Elam: İran'ın Unutulan Krallığı

Pers İmparatorluğu doğmadan çok önce, dağlıları ve ovalıları bir arada tutan bir konfederasyon, kimseyle akraba olmayan bir dil yarattı — ve bu dil, kendisini yok eden imparatorluğun içinde bile yaşamayı sürdürdü.

Kayıp uygarlıklar · 3 dakika ·

Elam: İran'ın Unutulan Krallığı
Marie-Lan Nguyen, Public domain, via Wikimedia Commons

Bugünkü İran'ın güneybatısında, Zagros dağlarının Huzistan'ın bataklık ovalarına indiği topraklarda, Mezopotamyalı yazıcıların Elam adını verdiği bir medeniyet yükseldi. Elam tek bir şehir ya da tek bir halk değildi; Anşan çevresindeki dağlık bölgeden Susa'daki başkente uzanan, ticaret ve akrabalık bağlarıyla birleşmiş bir konfederasyondu. 'Elam' adı bile kendi halkına ait değildi — dağlılar kendilerini Anşanlı, Avanlı, Simaşlı gibi yerel isimlerle tanımlıyordu. Bu ad, Sümerlerin ve Akadların ticaret yaptıkları, korktukları ve zaman zaman istila ettikleri bu dünyayı adlandırmak için kullandığı Mezopotamya kökenli bir kurgudan ibaretti.

Elam'ın öyküsü, Ubeyd kültürünün izlerini taşıyan bir coğrafyada başlar. MÖ 3200 civarında proto-Elam dönemi başladı; Susa'da Sümer çivi yazısıyla neredeyse eşzamanlı gelişen kendine özgü bir yazı sistemi ortaya çıktı. Sümer baskısına karşı en az üç proto-Elam devleti — Anşan, Avan ve Simaş — birleşerek Elam'ın iki bin yılı aşan siyasi birliğini kurdu. Bu federatif yapı, dağlık ve ovalık bölgelerin farklı kaynaklarını bir arada değerlendirmeyi sağladı ve Elam'ın en büyük gücü haline geldi.

MÖ 2700-1500 arasına yayılan Eski Elam döneminde Elam, Mezopotamya'nın büyük güçleriyle uzun bir rekabet içindeydi. Sümer kaynakları Avan, Hamasi ve Simaş gibi Elam hanedanlarının adını korumuştur; bunlardan Simaş hanedanı Sümer'in Üçüncü Ur Hanedanı'na son vermiştir. MÖ 2334-2279 arasında hüküm süren Akad Kralı I. Sargon'un Elam'la yaptığı savaşlar, Elam kentlerinin, krallarının ve görevlilerinin adlarını taşıyan yazıtlar bırakmıştır. Bu çekişme, torunu Naram-Sin dönemine kadar sürmüş ve 37 tanrının şahit gösterildiği bir anlaşmayla sonuçlanmış; anlaşmada Elam Kralı Hita'nın adı geçmiştir.

Elam'ın hırsları zamanla sönmedi. MÖ 1792-1750 arasında hüküm süren Babil Kralı Hammurabi'ye karşı kurulan bir ittifaka katıldı, ancak Hammurabi bu ittifakı bertaraf etmeyi başardı. Yüzyıllar sonra Şuturki hanedanı döneminde Elam en güçlü çağını yaşadı. MÖ 12. yüzyılda Kral Şuturki-Nahhunte, Babil'e karşı sefer düzenleyip büyük bir zafer kazandı; Naramsin steli, Hammurabi Kanunları'nın yazılı olduğu yazıt ve Akad Kralı Maniştuşu'nun iki heykeli Elam'a getirildi. Aynı yüzyılda, yaklaşık MÖ 1150-1120 arasında hüküm sürdüğü tahmin edilen Şilhak-İnşuşinak dönemindeki refah ve siyasi istikrar, onu Elam tarihinin en büyük kralı yapmıştır.

Kudur-Nahhunte döneminde başkent önce Madaktu'ya, ardından Hidallu'ya taşındı — bu, krallığın giderek zayıfladığının bir işaretiydi. Babil kaynakları Elam'ın son kralını Urtaki olarak kaydederken, Asur kaynakları bunun yerine Te-Umman adını verir. Hangi kaynak esas alınırsa alınsın, son MÖ 646'da geldi: Asur Kralı Asurbanipal'ın seferi Elam Krallığı'nı yıktı ve tarihe karıştırdı.