Harappa ve Mohenjo-Daro: İndus'un Sessiz Şehirleri
3.700 yıl boyunca toprağın altında sessizce bekleyen bir şehir; onu yeniden gün yüzüne çıkaran ise bir tarım aletinden daha eski bir taş kazıyıcı oldu.
1919 yılında, Hindistan Arkeoloji Araştırmaları'ndan bir görevli olan R. D. Banerji, Sind'de alçak bir tepeyi incelemeye gitti. Amacı, MS 150-500 yılları arasına tarihlenen bir Budist stupasının kalıntılarını bulmaktı. Ama eline geçen şey bir çakmaktaşı kazıyıcıydı — bir Budist manastırında bulunamayacak kadar eski bir alet. Bu küçük taş parçası, ayaklarının altında çok daha kadim bir şeyin yattığına onu ikna etti. Haklıydı: Orada, MÖ 2500 civarında inşa edilmiş, İndus Vadisi Uygarlığı'nın en büyük kentlerinden biri olan Mohenjo-daro, yani 'Ölü Adamlar Tepesi' yatıyordu.
Bugün kimse bu şehrin sakinlerinin ona ne ad verdiğini bilmiyor. Araştırmacı Iravatham Mahadevan, günümüze ulaşan bir mühür üzerinden yola çıkarak kentin eski adının Kukkuṭārma, yani 'horoz kenti' olabileceğini öne sürüyor; bu da horoz dövüşünün burada dinî ya da ritüel bir anlam taşımış olabileceğine, hatta evcil tavuğun Afrika'ya, Batı Asya'ya, Avrupa'ya ve nihayetinde Amerika'ya buradan yayılmış olabileceğine işaret ediyor. Bugün kullandığımız Mohenjo-daro adıysa, sonraki dönem Sindçe konuşanların tepeye verdiği isim: bir zamanlar yaşamla dolu olan bir yerin, ölümle özdeşleşmiş anısı.
Şehir, İndus'un taşkın ovasında, bugünkü Larkana kentinden yaklaşık 28 kilometre uzaklıkta bir Pleistosen sırtı üzerinde yükseliyordu. Harappa kentinden ötürü Harappan Uygarlığı olarak da bilinen ve MÖ 3000 civarında daha eski İndus kültürlerinden gelişen geniş bir uygarlığın parçasıydı. Bu uygarlık zirvesinde batıda İran sınırına, güneyde Gujarat'a, kuzeyde Baktriya'daki bir yerleşime kadar uzanıyor; Harappa, Mohenjo-daro, Lothal, Kalibangan, Dholavira ve Rakhigarhi gibi büyük kentsel merkezlere sahipti. Bunlar arasında Mohenjo-daro, mühendislik ustalığıyla öne çıkıyordu.
Yaklaşık 300 hektarlık alana yayılan ve en az 40.000 nüfusa sahip olduğu tahmin edilen kent, şaşırtıcı derecede disiplinli bir ızgara planına göre kurulmuştu; yapıların çoğu fırınlanmış, harçlı tuğladan inşa edilmişti. Şehir, yaklaşık 12 metre yükseklikteki kerpiç bir tepe olan Kale bölümü ile geniş Aşağı Şehir'e ayrılıyordu. Kale'de kamu hamamları, yaklaşık 5.000 kişiyi barındıracak büyük bir konut yapısı ve iki büyük toplantı salonu bulunuyordu. Merkezi pazar yerinin ortasında büyük bir kuyu vardı, hanehalkları ise kendi küçük kuyularından su çekiyordu.
Mohenjo-daro'yu asıl özel kılan şey, su sistemiydi. Evlerden gelen atık su, ana caddelerin altındaki kapalı kanallara akıtılıyordu — antik dünyada eşine az rastlanır bir kanalizasyon sistemi. Bazı evlerde özel yıkanma odaları vardı, bir yapıda ise muhtemelen suyu ısıtmak için kullanılan yeraltı fırını, yani hipokaust bulunuyordu. Evlerin çoğu sokağa değil iç avluya açılıyordu, bazıları iki katlıydı.
Tarih kategorisinden
24 Temmuz 1911: Machu Picchu'nun Dünyaya Duyurulduğu Gün
1911 yılının serin bir Temmuz sabahında, Amerikalı bir tarihçi Urubamba Nehri üzerindeki sarp bir sırtı tırmandı; öğleye varmadan, unutulmuş bir İnka şehri tüm dünyanın gündemine girecekti.
6 Mayıs 1937: Hindenburg'un Son İnişi
Zaten yarım gün rötarlıydı ve halk sahadan uzak tutulmuştu — ama akşam saat yediye doğru Hindenburg, son kez direğine doğru döndü.
24 Ağustos 79: Pompeii'de Sıradan Bir Öğle Vakti
Öğle vakti Napoli Körfezi kıyısında sıcak, sıradan bir yaz günüydü. Akşama doğru bir dağ, binlerce insanın kaderini değiştirmiş olacaktı.
11 Şubat 1990: Mandela'nın Hapisten Çıktığı Gün
27 yıl hapiste kalan 71 yaşındaki bir adam, o gün bir hapishane kapısından dünyaya yeniden yürümeyi öğrenmek zorundaydı — kameraların, kalabalığın ve nefesini tutmuş bir ülkenin karşısına.
1 Ocak 1863: Özgürlük Bildirgesi'nin Yürürlüğe Girdiği Gün
Bir başkanın tek bir günde attığı imza, üç buçuk milyondan fazla insanın hukuki statüsünü değiştirecekti — yeter ki metin zamanında tamamlansın ve söz tutulsun.
28 Ağustos 1963: "Bir Hayalim Var" Günü
O sabah 250 bin kişi Washington'ın merkezine doğru yürüdü; akşama doğru Lincoln Anıtı'nın basamaklarından yükselen bir ses, nesiller boyu hatırlanacaktı.