30 Ağustos 1922: Dumlupınar'da Zafer Sabahı
30 Ağustos 1922 sabahı, Dumlupınar çevresindeki tepelerde bir ordunun kaderi çoktan belirlenmişti — geriye kalan tek soru, bu çöküşün ne denli kesin olacağıydı.
O sabaha uzanan günler, ağır bir mücadeleyle geçmişti. Dört gün önce, 26 Ağustos'u 27 Ağustos'a bağlayan gece, Türk ordusu Afyon civarında Büyük Taarruz'u başlatmıştı; bu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 20 Temmuz 1922'deki oturumunda Mustafa Kemal'e verdiği Başkomutanlık yetkisiyle gizlice planlanmış bir harekâttı. Taarruz, işgalci Yunan birliklerini geri püskürtmüş ve büyük bir kısmını Aslıhan civarında kuşatmıştı. 30 Ağustos sabahına gelindiğinde, kuşatılan birlikler Dumlupınar çevresine sıkışmış, son hesaplaşma bu topraklarda gerçekleşecekti.
O gün meydana gelen çarpışmayı bizzat Mustafa Kemal Paşa idare etti. Bu, cephe hattından uzakta verilmiş bir komuta değildi; yıllardır Anadolu topraklarını işgal eden bir ordunun yok edilişine bizzat nezaret ediyordu. Bu yüzden Dumlupınar Meydan Muharebesi, sonradan Başkomutanlık Meydan Muharebesi adıyla da anılacaktı — adı, Mustafa Kemal'in doğrudan liderliğine ne kadar sıkı bağlı olduğunu gösteriyordu.
Aslıhan civarında kuşatılan Yunan birlikleri için Dumlupınar'da kaçış yolu yoktu. Muharebe, bu birliklerin bir savaş gücü olarak imhasıyla sonuçlandı. Günler süren manevra ve baskı harekâtı, bu tek günde kesin ve nihai bir çarpışmaya dönüştü — Yunan-Türk Savaşı'nın son büyük muharebesiydi bu.
30 Ağustos akşamına varıldığında sonuç açıktı: Türk ordusu tam bir zafer kazanmıştı. Yıllarca süren savaş boyunca dayanan Yunan askerî varlığı, Dumlupınar'daki bu tek günlük çarpışmayla fiilen kırılmıştı.
Bundan sonra Yunan kuvvetleri İzmir'e kadar takip edilecek ve şehir 9 Eylül 1922'de kurtarılacaktı — ama bu takip, sonraki günlerin hikâyesiydi, 30 Ağustos'un kendisine ait değildi. O gün anlatılan, yalnızca Dumlupınar'dı: bir savaş meydanı, bizzat harekâtı yöneten bir komutan ve işgal gücü olarak varlığı sona eren bir ordu.
Tarih kategorisinden
24 Temmuz 1911: Machu Picchu'nun Dünyaya Duyurulduğu Gün
1911 yılının serin bir Temmuz sabahında, Amerikalı bir tarihçi Urubamba Nehri üzerindeki sarp bir sırtı tırmandı; öğleye varmadan, unutulmuş bir İnka şehri tüm dünyanın gündemine girecekti.
6 Mayıs 1937: Hindenburg'un Son İnişi
Zaten yarım gün rötarlıydı ve halk sahadan uzak tutulmuştu — ama akşam saat yediye doğru Hindenburg, son kez direğine doğru döndü.
24 Ağustos 79: Pompeii'de Sıradan Bir Öğle Vakti
Öğle vakti Napoli Körfezi kıyısında sıcak, sıradan bir yaz günüydü. Akşama doğru bir dağ, binlerce insanın kaderini değiştirmiş olacaktı.
11 Şubat 1990: Mandela'nın Hapisten Çıktığı Gün
27 yıl hapiste kalan 71 yaşındaki bir adam, o gün bir hapishane kapısından dünyaya yeniden yürümeyi öğrenmek zorundaydı — kameraların, kalabalığın ve nefesini tutmuş bir ülkenin karşısına.
1 Ocak 1863: Özgürlük Bildirgesi'nin Yürürlüğe Girdiği Gün
Bir başkanın tek bir günde attığı imza, üç buçuk milyondan fazla insanın hukuki statüsünü değiştirecekti — yeter ki metin zamanında tamamlansın ve söz tutulsun.
28 Ağustos 1963: "Bir Hayalim Var" Günü
O sabah 250 bin kişi Washington'ın merkezine doğru yürüdü; akşama doğru Lincoln Anıtı'nın basamaklarından yükselen bir ses, nesiller boyu hatırlanacaktı.