Ebu Simbel: Baraja Karşı Taşınan Tapınak
Önce kum onu yüzyıllarca yuttu, sonra baraj sularıyla boğuşmak zorunda kaldı. İkisinden de sağ çıktı.
Yüzyıllarca Ebu Simbel, Nil'in batı kıyısında, bugünkü Mısır-Sudan sınırına yakın bir yerde, kum tepesinin arasından görünen kocaman baş figürlerinden ibaretti. MÖ 6. yüzyılda bile kum, dağın içine oyulmuş dev heykellerin dizlerine kadar yükselmişti. Avrupalılar bu yerden hiçbir şey bilmiyordu; ta ki Mart 1813'te İsviçreli araştırmacı Johann Ludwig Burckhardt, dik ve kumla tıkalı bir yarıktan aşağı inerken küçük tapınağa ve büyük tapınağın üst frizine rastlayana dek.
Burckhardt'ın kendi anlatımı keşfin tuhaflığını gözler önüne serer: küçük tapınağın girişinde tam korunmuş altı dev ayakta figür, ve o küçük tapınaktan yaklaşık iki yüz metre ötede, ayrı bir oyukta kayadan çıkarılmış, kumun neredeyse tamamen gömdüğü dört muazzam heykel daha — başları ve omuzları güç bela görünen. Oturur mu yoksa dururlar mı, bunu bile anlamak mümkün değildi; çöl onları silmeye ramak kalmıştı.
Haber yavaş yayıldı. 1815'te İngiliz kâşif William John Bankes buraya geldi ama Büyük Tapınağa girmeyi başaramadı; daha donanımlı geri dönmeye söz verdi. 1816 başında Fransız eski konsolos Bernardino Drovetti farklı bir yol denedi: girişin kazılması için yerel şeyhe 300 piastre bıraktı. Geri döndüğünde para dokunulmamış duruyordu — Nubyalılar bu tuhaf metal parçalara değer vermeyi anlamlı bulmamış, kazı hiç yapılmamıştı.
Birkaç ay sonra, Eylül 1816'da, İtalyan kâşif Giovanni Belzoni, Burckhardt'tan haber aldığı bu yere ulaştı. Kendi ifadesiyle sadece 'başı ve omuzları kumdan çıkan devasa boyutta bir figür' buldu. Belzoni, şeyhi madeni paraların gerçek değeri olduğuna ikna ederek Drovetti'nin başaramadığını başardı; işçiye günlük iki piastre anlaştı. Girişin üstündeki figürü ve Ramses II'nin kuzey-orta kolossunun baş ve omuzlarını ortaya çıkardı — ta ki yiyecek ve para tükenip Nubyalı işçileri çalıştıramayana dek.
Mimari kategorisinden
Stonehenge: Taşların Sırrı
4.500 yıldan uzun süredir bir taş halkası, yılda yalnızca iki gün doğan ve batan güneşi izliyor — ve bunun neden yapıldığını bugün kesin olarak bilen yok.
Pantheon: 2000 Yıldır Ayakta Duran Kubbe
İki bin yıl önce dökülen bir beton kubbe, hâlâ dünyanın en büyük donatısız beton kubbesi unvanını taşıyor — ve gökyüzüne açılan deliğinden hâlâ yağmur süzülüyor.
Süleymaniye: Sinan'ın "Kalfalık" Eseri
Londra'nın gürültülü Kingsland Yolu'nda, Britanya'nın en yüksek minaresi sessizce göğe uzanır. Ama bu hikâye, Mimar Sinan'ın on altıncı yüzyıl İstanbul'unda değil, 1990'ların Hackney semtinde başlar.
Mostar Köprüsü: Yıkılan ve Yeniden Doğan
427 yıl boyunca Neretva'nın üzerinde taştan bir gökkuşağı gibi durdu. 1993'te birkaç gün içinde yok oldu.
Hoover Barajı: Çölü Yenen Beton
Black Kanyon'un kavurucu sıcağında binlerce işçi, dünyanın o zamana kadar gördüğü en büyük beton yapıyı inşa etti — ve bunu planlanandan iki yıl önce, yüzden fazla insanın hayatı pahasına tamamladı.
Neuschwanstein: Masal Şatosu ve "Deli Kral"
Kendi sarayından kaçmak isteyen bir kral, dünyanın en ünlü masal şatosunu inşa ettirdi — ama içinde yaşamaya ömrü yetmedi.