Magna Carta: Kralın Boyun Eğdiği Gün
1215'te Runnymede çayırında kırılgan bir barış mühürlendi: İngiltere Kralı John, özgürlüğün geleceğini biçimlendirecek bir belgeyi kabul etmek zorunda kaldı. İsyandan doğan Magna Carta, adaletin ve özgürlüğün simgesi hâline geldi.
Magna Carta, 15 Haziran 1215'te Windsor yakınlarındaki Runnymede'de İngiltere Kralı John ile isyancı baronlar arasında mühürlendi. Kralın keyfi yönetimine bir yanıt olan belge; kiliseye, baronlara ve halka koruma vaat ediyordu. Kral ile baronlar arasında barışı yeniden kurmak isteyen Kardinal Stephen Langton tarafından kaleme alınan metin, adil yargılanma ve feodal ödemelere sınırlar gibi haklar öngörüyordu. Ne var ki iki taraf da sözünü tutmadı ve gerilim Birinci Baronlar Savaşı'na vardı.
Savaş 1217'de Lambeth'te varılan barışla sona erdi; belge yeniden yayımlandı ve aynı dönemde çıkarılan Orman Şartı'ndan ayırt edilmek için 'Magna Carta' adını aldı. Kral III. Henry, 1225'te yeni vergiler karşılığında şartı bir kez daha yayımladı; oğlu I. Edward ise 1297'de onu İngiltere'nin yazılı hukukunun bir parçası olarak onayladı. Yeniden yayımlanmasına karşın Magna Carta benzersiz değildi; Avrupa'nın başka yerlerinde de benzer hukuki belgeler bulunuyordu.
16. yüzyılın sonlarına gelindiğinde Magna Carta, tarihi gerçeklerle tam örtüşmese de kadim İngiliz özgürlüklerinin simgesi olarak yeniden yorumlandı. Sir Edward Coke gibi hukukçular, kralların ilahi hakkı öğretisine karşı çıkmak için belgeyi kullandı; bu da I. James ve I. Charles gibi hükümdarlarla çatışmalara yol açtı. Magna Carta'nın ortaçağda özgürlüklerin dirilişi olduğu efsanesi 19. yüzyıla dek sürdü; Amerikan kolonilerini etkiledi ve Amerika Birleşik Devletleri Anayasası'nın biçimlenmesine katkıda bulundu.
Viktorya dönemi tarihçileri daha sonra bu efsaneyi düzeltti: 1215 tarihli şart, sıradan tebaayı değil, esas olarak kral ile baronlar arasındaki ilişkiyi düzenliyordu. Yine de belge, siyasetçilerin ve hukukçuların sıkça andığı ikonik bir özgürlük simgesi olarak kaldı. Lord Denning onu 'tüm zamanların en büyük anayasal belgesi' diye tanımladı; bu söz, belgenin dünya hukuk sistemlerindeki kalıcı mirasını yansıtır.
Bugün 1215 tarihli şartın dört orijinal nüshası varlığını koruyor: İkisi Britanya Kütüphanesi'nde, biri Lincoln Kalesi'nde, biri de Salisbury Katedrali'nde bulunuyor. 2015'teki 800. yıl dönümü kutlamalarında bu dört nüsha Britanya Kütüphanesi'nde bir arada sergilendi. İçeriğinin büyük bölümü yürürlükten kaldırılmış olsa da 1297 tarihli yeniden yayımdan üç madde, İngiltere ve Galler'de bugün hâlâ hukuki güce sahiptir.
Tarih kategorisinden
24 Temmuz 1911: Machu Picchu'nun Dünyaya Duyurulduğu Gün
1911 yılının serin bir Temmuz sabahında, Amerikalı bir tarihçi Urubamba Nehri üzerindeki sarp bir sırtı tırmandı; öğleye varmadan, unutulmuş bir İnka şehri tüm dünyanın gündemine girecekti.
6 Mayıs 1937: Hindenburg'un Son İnişi
Zaten yarım gün rötarlıydı ve halk sahadan uzak tutulmuştu — ama akşam saat yediye doğru Hindenburg, son kez direğine doğru döndü.
24 Ağustos 79: Pompeii'de Sıradan Bir Öğle Vakti
Öğle vakti Napoli Körfezi kıyısında sıcak, sıradan bir yaz günüydü. Akşama doğru bir dağ, binlerce insanın kaderini değiştirmiş olacaktı.
11 Şubat 1990: Mandela'nın Hapisten Çıktığı Gün
27 yıl hapiste kalan 71 yaşındaki bir adam, o gün bir hapishane kapısından dünyaya yeniden yürümeyi öğrenmek zorundaydı — kameraların, kalabalığın ve nefesini tutmuş bir ülkenin karşısına.
1 Ocak 1863: Özgürlük Bildirgesi'nin Yürürlüğe Girdiği Gün
Bir başkanın tek bir günde attığı imza, üç buçuk milyondan fazla insanın hukuki statüsünü değiştirecekti — yeter ki metin zamanında tamamlansın ve söz tutulsun.
28 Ağustos 1963: "Bir Hayalim Var" Günü
O sabah 250 bin kişi Washington'ın merkezine doğru yürüdü; akşama doğru Lincoln Anıtı'nın basamaklarından yükselen bir ses, nesiller boyu hatırlanacaktı.