Babil: Asma Bahçelerin Şehri

Bir zamanlar Kazallu'nun küçük bir toprağı olan Babil, tarihin en ünlü isimlerinden birine dönüşmeden önce sıradan bir kasabaydı. Bu dönüşümü tek bir kralın kararlılığı sağladı.

Kayıp uygarlıklar · 2 dakika ·

Babil: Asma Bahçelerin Şehri
Свифт/Svift, Public domain, via Wikimedia Commons

MÖ 1894 civarında, Amori hükümdarı Sümu-abum, komşu küçük şehir devleti Kazallu'ya bağlı, o dönemde önemsiz sayılan Babil şehrini ele geçirdi. Kendisine hiçbir zaman Babil Kralı unvanını vermemesi, şehrin bu sıralarda hâlâ küçük ve sıradan bir yerleşim olduğunu gösteriyor. Ardından gelen Sümu-la-El, Sabium ve Apil-Sin de benzer bir sessizlik içinde hüküm sürdü; hiçbir yazılı kayıt Babil krallığından söz etmiyordu.

O dönemde bölgenin gerçek güçleri başka yerlerdeydi. Isin, Larsa, kuzeyde Asur ve doğuda Elam, henüz filizlenen Amori yerleşimini gölgede bırakıyordu. Elam özellikle güney Mezopotamya'ya kadar uzanmış, erken dönem Babil yöneticileri büyük ölçüde ona bağımlı hareket etmişti. Sin-Muballit adlı bir kralın döneminde, tek bir tablet kaydına dayanarak, Babil hükümdarı ilk kez resmen Babil Kralı olarak anılabildi.```truncated```

Gerçek dönüşüm, MÖ 1792-1750 civarı hüküm süren Hammurabi ile geldi. Hammurabi, Babil'i küçük bir kasabadan önemli bir şehre dönüştürdü; merkezi bir yönetim ve vergi sistemi kurdu. Elam hakimiyetinden kurtuldu, hatta Elam topraklarına seferler düzenledi. Ardından güney Mezopotamya'yı sistematik biçimde fethederek bölgedeki uzun süreli istikrarsızlığa son verdi.

Bu fetihlerin ürünü, Hammurabi'nin en kalıcı mirası oldu: Sümer, Akad ve Asur hukuk geleneklerinden beslenen Hammurabi Kanunları. Bu kanunları taşıyan stel bugün Louvre Müzesi'nde sergileniyor. Hammurabi'nin zaferleriyle, yüzyıllardır Mezopotamya'nın dini merkezi olan Nippur'un yerini Babil aldı; şehir artık kutsal sayılıyor, güney Mezopotamya'ya hükmetmek isteyen her hükümdar burada taç giymek zorunda kalıyordu.