Abraham Lincoln: Kulübeden Beyaz Saray'a
Bir yıldan az örgün eğitim almış bir çocuk, bir gün bir ulusu yeniden tanımlayan sözleri kaleme alacaktı. Kentucky'nin kütükten kulübesinden Beyaz Saray'a uzanan bu yolculuk nasıl mümkün oldu?
12 Şubat 1809'da, Kentucky'de bir kütük kulübede, Thomas ve Nancy Hanks Lincoln'ün ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Adını annesi Nancy koydu; ailesi Sinking Spring ve Knob Creek çiftliklerinde geçimini sağlamaya çalışıyordu. 1818'de Nancy süt hastalığından öldüğünde Abraham henüz dokuz yaşındaydı, evin sorumluluğunu on bir yaşındaki ablası Sarah üstlendi; babası kısa süre sonra Sarah Bush Johnston ile evlendi ve Abraham, ona 'Mama' diyecek kadar yakınlaştı.
Örgün eğitimi, gezici öğretmenlerden aldığı derslerle sınırlıydı ve on beş yaşına geldiğinde toplamda bir yıldan bile azdı. Ekonomik sıkıntılar ve ailenin kamu arazisinde yaşaması yüzünden Indiana'dan ayrılıp Illinois'e taşındılar. Ancak Lincoln doymak bilmez bir okuma isteğiyle kendini eğitti; Amerikan ve İngiliz tarihine dair kitaplar okudu, güreşte ve ağaç kesmede de ustaydı. 1,93 metre boyunda, yaşına göre olağanüstü güçlü bir gençti.
Siyasi hayatına 1832'de, henüz 23 yaşında, başarısız bir kampanyayla adım attı. Kara Şahin Savaşı'nda milis kuvvetlere kaptanlık yaptı, 1834'te Illinois yasama meclisine seçildi. Blackstone'un hukuk kitabını okuyarak kendi kendine hukuk öğrendi ve Illinois'in en başarılı avukatlarından biri oldu; 23 yıllık kariyerinde 5.100'den fazla davaya girdi. 1858'deki William 'Duff' Armstrong davasında, bir çiftçi almanağı kullanarak tanığın yalanını ortaya çıkardı.
1841'de Whig Partisi'ne katıldı, 1847'de Temsilciler Meclisi'ne seçildi ve Meksika-Amerika Savaşı'nda Başkan Polk'u eleştirerek dikkat çekti. 1842'de Mary Todd ile evlendi; dört oğulları oldu, ama sadece Robert yetişkinliğe erişti. Edward ve William küçük yaşta öldü, Thomas ise 1871'de vefat etti.
1854'teki Kansas-Nebraska Yasası, köleliği yeni topraklara açınca Lincoln, yeni kurulan Cumhuriyetçi Parti'nin öncülerinden oldu. 1858'de Stephen Douglas'a karşı verdiği Senato tartışmalarıyla ulusal tanınırlık kazandı ve 1860'ta ilk Cumhuriyetçi başkan seçildi. Bu seçim, güney eyaletlerinin ayrılmasına ve bir ay sonra Fort Sumter'a yapılan saldırıyla İç Savaş'ın başlamasına yol açtı.
Kişiler kategorisinden
Frida Kahlo: Acıyı Sanata Dönüştürmek
Mexico City sokaklarında bir tramvay kazası, on sekiz yaşındaki bir genç kızın bedenini demir bir çubukla delip geçti — ve o enkazdan yirminci yüzyılın en yürek burkan dürüst sanatçılarından biri doğdu.
Şerife Bacı: Kağnısıyla Destan Yazan Kadın
Kastamonu kışlasına varamadan, dondurucu bir kış gecesinde bir kağnının üzerinde, kundaktaki kızını mermilerin arasına yerleştirip üzerine abanmış halde bulundu. O günden sonra adı bir milletin hafızasına kazındı.
Sezar ve Pompeius: Roma'yı Bölen Dostluk
Düşmanları ona 'genç kasap' derdi, akıl hocası Sulla ise 'Büyük' unvanını verdi — ama inşa etmeye yardım ettiği güç, bir gün onu da yutacaktı.
Hillary ve Tenzing: Zirveye Birlikte
Dünyanın en yüksek noktası, on yıllardır kendisine yaklaşan herkesi geri çevirmiş, kimini de sonsuza dek yutmuştu. 1953 baharında bir ekip, gökyüzünün artık yükselmediği o noktaya nihayet ulaştı.
Picasso ve Matisse: Dostluk Kadar Rekabet
Yirminci yüzyılın iki devi olarak anılmadan çok önce, ikisi de Paris'te aynı küçük galerinin duvarlarında yan yana asılı iki isimden ibaretti — biri zaten çılgın renkleriyle tanınıyor, diğeri henüz hiç tanınmıyordu.
Borg ve McEnroe: Buz ile Ateş
Biri kortta hiç sesini yükseltmedi, diğeri hiç susmadı. Aralarında tenis tarihinin en unutulmaz iki maçı doğdu.