Marie Curie: İki Nobel'li Kadın

Kocasını genç yaşta kaybeden, iki küçük kızıyla yalnız kalan bir bilim kadını, sızıntılı bir barakada iki yeni element keşfetti ve bilim tarihini yeniden yazdı.

Tarihi figürlerin hayatları · 3 dakika ·

Marie Curie: İki Nobel'li Kadın
Henri Manuel, Public domain, via Wikimedia Commons

1867'de Rus yönetimindeki Varşova'da, öğretmen bir çiftin — Władysław ve Bronisława Skłodowski'nin — beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi: Maria Salomea Skłodowska. Babası matematik ve fizik öğretmeniydi; Rus yetkililer Polonya okullarından laboratuvar eğitimini kaldırınca, babası ekipmanları eve taşıyıp çocuklarına kendisi ders verdi. Aile, Polonya ayaklanmalarına verdiği vatansever destek yüzünden servetini çoktan yitirmişti; talihsizlikler üst üste geldi: ablası Sofia tifüsten öldü, annesi ise Maria henüz on yaşındayken veremden hayatını kaybetti.

Rus yönetimindeki Polonya'da kadınların düzenli yükseköğrenim görmesi mümkün değildi; bu yüzden Maria ve ablası Bronya, kadınların da eğitim alabildiği gizli Uçan Üniversite'ye yöneldi. Maria yıllarca mürebbiyelik ve özel öğretmenlik yaptı; ablasıyla bir anlaşma yaptı: Bronya'nın Paris'teki tıp eğitimini finanse edecek, karşılığında iki yıl sonra kendisi yardım alacaktı. 1891'de, yirmi dört yaşında, Paris'e giderek ablasının yanına yerleşti, ardından küçük bir çatı katında yaşamaya başladı. Bir buçuk yıl içinde sınıfının birincisi olarak fizik diploması aldı, 1894'te de matematik diplomasını tamamladı.

Aynı yıl, Polonyalı bir bilim insanı aracılığıyla, Endüstriyel Fizik ve Kimya Okulu laboratuvarının başkanı Pierre Curie ile tanıştı. Ortak bilimsel tutkuları Temmuz 1895'te evliliğe dönüştü ve Maria Skłodowska, Marie Curie oldu. 1896'da öğretmenlik diplomasını alan Marie, Henri Becquerel'in bildirdiği uranyum tuzlarının yaydığı gizemli ışınları araştırmaya başladı. Eylül 1897'de ilk kızı Irène doğunca çalışmalarına kısa bir ara verdi, fakat 1898 başında yeniden hız kazandı ve toryumun da benzer ışınlar yaydığını keşfetti. Pierre kendi araştırmalarını bırakıp ona katıldı.

Temmuz 1898'de çift, Marie'nin vatanı Polonya'dan esinlenerek adlandırdıkları yeni bir radyoaktif element olan polonyumu duyurdu. İki ay sonra, Fransız kimyager Eugène-Anatole Demarçay'ın spektroskopi yardımıyla, ikinci bir element olan radyumu tanımladılar. 'Radyoaktivite' terimini Marie'nin kendisi türetmişti. 1903'te Marie ve Pierre, radyoaktivite üzerine ortak çalışmalarından ötürü Becquerel ile birlikte Nobel Fizik Ödülü'nü paylaştı; böylece Marie, Nobel Ödülü alan ilk kadın oldu.