Kolezyum: Arenanın Kanlı Görkemi
Roma'nın tepeleri arasındaki bir vadide yükselen taş bir oval, 65.000 kişiyi içine alarak kükrerdi — bir imparatorluğu kutlamak için inşa edilmiş, adını ise nefret edilen bir imparatorun devasa heykelinden almıştı.
Roma Forumu'nun hemen doğusunda, tepeler arasındaki düz bir vadi tabanında, MS 72 yılında işçiler bir amfitiyatro inşa etmeye başladı. Emri veren, Flavius Hanedanı'nın kurucusu İmparator Vespasianus'tu; amacı Roma'nın gördüğü her şeyi geride bırakacak bir anıt yaratmaktı. MS 80 yılına gelindiğinde, oğlu ve halefi Titus döneminde yapı kapılarını açacak kadar tamamlanmıştı. Kardeşi Domitianus ise sonradan çeşitli eklemeler yaparak ailenin başlattığı bu vizyonu tamamladı.
Traverten kireç taşı, volkanik tüf ve tuğla kaplamalı Roma betonundan inşa edilen yapı, döneminin bir mühendislik harikasıydı. Tarihinin farklı dönemlerinde 50.000 ila 80.000 arasında seyirci alabiliyordu; tarihçiler ortalama seyirci sayısının 65.000 civarında olduğunu tahmin ediyor. Bu ölçek, onu antik dünyanın inşa ettiği en büyük amfitiyatro yapmıştı ve bugün hâlâ ayakta duran en büyük amfitiyatro unvanını taşıyor.
Elips biçimli duvarlarının içinde Roma, hem büyülemesi hem dehşete düşürmesi amaçlanan gösteriler sundu. Gladyatörler hayatta kalmak için dövüştü, vahşi hayvanlar seyirlik amacıyla avlandı, idamlar kalabalığın önünde gerçekleştirildi. Tarihteki savaşlar canlandırıldı, Roma mitolojisinden esinlenen tiyatro oyunları sahnelendi ve kısa bir dönem için arena su ile doldurularak temsili deniz savaşları düzenlendi.
Yapının adı kendi büyüklüğünden değil, yanında bir zamanlar duran başka bir şeyden geliyordu: Rodos Heykeli örnek alınarak yapılmış, güneş tanrısı biçiminde tasvir edilen devasa bronz bir Nero heykeli. İmparator Hadrianus daha sonra bu heykeli amfitiyatronun yanına taşıttı ve zamanla insanlar yapıyı bu heykele atfen anmaya başladı — Latince colosseus, yani 'devasa' sözcüğünden gelen 'Kolezyum.' MS 1000 yılına gelindiğinde bu ad, yakınındaki 'Colossus Solis' heykeline atfen yapıya kesin olarak yerleşmişti.
Sekizinci yüzyıldan kalma ve bugün Pseudo-Bede olarak bilinen bir yazara atfedilen bir dizede, heykelin kaderi Roma'nın kaderine bağlanır: Kolos ayakta durdukça Roma da ayakta kalacak, Kolos düştüğünde Roma da düşecek, Roma düştüğünde ise dünya da düşecekti. Bu dize yazıldığı dönemde bile, kullanılan eril biçim coliseus, amfitiyatroya değil doğrudan heykelin kendisine işaret ediyordu; bu ince ayrım zamanla unutuldu. Dize sık sık yanlış çevrilerek ya da yanlış yorumlanarak kehanet Kolos yerine Kolezyum'un kendisine atfedildi — bu karışıklık, Byron'ın ünlü dizeleri de dâhil olmak üzere, şiirde ve popüler hafızada bugüne dek sürdü.
Mimari kategorisinden
Stonehenge: Taşların Sırrı
4.500 yıldan uzun süredir bir taş halkası, yılda yalnızca iki gün doğan ve batan güneşi izliyor — ve bunun neden yapıldığını bugün kesin olarak bilen yok.
Pantheon: 2000 Yıldır Ayakta Duran Kubbe
İki bin yıl önce dökülen bir beton kubbe, hâlâ dünyanın en büyük donatısız beton kubbesi unvanını taşıyor — ve gökyüzüne açılan deliğinden hâlâ yağmur süzülüyor.
Süleymaniye: Sinan'ın "Kalfalık" Eseri
Londra'nın gürültülü Kingsland Yolu'nda, Britanya'nın en yüksek minaresi sessizce göğe uzanır. Ama bu hikâye, Mimar Sinan'ın on altıncı yüzyıl İstanbul'unda değil, 1990'ların Hackney semtinde başlar.
Mostar Köprüsü: Yıkılan ve Yeniden Doğan
427 yıl boyunca Neretva'nın üzerinde taştan bir gökkuşağı gibi durdu. 1993'te birkaç gün içinde yok oldu.
Hoover Barajı: Çölü Yenen Beton
Black Kanyon'un kavurucu sıcağında binlerce işçi, dünyanın o zamana kadar gördüğü en büyük beton yapıyı inşa etti — ve bunu planlanandan iki yıl önce, yüzden fazla insanın hayatı pahasına tamamladı.
Neuschwanstein: Masal Şatosu ve "Deli Kral"
Kendi sarayından kaçmak isteyen bir kral, dünyanın en ünlü masal şatosunu inşa ettirdi — ama içinde yaşamaya ömrü yetmedi.