Özgürlük Heykeli: Fransa'dan Gelen Hediye
Bakırdan bir kadın, ayaklarının dibinde kırık bir zincirle doğdu — ama önce Süveyş Kanalı'nın girişinde bir deniz feneri olmayı düşlemişti.
1865 yılının ortasında, Versay yakınlarındaki evinde, Fransız Kölelik Karşıtı Derneği başkanı tarihçi Édouard René de Laboulaye, heykeltıraş Frédéric Auguste Bartholdi ile bir sohbete dalmıştı. Amerikan İç Savaşı'nda Birlik'i destekleyen Laboulaye, ABD bağımsızlığına bir anıt dikilecekse bunun iki ulusun ortak eseri olması gerektiğini düşünüyordu. Bu efsanevi sohbetin gerçekliği tartışmalı olsa da, fikrin asıl olarak 1870 civarında, Birlik'in İç Savaş'taki zaferi ve kölelik karşıtı başarının ardından şekillendiği kabul edilir.
Özgürlük Heykeli New York Limanı'na yerleşmeden önce, Bartholdi'nin zihninde başka bir dev heykel vardı. 1860'ların sonunda Mısır Hidivi İsmail Paşa'ya, Süveyş Kanalı'nın kuzey girişine dikilecek 'İlerleme' ya da 'Asya'ya Işık Taşıyan Mısır' adlı, meşale tutan Mısırlı bir köylü kadın figürü şeklinde muazzam bir deniz feneri heykeli önerdi. Eskizler ve modeller hazırlandı, ancak hem Hidiv hem de kanalın mimarı Ferdinand de Lesseps, maliyetin yüksekliğinden ötürü projeyi reddetti; yerine 1869'da daha mütevazı bir deniz feneri inşa edildi. Gazeteci Murat Bardakçı'nın 2004'te ortaya attığı bir başka iddiaya göre ise bu heykel gerçekte Mısır Hidivi Said Paşa'nın siparişiyle yapılmış, masrafların bir bölümü Osmanlı Sultanı Abdülaziz tarafından karşılanmıştı; ancak böylesine büyük bir heykelin Müslüman halkta yaratabileceği rahatsızlık kaygısıyla Mısır'a dikilmekten vazgeçilmiş ve heykel yıllarca Fransa'da bir depoda beklemişti.
Köken ne olursa olsun, Amerikan anıtı fikri ancak Fransa-Prusya Savaşı'nın getirdiği gecikmenin sona erdiği 1875'te hız kazandı. Laboulaye, Fransızların heykeli finanse edip inşa etmesini, Amerikalıların ise arsayı ve kaideyi sağlamasını önerdi. Bartholdi, heykelin tasarımı tamamlanmadan önce başı ve meşale tutan kolu bitirdi; bu parçalar tanıtım amacıyla uluslararası sergilerde gösterildi. Meşaleli kol, 1876'da Philadelphia'daki Yüzüncü Yıl Sergisi'nde sergilendi ve aynı yıl başlayıp 1882'ye kadar sürecek şekilde, aynı zamanda Manhattan'daki Madison Square Park'ta da halkın önüne çıktı.
Bağış toplama süreci, özellikle Amerikan tarafında oldukça zorlu geçti. New York World gazetesinin yayıncısı Joseph Pulitzer'in başlattığı bağış kampanyası, kaide fonunun tamamlanmasını sağladı. Bu arada Fransa'da heykelin kendisi atölyelerde şekilleniyordu: bakır levhalar dövülüyor, iskeleti ise daha sonra Paris'e kulesini armağan edecek olan mühendis Gustave Eiffel tarafından inşa ediliyordu. Ortaya çıkan heykel, Roma özgürlük tanrıçası Libertas'tan ilham alan, klasik giysili bir kadın figürüydü; sağ elinde bir meşale, sol elinde ise üzerinde JULY IV MDCCLXXVI (4 Temmuz 1776, Bağımsızlık Bildirgesi'nin tarihi) yazılı bir kitabe taşıyordu. Eteklerinin altında, İç Savaş sonrası kölelik karşıtı zaferi anımsatan kırık bir zincir ve pranga yatıyordu.
Mimari kategorisinden
Stonehenge: Taşların Sırrı
4.500 yıldan uzun süredir bir taş halkası, yılda yalnızca iki gün doğan ve batan güneşi izliyor — ve bunun neden yapıldığını bugün kesin olarak bilen yok.
Pantheon: 2000 Yıldır Ayakta Duran Kubbe
İki bin yıl önce dökülen bir beton kubbe, hâlâ dünyanın en büyük donatısız beton kubbesi unvanını taşıyor — ve gökyüzüne açılan deliğinden hâlâ yağmur süzülüyor.
Süleymaniye: Sinan'ın "Kalfalık" Eseri
Londra'nın gürültülü Kingsland Yolu'nda, Britanya'nın en yüksek minaresi sessizce göğe uzanır. Ama bu hikâye, Mimar Sinan'ın on altıncı yüzyıl İstanbul'unda değil, 1990'ların Hackney semtinde başlar.
Mostar Köprüsü: Yıkılan ve Yeniden Doğan
427 yıl boyunca Neretva'nın üzerinde taştan bir gökkuşağı gibi durdu. 1993'te birkaç gün içinde yok oldu.
Hoover Barajı: Çölü Yenen Beton
Black Kanyon'un kavurucu sıcağında binlerce işçi, dünyanın o zamana kadar gördüğü en büyük beton yapıyı inşa etti — ve bunu planlanandan iki yıl önce, yüzden fazla insanın hayatı pahasına tamamladı.
Neuschwanstein: Masal Şatosu ve "Deli Kral"
Kendi sarayından kaçmak isteyen bir kral, dünyanın en ünlü masal şatosunu inşa ettirdi — ama içinde yaşamaya ömrü yetmedi.