Aziz Vasil Katedrali: Renkli Kubbelerin Efsanesi
Bir çar, benzeri olmayan bir zafer anıtı istedi — söylenceye göre, bunu ona veren mimarı bir daha aynısını yapamasın diye kör ettirdi.
Kızıl Meydan'ın kenarında bir alev gibi yükselen Aziz Vasil Katedrali, dört yüz elli yılı aşkın süredir ziyaretçileri hem şaşırtıyor hem büyülüyor. Resmî adıyla Hendek Üzerindeki Kutsal Meryem Ana'nın Şefaat Katedrali olan yapı, günlük adını içinde gömülü olan çıplak ayaklı bir aziz-deliden alır. Sekiz farklı biçimde tasarlanmış kubbe, ortadaki dokuzuncu merkezî kubbenin çevresinde toplanır ve birlikte dünyanın en tanınan silüetlerinden birini oluşturur; oysa yapının kökeni bugünkü haline göre çok daha sadedir.
Katedral inşa edilmeden önce bu toprak, Kremlin'in Kurtarıcı Kapısı dışında, eski beyaz taştan Üçlübirlik Kilisesi'nin çevresinde kurulu kalabalık bir pazar yeriydi. Kazan ve Astrahan hanlıklarına karşı savaşan Korkunç İvan, her zaferini bu kilisenin yanına küçük ahşap anıt kiliseler dikerek kutlamaya başladı. 1550'lerin sonunda Astrahan seferi tamamlandığında, alanda yedi ahşap kilise birikmişti. 1555'te İvan, bunların hepsinin yerine geçecek tek bir taş katedral yaptırmaya karar verdi.
İnşaat 1555'ten 1561'e kadar sürdü; bir askerî zaferi doğrudan bir kiliseye adamak, tarihçilere göre Moskova için gerçek bir yenilikti. Yapının Kremlin surlarının hemen dışına konumlandırılması da siyasi bir tercihti: soylu boyarlardan çok, dışarıdaki halkı kayırıyordu. Mimarın kimliği hâlâ tartışmalıdır; gelenek Barma ve Postnik adlı iki kişiden söz eder, ama birçok araştırmacı bu adların aynı kişiyi, Postnik Yakovlev'i işaret ettiğini düşünür.
Bu belirsizlik, katedralin en dirençli efsanesini doğurdu: Korkunç İvan'ın, bir daha bu kadar muhteşem bir yapı inşa edemesin diye mimarı kör ettirdiği söylenir. Oysa aynı mimarın 1560'lara kadar Kazan Kremlin surlarında ve Muştu Katedrali'nde çalıştığı bilindiğinden, tarihçilerin çoğu bunu efsane olarak görür. Söylencenin kökeni, başka bir çarın, İvan III'ün, farklı bir kalenin mimarını kör ettirdiğine dair eski bir anlatıya dayanabilir.
Yapının içi zamanla organik olarak büyüdü. Doğu şapelinden ötürü önceleri Üçlübirlik Kilisesi diye bilinen katedral, sekiz şapelin ortadaki dokuzuncu Şefaat şapelini kuşattığı bir düzene sahipti; 1583'te yandı ve 1593'te yeniden inşa edildi. 1588'de, 1550'lerde ölen yerel aziz-deli Kutsal Vasil'in mezarı üzerine onuncu bir şapel eklendi; işte bu şapel, tüm yapıya bugünkü adını verdi. 1589'da başka bir aziz-deli olan Kutsal İvan da buraya gömüldü, onun için 1672'de ayrı bir şapel yapıldı.
Mimari kategorisinden
Stonehenge: Taşların Sırrı
4.500 yıldan uzun süredir bir taş halkası, yılda yalnızca iki gün doğan ve batan güneşi izliyor — ve bunun neden yapıldığını bugün kesin olarak bilen yok.
Pantheon: 2000 Yıldır Ayakta Duran Kubbe
İki bin yıl önce dökülen bir beton kubbe, hâlâ dünyanın en büyük donatısız beton kubbesi unvanını taşıyor — ve gökyüzüne açılan deliğinden hâlâ yağmur süzülüyor.
Süleymaniye: Sinan'ın "Kalfalık" Eseri
Londra'nın gürültülü Kingsland Yolu'nda, Britanya'nın en yüksek minaresi sessizce göğe uzanır. Ama bu hikâye, Mimar Sinan'ın on altıncı yüzyıl İstanbul'unda değil, 1990'ların Hackney semtinde başlar.
Mostar Köprüsü: Yıkılan ve Yeniden Doğan
427 yıl boyunca Neretva'nın üzerinde taştan bir gökkuşağı gibi durdu. 1993'te birkaç gün içinde yok oldu.
Hoover Barajı: Çölü Yenen Beton
Black Kanyon'un kavurucu sıcağında binlerce işçi, dünyanın o zamana kadar gördüğü en büyük beton yapıyı inşa etti — ve bunu planlanandan iki yıl önce, yüzden fazla insanın hayatı pahasına tamamladı.
Neuschwanstein: Masal Şatosu ve "Deli Kral"
Kendi sarayından kaçmak isteyen bir kral, dünyanın en ünlü masal şatosunu inşa ettirdi — ama içinde yaşamaya ömrü yetmedi.