Raoul Wallenberg: Binlerce Hayat, Bir Kayboluş
1944 yazında, İşgal altındaki Budapeşte'ye elinde sadece kağıtlar taşıyan bir İsveçli mimar girdi — ve o kağıtlar binlerce insanın hayatını kurtardı.
Raoul Wallenberg, 4 Ağustos 1912'de Stokholm yakınlarındaki Lidingö'de dünyaya geldi. Deniz subayı babası, o doğmadan üç ay önce kanserden, anne tarafından büyükbabası Per Johan Wising ise doğumundan üç ay sonra zatürreden hayatını kaybetti. Dul kalan annesi ve büyükannesi tarafından büyütüldü; annesi sonradan Fredric von Dardel ile evlenerek Guy von Dardel ve Nina Lagergren adında iki kardeşi oldu. Tokyo, İstanbul ve Sofya'da elçilik yapmış baba tarafından büyükbabası Gustaf Wallenberg, onu 1931'de Michigan Üniversitesi'nde mimarlık okumaya gönderdi; burada İngilizce, Almanca ve Fransızca öğrendi, tatillerini Amerika'yı otostopla dolaşarak geçirdi.
Wallenberg, on altıda bir olan Yahudi kökenini gururla taşırdı; bu köken, 1780'de Stokholm'e yerleşen büyük-büyük-büyükbabası Michael Benedicks'e uzanıyordu. Amerika'dan aldığı mimarlık diploması İsveç'te tanınmayınca, önce Güney Afrika'da, ardından Hayfa'daki bir Hollanda bankasında çalıştı. 1936'da, Macar Yahudisi Kalman Lauer'in sahibi olduğu Orta Avrupa Ticaret Şirketi'nde işe başladı.
Miklós Horthy yönetimindeki Macaristan, Almanya'nın Nürnberg Kanunları'nı model alan Yahudi karşıtı yasalar çıkarınca, Lauer'in anavatanına gitmesi güçleşti. Wallenberg 1941'den itibaren onun yerine Budapeşte'ye gitmeye başladı, Macarca öğrendi ve şirketin ortaklarından biri, uluslararası yöneticisi oldu. İş gezileri onu Almanya'ya ve işgal altındaki Fransa'ya taşıdı; burada Nazi bürokrasisinin işleyişini yakından gördü — bu bilgi ileride hayat kurtaracaktı.
1944'e gelindiğinde Macaristan'ın durumu çok kötüleşmişti. Stalingrad'daki felaketten sonra Horthy hükûmeti gizlice Birleşik Devletler ve Britanya ile barış görüşmeleri başlattı. Hitler bunu öğrenince Macaristan'ın işgalini emretti. Wehrmacht kontrolü ele geçirdi, gerçek güç Alman yönetici Edmund Veesenmayer'in elinde toplandı. Adolf Eichmann'ın yönetiminde, Nisan 1944'ten itibaren günde 12.000 Macar Yahudisi toplama kamplarına gönderildi.
Bu vahşetin haberi, Auschwitz'ten kaçan iki kişinin hazırladığı Vrba-Wetzler Raporu'yla yayıldı. Bu gelişmeler üzerine Wallenberg, Temmuz-Aralık 1944 arasında İsveç'in özel elçisi olarak Budapeşte'ye gönderildi. Orada Yahudilere dokunulmazlık sağlayan pasaportlar verdi ve onları İsveç toprağı ilan ettiği binalarda barındırdı. Yad Vashem, kendisinden bu tür belge alan kişi sayısını yaklaşık 4.500 olarak tahmin eder; onun 100.000 Yahudiyi kurtardığına dair iddialar tarihçilerce abartılı bulunmaktadır.
Kişiler kategorisinden
Frida Kahlo: Acıyı Sanata Dönüştürmek
Mexico City sokaklarında bir tramvay kazası, on sekiz yaşındaki bir genç kızın bedenini demir bir çubukla delip geçti — ve o enkazdan yirminci yüzyılın en yürek burkan dürüst sanatçılarından biri doğdu.
Şerife Bacı: Kağnısıyla Destan Yazan Kadın
Kastamonu kışlasına varamadan, dondurucu bir kış gecesinde bir kağnının üzerinde, kundaktaki kızını mermilerin arasına yerleştirip üzerine abanmış halde bulundu. O günden sonra adı bir milletin hafızasına kazındı.
Sezar ve Pompeius: Roma'yı Bölen Dostluk
Düşmanları ona 'genç kasap' derdi, akıl hocası Sulla ise 'Büyük' unvanını verdi — ama inşa etmeye yardım ettiği güç, bir gün onu da yutacaktı.
Hillary ve Tenzing: Zirveye Birlikte
Dünyanın en yüksek noktası, on yıllardır kendisine yaklaşan herkesi geri çevirmiş, kimini de sonsuza dek yutmuştu. 1953 baharında bir ekip, gökyüzünün artık yükselmediği o noktaya nihayet ulaştı.
Picasso ve Matisse: Dostluk Kadar Rekabet
Yirminci yüzyılın iki devi olarak anılmadan çok önce, ikisi de Paris'te aynı küçük galerinin duvarlarında yan yana asılı iki isimden ibaretti — biri zaten çılgın renkleriyle tanınıyor, diğeri henüz hiç tanınmıyordu.
Borg ve McEnroe: Buz ile Ateş
Biri kortta hiç sesini yükseltmedi, diğeri hiç susmadı. Aralarında tenis tarihinin en unutulmaz iki maçı doğdu.