son günlerinde Komünarlar binayı ateşe vermeye hazırlandı, ancak yangının bitişikteki kalabalık bir yaşlılar hastanesini de yakacağını fark edip vazgeçtiler. 1944'te ise Notre-Dame başka bir 'ateşe' şahit oldu: 26 Ağustos'ta General Charles de Gaulle, Paris'in kurtuluşunu özel bir ayin ve Magnificat ilahisiyle kutladı.