Sagrada Familia: Hâlâ Bitmeyen Başyapıt
144 yıl boyunca krallar değil, sıradan insanların bağışlarıyla yükselen bir kilise — ve onu tasarlayan mimar, eserinin dörtte birini bile göremeden öldü.
19 Mart 1882'de Barselona'nın Eixample semtinde bir kilisenin temeli atıldı. Fikir, kitapçı José María Bocabella'ya aitti; 1872'de Vatikan'a yaptığı ziyaretten, Loreto bazilikasından ilham alarak dönmüştü. Bocabella'nın hayali, tamamen halkın bağışlarıyla inşa edilecek 'kefaret tapınağı' idi. İlk mimar Francisco de Paula del Villar, sıradan bir Gotik canlanma kilisesi tasarlamış ve apsis kriptasını tamamladıktan sonra 1883'te görevden ayrılmıştı.
Bu ayrılış her şeyi değiştirdi. Antoni Gaudí, kasım 1883'te projeye dahil oldu, ancak resmen baş mimar olarak atanması 28 Mart 1884'ü buldu. Villar'ın sıradan planını bir kenara bırakarak yapıyı baştan tasarladı; Gotik yapıyı, Art Nouveau'nun akışkan, organik biçimleriyle birleştirdi. Gaudí, hayatının geri kalanını bu projeye adadı. Yapının bu kadar yavaş ilerlemesine dair sorulduğunda, 'müşterim acele etmiyor' dediği söylenir — sonuçta Tanrı için inşa ediyordu.
Gaudí 1926'da bir tramvayın altında kalarak öldüğünde, hayalinin yalnızca yüzde on beş ile yirmi beşi tamamlanmıştı. Kendisi bugün yapının kriptasında yatmaktadır. Öğrencisi Domènec Sugrañes i Gras işi sürdürdü, ama tarih acımasızca araya girdi: temmuz 1936'da, İspanya İç Savaşı sırasında, İber Anarşist Federasyonu üyeleri kriptayı ateşe verip Gaudí'nin atölyesine girerek özgün planların ve modellerin büyük bölümünü yok etti.
Geriye yalnızca parçalar kaldı — yanmış çizimler, fotoğraflar, yeniden birleştirilen alçı modeller. 1939'da Francesc de Paula Quintana şantiye yönetimini devraldı ve kurtarılabilenlerden tasarımı yeniden inşa etti. 1950'lerde ilerleme aralıklarla sürdü; Isidre Puig Boada, Lluís Bonet i Garí ve Francesc Cardoner çalışmayı devam ettirdi, aydınlatmayı Carles Buïgas tasarladı. Lluís Bonet'in oğlu Jordi Bonet i Armengol, 2012'ye kadar projeyi yönetti ve 1980'lerde bilgisayarları tasarım sürecine dahil etmeye başladı.
Bu bilgisayarlar projenin kaderini değiştirdi. Bilgisayar destekli tasarım ve sayısal kontrollü frezeleme, taşların 20. yüzyılda elle oyulmasının ulaşamayacağı bir hassasiyetle şantiye dışında şekillendirilmesini sağladı. Ana nefin tonozları 2000 yılında tamamlandı, inşaat 2010'da yarı noktasını geçti — aynı yıl Papa 16. Benedict kiliseyi kutsayıp bazilika ilan etti. Doğuş cephesi ve kripta, 2005'te UNESCO tarafından 'Antoni Gaudí'nin Eserleri' kapsamında Dünya Mirası ilan edilmişti.
Mimari kategorisinden
Stonehenge: Taşların Sırrı
4.500 yıldan uzun süredir bir taş halkası, yılda yalnızca iki gün doğan ve batan güneşi izliyor — ve bunun neden yapıldığını bugün kesin olarak bilen yok.
Pantheon: 2000 Yıldır Ayakta Duran Kubbe
İki bin yıl önce dökülen bir beton kubbe, hâlâ dünyanın en büyük donatısız beton kubbesi unvanını taşıyor — ve gökyüzüne açılan deliğinden hâlâ yağmur süzülüyor.
Süleymaniye: Sinan'ın "Kalfalık" Eseri
Londra'nın gürültülü Kingsland Yolu'nda, Britanya'nın en yüksek minaresi sessizce göğe uzanır. Ama bu hikâye, Mimar Sinan'ın on altıncı yüzyıl İstanbul'unda değil, 1990'ların Hackney semtinde başlar.
Mostar Köprüsü: Yıkılan ve Yeniden Doğan
427 yıl boyunca Neretva'nın üzerinde taştan bir gökkuşağı gibi durdu. 1993'te birkaç gün içinde yok oldu.
Hoover Barajı: Çölü Yenen Beton
Black Kanyon'un kavurucu sıcağında binlerce işçi, dünyanın o zamana kadar gördüğü en büyük beton yapıyı inşa etti — ve bunu planlanandan iki yıl önce, yüzden fazla insanın hayatı pahasına tamamladı.
Neuschwanstein: Masal Şatosu ve "Deli Kral"
Kendi sarayından kaçmak isteyen bir kral, dünyanın en ünlü masal şatosunu inşa ettirdi — ama içinde yaşamaya ömrü yetmedi.