Vikingler Boynuzlu Miğfer Takmadı
Zihninizde bir Viking canlandırın: büyük ihtimalle başında boynuzlu bir miğfer var. Oysa bu görüntü 19. yüzyılda icat edilmiş bir efsaneden başka bir şey değil.
Bir Viking çizmesi istenen herkesin elinden neredeyse aynı figür çıkar: sakallı, başında iki kıvrık boynuzu olan bir miğfer takan savaşçı. Bu, popüler tarihin en yaygın kabul gören imgelerinden biridir; ama tarihsel kaynaklara göre tamamen yanlıştır. Vikinglerin boynuzlu miğfer taktığına dair hiçbir kanıt yoktur; bu kostüm ögesi ilk kez 19. yüzyılda ortaya çıkmıştır, yani Viking Çağı'nın bitmesinden çok sonra.
Gerçek tablo çok daha köklü ve karmaşıktır. Vikingler ya da Norslar, günümüz Danimarka, Norveç ve İsveç'inden gelen İskandinav kavimleridir. 8. yüzyılın sonlarından 11. yüzyıla kadar Avrupa'nın büyük bölümünde yağmacılık, ticaret ve yerleşim faaliyetleri yürüttüler; Grönland'a, Kuzey Amerika'daki Vinland'a, Akdeniz'e, Kuzey Afrika'ya ve Orta Doğu'ya kadar uzandılar. Usta gemiciydiler; uzun gemileriyle Dinyeper ve Volga nehir yollarını izleyip Doğu Avrupa'ya girdiler, orada Varyag adıyla anıldılar, hatta Hazar Denizi'ne ve Arabistan'a kadar ulaştılar. Bu, tarım, balıkçılık, zanaat ve ticarete dayanan, akıncılıktan çok daha karmaşık ve hareketli bir medeniyetti.
Boynuzlar nereden çıktı peki? Vikingi 'asil vahşi' olarak romantikleştiren tasvir 18. yüzyılda belirmeye başladı ve 19. yüzyıldaki Viking canlanması döneminde iyice yaygınlaştı — Avrupa milletlerinin dramatik, kahramanca atalar arama hevesinin yükseldiği bir dönemdi bu. İşte bu canlanma sırasında boynuzlu miğfer, Viking Çağı arkeolojisinde hiçbir temeli olmadan, imgeye eklenmiş bir kostüm parçası olarak yerleşti.
Aynı canlanma dönemi 'Viking' sözcüğünün kendisini de yeniden şekillendirdi. Eski Norsçadaki víkingr sözcüğü 12. yüzyıldan önce yazılı kaynaklarda pek görülmez; Eski İngilizcedeki akraba sözcük wicing ise çok daha önce, MS 700 civarında, Latince piraticum yani 'korsan' olarak açıklanmıştı. Orta Çağ'da 'viking' bir ulusal kimlik değil, basitçe İskandinav korsanı ya da yağmacısı anlamına geliyordu; dönem insanları bunun yerine 'Kuzey adamları' veya 'Danlar' gibi terimler kullanıyordu. Sözcük, ancak 18. yüzyıl sonundaki canlanma döneminde Modern İngilizceye yeniden girdiğinde romantik, kahramanca — ve zamanla boynuzlu — bir anlam kazandı.
İşin ironik yanı, gerçek arkeolojik ve tarihsel kayıtların hem boynuzlu-miğfer karikatürüne hem de onun tam tersi olan 'kana susamış barbar' klişesine karşı çok daha katmanlı bir tablo sunmasıdır. Vikinglerin kendi hukuku, sanatı ve mimarisi vardı. Çoğu Viking aynı zamanda çiftçi, balıkçı, zanaatkâr ve tüccardı. Eski Norsça konuşuyor, runik yazıtlar kazıyorlardı. 8. ile 12. yüzyıllar arasında Eski Norsça dininden Hristiyanlığa geçtiler; bu süreçte anavatanları küçük krallıklardan Danimarka, Norveç ve İsveç gibi büyük krallıklara dönüştü.
Tarih kategorisinden
24 Temmuz 1911: Machu Picchu'nun Dünyaya Duyurulduğu Gün
1911 yılının serin bir Temmuz sabahında, Amerikalı bir tarihçi Urubamba Nehri üzerindeki sarp bir sırtı tırmandı; öğleye varmadan, unutulmuş bir İnka şehri tüm dünyanın gündemine girecekti.
6 Mayıs 1937: Hindenburg'un Son İnişi
Zaten yarım gün rötarlıydı ve halk sahadan uzak tutulmuştu — ama akşam saat yediye doğru Hindenburg, son kez direğine doğru döndü.
24 Ağustos 79: Pompeii'de Sıradan Bir Öğle Vakti
Öğle vakti Napoli Körfezi kıyısında sıcak, sıradan bir yaz günüydü. Akşama doğru bir dağ, binlerce insanın kaderini değiştirmiş olacaktı.
11 Şubat 1990: Mandela'nın Hapisten Çıktığı Gün
27 yıl hapiste kalan 71 yaşındaki bir adam, o gün bir hapishane kapısından dünyaya yeniden yürümeyi öğrenmek zorundaydı — kameraların, kalabalığın ve nefesini tutmuş bir ülkenin karşısına.
1 Ocak 1863: Özgürlük Bildirgesi'nin Yürürlüğe Girdiği Gün
Bir başkanın tek bir günde attığı imza, üç buçuk milyondan fazla insanın hukuki statüsünü değiştirecekti — yeter ki metin zamanında tamamlansın ve söz tutulsun.
28 Ağustos 1963: "Bir Hayalim Var" Günü
O sabah 250 bin kişi Washington'ın merkezine doğru yürüdü; akşama doğru Lincoln Anıtı'nın basamaklarından yükselen bir ses, nesiller boyu hatırlanacaktı.