Hannibal ve Scipio: Roma ile Kartaca'nın Şampiyonları
Dokuz yaşında bir çocuk, babasına verdiği bir sözle iki büyük uygarlığın kaderini belirledi: 'Roma'nın hiçbir zaman dostu olmayacağım.' Yıllar sonra bu yemin, Kuzey Afrika'da bir ovada son buldu.
Hannibal, MÖ 247'de Kartaca'da, general Hamilcar Barca'nın çocuklarından biri olarak dünyaya geldi. Pönce adı ḥnbʿl, 'Baal'ın lütfu' anlamına geliyordu; babasının lakabı olan Barca ise 'yıldırım' demekti, seferlerindeki hız ve şiddetten ötürü kazanılmıştı. Polybios'a göre, küçük Hannibal İber Yarımadası'na çıkacak babasına eşlik etmek için yalvardığında, Hamilcar bir şart öne sürdü: oğlu, yaşamı boyunca Roma'nın dostu olmayacağına dair yemin edecekti.
Bu yemin bir hezimetin ürünüydü. Kartaca, Birinci Pön Savaşı'nda yükselen Roma Cumhuriyeti'ne yenilmiş, şehirde derin bir intikam duygusu hâkim olmuştu. Hamilcar, ömrünün son yıllarını İber kabilelerini boyunduruk altına alarak Kartaca gücünü yeniden inşa etmeye adadı; filo yetersizliği nedeniyle ordusunu Numidia üzerinden karadan Herkül Sütunları'na yürüttü. Hannibal, kardeşleri Hasdrubal ve Mago'yla, babasının yakın müttefikleri kayınbiraderleri Güzel Hasdrubal ve Numidya kralı Naravas'la çevrili bu yeniden fetih ve öç dünyasında büyüdü.
MÖ 218'de Hannibal, Roma'nın Hispania'daki müttefiki Saguntum'a saldırarak İkinci Pön Savaşı'nı başlattı. Ardından hiçbir Romalının beklemediği bir şey yaptı: savaş filleriyle donanmış ordusunu Alpler'den geçirip doğrudan İtalya'ya soktu. Peş peşe Ticinus, Trebia, Trasimene Gölü ve MÖ 216'da Cannae'de Roma kuvvetlerini ezdi; Cannae'deki çift kuşatma manevrası, sonraki tarihçilerce -bir ölçüde romantik bir abartıyla- onu 'stratejinin babası' ilan ettirecek kadar efsaneleşti.
Hannibal, İtalya'nın güneyini on beş yıl elinde tuttu. Fabius Maximus komutasındaki Romalılar bir daha açık meydan muharebesine girmeyi reddederek yıpratma savaşına yöneldi. Hannibal'ın dehası, kendi güçlü ve zayıf yanlarıyla düşmanınkileri doğru okumasında ve Roma'ya bağlı İtalyan kentlerini kendi safına çekmesindeydi. Ama İspanya'daki Kartaca yenilgileri takviye yolunu kestiğinden, zaferlerini savaşı bitirecek kesin bir darbeye dönüştüremedi.
Dönüşü belirleyen darbe Afrika'dan geldi. Hispania'yı savunan Hasdrubal Barca, Kartaca Nova'yı kaybetti ve Baecula'da genç Romalı general Scipio'ya yenildi. Kardeşine İtalya'da destek vermek için Alpler'i geçmeye çalışan Hasdrubal, MÖ 207'de Metaurus Nehri'nde öldürüldü; kesik başı Hannibal'ın kampına fırlatıldı — artık tek başına kaldığının vahşi bir işaretiydi. Mago Barca'nın MÖ 205'te Cenova kıyılarına çıkarak yeni bir cephe açma girişimi ağabeyiyle koordine edilemedi ve Mago MÖ 203'te aldığı yara sonucu denizde öldü.
Kişiler kategorisinden
Frida Kahlo: Acıyı Sanata Dönüştürmek
Mexico City sokaklarında bir tramvay kazası, on sekiz yaşındaki bir genç kızın bedenini demir bir çubukla delip geçti — ve o enkazdan yirminci yüzyılın en yürek burkan dürüst sanatçılarından biri doğdu.
Şerife Bacı: Kağnısıyla Destan Yazan Kadın
Kastamonu kışlasına varamadan, dondurucu bir kış gecesinde bir kağnının üzerinde, kundaktaki kızını mermilerin arasına yerleştirip üzerine abanmış halde bulundu. O günden sonra adı bir milletin hafızasına kazındı.
Sezar ve Pompeius: Roma'yı Bölen Dostluk
Düşmanları ona 'genç kasap' derdi, akıl hocası Sulla ise 'Büyük' unvanını verdi — ama inşa etmeye yardım ettiği güç, bir gün onu da yutacaktı.
Hillary ve Tenzing: Zirveye Birlikte
Dünyanın en yüksek noktası, on yıllardır kendisine yaklaşan herkesi geri çevirmiş, kimini de sonsuza dek yutmuştu. 1953 baharında bir ekip, gökyüzünün artık yükselmediği o noktaya nihayet ulaştı.
Picasso ve Matisse: Dostluk Kadar Rekabet
Yirminci yüzyılın iki devi olarak anılmadan çok önce, ikisi de Paris'te aynı küçük galerinin duvarlarında yan yana asılı iki isimden ibaretti — biri zaten çılgın renkleriyle tanınıyor, diğeri henüz hiç tanınmıyordu.
Borg ve McEnroe: Buz ile Ateş
Biri kortta hiç sesini yükseltmedi, diğeri hiç susmadı. Aralarında tenis tarihinin en unutulmaz iki maçı doğdu.