Lozan Antlaşması: Yeni Türkiye'nin Tapusu
Sekiz ay süren yorucu müzakerelerin ardından, çöken bir imparatorluğun küllerinden tanınmış bir cumhuriyet doğdu — İsviçre'de bir sarayda imzalanan bir kâğıtla.
Kasım 1922'de İsviçre'nin Lozan kentinde bir araya gelen heyetler, Birinci Dünya Savaşı ve ardından gelen çatışmaların çözemediği en büyük soruyu görüşmeye başladı: Anadolu'nun ve Osmanlı mirasının geleceği. Üç yıl önce imzalanan ama hiçbir zaman onaylanmayan Sevr Antlaşması, Osmanlı topraklarını parçalamayı öngörmüştü; ancak Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki Türk Millî Hareketi bunu tanımadı. Yunan kuvvetleri Anadolu'dan sürüldü, İzmir geri alındı, Ekim 1922'deki Mudanya Ateşkes Antlaşması ise yeni bir görüşme sürecinin kapısını açtı — bu kez Türkiye kendi şartlarıyla masaya oturuyordu.
Türk heyetine, göreve yeni atanan Dışişleri Bakanı İsmet Paşa (İnönü) başkanlık etti. Karşısında İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon, Fransa, İtalya, Japonya temsilcileri, Eleftherios Venizelos önderliğindeki Yunanistan heyeti, Yugoslavya ve Romanya vardı. İtilaf heyeti arasında yer alan ABD Yüksek Komiseri Amiral Mark L. Bristol da görüşmeleri takip etti ve sessizce Türk tarafını destekledi. 20 Kasım 1922'de başlayan müzakereler; Osmanlı borçları, Türk-Yunan sınırı, boğazlar, Musul, azınlıklar ve kapitülasyonlar üzerinde aylarca sürdü.
Anlaşma bir noktada tıkandı. 4 Şubat 1923'te kapitülasyonlar, İstanbul'un boşaltılması ve Musul konularında uzlaşma sağlanamayınca görüşmeler kesildi, savaş ihtimali yeniden gündeme geldi. Mustafa Kemal Paşa orduya hazırlık emri verdi; Sovyetler Birliği yeni bir savaşta Türkiye'nin yanında olacağını duyurdu. Haim Nahum Efendi önderliğindeki azınlık temsilcileri arabuluculuk yaptı. Yeni bir çatışmayı ve kamuoyu tepkisini göze alamayan İtilaf Devletleri, Türkiye'yi yeniden masaya çağırdı.
Görüşmeler 23 Nisan 1923'te, karşılıklı tavizlerle yeniden başladı ve 24 Temmuz 1923'te antlaşmanın Lozan'daki Palais de Rumine'de imzalanmasıyla sonuçlandı. 143 maddeden oluşan metin; sınırlar, azınlıklar, borçlar ve egemenlik gibi konuları düzenliyordu. Türkiye antlaşmayı 23 Ağustos 1923'te onayladı, diğer imzacı devletler süreci 16 Temmuz 1924'e kadar tamamladı; antlaşma 6 Ağustos 1924'te resmen yürürlüğe girdi.
Çizilen sınırlar titizdi. Türk kıyılarından üç milden öteki Ege adaları — İmroz, Bozcaada ve Tavşan Adaları hariç — Yunanistan'a bırakıldı. Türkiye; Kıbrıs, On İki Ada, Mısır, Sudan, Suriye, Irak ve Mondros Ateşkesi'nden sonra hâlâ elinde tuttuğu Arap Yarımadası topraklarındaki tüm haklarından vazgeçti. Musul'un kaderi Milletler Cemiyeti'ne bırakıldı. Buna karşılık Yunanistan, savaş tazminatı sorununu çözmek üzere Karaağaç'ı Türkiye'ye devretti.
Tarih kategorisinden
24 Temmuz 1911: Machu Picchu'nun Dünyaya Duyurulduğu Gün
1911 yılının serin bir Temmuz sabahında, Amerikalı bir tarihçi Urubamba Nehri üzerindeki sarp bir sırtı tırmandı; öğleye varmadan, unutulmuş bir İnka şehri tüm dünyanın gündemine girecekti.
6 Mayıs 1937: Hindenburg'un Son İnişi
Zaten yarım gün rötarlıydı ve halk sahadan uzak tutulmuştu — ama akşam saat yediye doğru Hindenburg, son kez direğine doğru döndü.
24 Ağustos 79: Pompeii'de Sıradan Bir Öğle Vakti
Öğle vakti Napoli Körfezi kıyısında sıcak, sıradan bir yaz günüydü. Akşama doğru bir dağ, binlerce insanın kaderini değiştirmiş olacaktı.
11 Şubat 1990: Mandela'nın Hapisten Çıktığı Gün
27 yıl hapiste kalan 71 yaşındaki bir adam, o gün bir hapishane kapısından dünyaya yeniden yürümeyi öğrenmek zorundaydı — kameraların, kalabalığın ve nefesini tutmuş bir ülkenin karşısına.
1 Ocak 1863: Özgürlük Bildirgesi'nin Yürürlüğe Girdiği Gün
Bir başkanın tek bir günde attığı imza, üç buçuk milyondan fazla insanın hukuki statüsünü değiştirecekti — yeter ki metin zamanında tamamlansın ve söz tutulsun.
28 Ağustos 1963: "Bir Hayalim Var" Günü
O sabah 250 bin kişi Washington'ın merkezine doğru yürüdü; akşama doğru Lincoln Anıtı'nın basamaklarından yükselen bir ses, nesiller boyu hatırlanacaktı.