Ada Lovelace: İlk Programcı
Skandallı bir şairin kızı, babasının 'deliliğine' benzemesin diye matematiğe yönlendirildi — ve bir gün makinelerin müzik besteleyebileceğini hayal etti.
Ada Lovelace, 10 Aralık 1815'te Londra'da, şair Lord Byron ile Anne Isabella Milbanke'nin tek meşru çocuğu olarak dünyaya geldi. Byron bir oğul beklerken kızı doğunca hayal kırıklığına uğradı; ona üvey kız kardeşi Augusta Leigh'in adını verdi ama kendisi onu sadece 'Ada' diye çağırdı. Doğumundan bir ay sonra ebeveynleri ayrıldı; Isabella, bir aylık Ada'yla babasının evine gitti. İngiliz yasaları vesayeti babaya verse de Byron hiçbir hak talep etmedi, sadece kızının halinden haberdar edilmek istedi. 21 Nisan'da isteksizce ayrılık belgesini imzalayıp İngiltere'yi terk etti; 1824'te, Ada sekiz yaşındayken öldü. Baba-kız hiçbir zaman bir ilişki kuramadı.
Annesiyle de yakınlığı sınırlıydı; Ada'nın bakımını büyük ölçüde onu çok seven anneannesi Lady Milbanke üstlendi. Toplumun ayrılıkta kadını sorumlu tutmasından çekinen Isabella, mektuplarında endişeli bir anne rolü oynarken kızından özel yazışmalarda 'bu' diye bahsediyordu. Ergenlik yıllarında Ada, ailenin yakın dostları tarafından ahlaki bir sapma belirtisi var mı diye gözetim altında tutuldu; Ada bu gözlemcilere 'Furies' adını taktı ve sonradan onların hakkında hikâyeler uydurduğunu söyledi.
Çocukluğu hastalıklarla geçti. Sekiz yaşında görüşünü bulanıklaştıran baş ağrıları çekti; Haziran 1829'da kızamık geçirdikten sonra felç oldu ve yaklaşık bir yıl yatak istirahatine mahkûm kaldı. 1831'de koltuk değnekleriyle yürüyebilmeye başladı. Buna rağmen zihni durmadı: on iki yaşında uçmaya karar verdi, kanatlar için kâğıt, yağlı ipek, tel ve tüy gibi malzemeler araştırdı, doğru oranı bulmak için kuş anatomisini inceledi, dağlar ve nehirler üzerinde yön bulmak için bir pusulayla donatılmış bir uçuş bilimi kitabı yazmayı planladı.
Annesi, Byron'a benzer bir mizaç görmekten çekindiği için Ada'yı matematik ve mantığa yönlendirdi. Bu yönlendirme meyvesini verdi: on sekiz yaşında Ada'nın matematiksel yetenekleri, onu Charles Babbage ile uzun soluklu bir dostluğa ve iş birliğine taşıdı. İkisi 5 Haziran 1833'te, Babbage'ın bir cumartesi akşamı düzenlediği toplantıda, annesi ve özel hocası Mary Somerville'in eşliğinde tanıştı. Babbage ona sevgiyle 'peri kadın' derdi.
Ada'nın ilgisi Babbage'ın Analitik Motoru'na yöneldi — hiçbir zaman inşa edilmemiş ama bugün Turing-tam bir genel amaçlı bilgisayar olarak tanınan, modern bilgisayarların temel özelliklerini öngören bir makine. 1842-1843 arasında İtalyan mühendis Luigi Menabrea'nın motor üzerine yazdığı makaleyi çevirdi ve kendi yedi uzun açıklayıcı notunu ekledi. Bu notlarda, makinenin Bernoulli sayılarını hesaplaması için bir yöntem yer alıyordu — çoğu kişi tarafından ilk yayımlanmış bilgisayar programı olarak kabul edilir.
Kişiler kategorisinden
Frida Kahlo: Acıyı Sanata Dönüştürmek
Mexico City sokaklarında bir tramvay kazası, on sekiz yaşındaki bir genç kızın bedenini demir bir çubukla delip geçti — ve o enkazdan yirminci yüzyılın en yürek burkan dürüst sanatçılarından biri doğdu.
Şerife Bacı: Kağnısıyla Destan Yazan Kadın
Kastamonu kışlasına varamadan, dondurucu bir kış gecesinde bir kağnının üzerinde, kundaktaki kızını mermilerin arasına yerleştirip üzerine abanmış halde bulundu. O günden sonra adı bir milletin hafızasına kazındı.
Sezar ve Pompeius: Roma'yı Bölen Dostluk
Düşmanları ona 'genç kasap' derdi, akıl hocası Sulla ise 'Büyük' unvanını verdi — ama inşa etmeye yardım ettiği güç, bir gün onu da yutacaktı.
Hillary ve Tenzing: Zirveye Birlikte
Dünyanın en yüksek noktası, on yıllardır kendisine yaklaşan herkesi geri çevirmiş, kimini de sonsuza dek yutmuştu. 1953 baharında bir ekip, gökyüzünün artık yükselmediği o noktaya nihayet ulaştı.
Picasso ve Matisse: Dostluk Kadar Rekabet
Yirminci yüzyılın iki devi olarak anılmadan çok önce, ikisi de Paris'te aynı küçük galerinin duvarlarında yan yana asılı iki isimden ibaretti — biri zaten çılgın renkleriyle tanınıyor, diğeri henüz hiç tanınmıyordu.
Borg ve McEnroe: Buz ile Ateş
Biri kortta hiç sesini yükseltmedi, diğeri hiç susmadı. Aralarında tenis tarihinin en unutulmaz iki maçı doğdu.