Atlantis: Platon'un Anlattığı Kayıp Kıta
Bir filozof, tanrıların bir gecede sulara gömdüğü koca bir imparatorluğun hikâyesini anlatır — ve 2400 yıl sonra hâlâ hazine avcıları okyanus tabanında onu arar.
MÖ 360 yılında Timaios diyaloğunda Platon, binlerce yıl sürecek bir arayışı başlatan sözler yazdı. Atlas Okyanusu'nun uzak bir noktasından gelen, Libya ve Asya'yı birleştirdiğinde ondan daha büyük olan, Herkül Sütunları'nın —bugünkü Cebelitarık Boğazı'nın— ötesinde yatan güçlü bir orduyu anlattı. Bu adaya göre, büyük ve olağanüstü krallar konfederasyonu sadece kendi topraklarını değil, başka birçok adayı ve kıtayı da yönetiyordu.
Bu hikâye sadece iki yerde geçer: Platon'un Timaios'u ve onun tamamlanmamış devamı olan Kritias. Batı düşüncesindeki her Atlantis anlatısı bu iki metne dayanır. Kritias, hikâyeyi dedesi Dropides'ten aldığını, Dropides'in de şair Solon'dan işittiğini söyler; Solon'a bu bilgiyi MÖ 590-580 arasında Mısır'ı ziyareti sırasında Mısırlı rahipler vermiştir. Yine bu aktarım zincirine göre rahipler, Atlantis'e ilişkin olayların Solon'un kendi zamanından yaklaşık 9.000 yıl önce, yani Platon'un kurduğu kronolojide aşağı yukarı MÖ 9500 civarında gerçekleştiğini söylemişlerdir. Anlatıcılar zinciri —ve taşıdığı bu belirsiz tarihleme— bu kurmacanın dikkatle inşa edilmiş bir parçasıdır.
Kritias'a göre eski Yunan tanrıları dünyayı kendi aralarında paylaşmış, Poseidon'a da Atlantis düşmüştür. Poseidon burada Evenor ile Leucippe'nin kızı Cleito'ya âşık olmuş ve beş çift ikiz erkek evlat sahibi olmuştur. En büyükleri Atlas, adanın ilk kralı olmuş ve adaya 'Atlas'ın adası' anlamına gelen Atlantis adını vermiştir. Platon toprakları neredeyse bürokratik bir titizlikle tasvir eder: kuzeyde dağlık, güneyde ise bir yönde yaklaşık 555, diğer yönde 370 kilometre uzunluğunda geniş bir ova, ortasında ise bir kilometreden az çapa sahip küçük bir ada.
Ama Platon'un anlatısında Atlantis'in gücü kibre dönüşür. Ada, Platon'un Devlet'te tasvir ettiği ideal devletin örneği olan kurgusal bir Atina'ya karşı sefer düzenler. Sefer başarısız olur, tanrıların lütfu geri çekilir ve Atlantis bir gecede okyanusun sularına gömülür; ardında, Platon'a göre, denizi geçilmez kılan aşılmaz bir çamur tabakası bırakır.
Platon'un niyeti hiçbir zaman tarihsel değildi. Akademisyenlerin büyük çoğunluğu bu hikâyenin bir alegori olduğunu, batıdaki deniz imparatorluğu ile doğuyu yöneten Akhaimenid İmparatorluğu'nu karşılaştırdığını ve Atina'yı Platon'un ideal devletinin üstünlüğünün kanıtı olarak sunduğunu düşünür. Platon, Gyges hikâyesinde yaptığı gibi felsefi fikirlerini örneklemek için özgürce hikâyeler icat etmiş veya eski anlatılardan ödünç almıştır. Bazı araştırmacılar hikâyede Thera yanardağ patlamasının, Deniz Kavimleri istilalarının, Truva Savaşı'nın ya da MÖ 415-413'teki başarısız Atina Sicilya seferi ile MÖ 373'teki Helike kentinin ani yıkımı gibi çağdaş olayların izlerini sezer.
Tarih kategorisinden
24 Temmuz 1911: Machu Picchu'nun Dünyaya Duyurulduğu Gün
1911 yılının serin bir Temmuz sabahında, Amerikalı bir tarihçi Urubamba Nehri üzerindeki sarp bir sırtı tırmandı; öğleye varmadan, unutulmuş bir İnka şehri tüm dünyanın gündemine girecekti.
6 Mayıs 1937: Hindenburg'un Son İnişi
Zaten yarım gün rötarlıydı ve halk sahadan uzak tutulmuştu — ama akşam saat yediye doğru Hindenburg, son kez direğine doğru döndü.
24 Ağustos 79: Pompeii'de Sıradan Bir Öğle Vakti
Öğle vakti Napoli Körfezi kıyısında sıcak, sıradan bir yaz günüydü. Akşama doğru bir dağ, binlerce insanın kaderini değiştirmiş olacaktı.
11 Şubat 1990: Mandela'nın Hapisten Çıktığı Gün
27 yıl hapiste kalan 71 yaşındaki bir adam, o gün bir hapishane kapısından dünyaya yeniden yürümeyi öğrenmek zorundaydı — kameraların, kalabalığın ve nefesini tutmuş bir ülkenin karşısına.
1 Ocak 1863: Özgürlük Bildirgesi'nin Yürürlüğe Girdiği Gün
Bir başkanın tek bir günde attığı imza, üç buçuk milyondan fazla insanın hukuki statüsünü değiştirecekti — yeter ki metin zamanında tamamlansın ve söz tutulsun.
28 Ağustos 1963: "Bir Hayalim Var" Günü
O sabah 250 bin kişi Washington'ın merkezine doğru yürüdü; akşama doğru Lincoln Anıtı'nın basamaklarından yükselen bir ses, nesiller boyu hatırlanacaktı.