Mimar Sinan: Taşa Hayat Veren Usta
Kayseri'nin küçük bir köyünden devşirilen bir çocuk, mimarlığa adım atmadan önce on yedi yıl Yeniçeri olarak savaş meydanlarında dolaştı — sonra kırk dokuz yıl boyunca bir imparatorluğun silüetini yeniden çizdi.
Kayseri yakınlarındaki Ağırnas köyünde, 1488-1490 yılları arasında bir taş ustasının oğlu olarak dünyaya geldi. Kökeni hâlâ tartışmalıdır; Ermeni, Rum ya da Hristiyan Türk olduğuna dair farklı görüşler vardır. Ancak kesin olan, babasının yanında çalışarak taş ve yapı bilgisini küçük yaşta edindiğidir. 1511'de Yavuz Sultan Selim zamanında devşirme yoluyla İstanbul'a getirildi, İslam'ı kabul etti ve Yeniçeri Ocağı'na katıldı.
Enderun'a girmek için yaşı geçkin olduğundan, dülgerlik seçerek askerî mühendislik eğitimi aldı. 1514'te Çaldıran Savaşı'na, 1517'de Mısır seferine katıldı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Belgrad Seferi, Rodos Seferi ve Mohaç Meydan Muharebesi'nde görev aldı; sırasıyla Yayabaşılığa, Zemberekçibaşılığa ve Başteknisyenliğe terfi etti. Her sefer, tahkimat, yol, köprü ve su kemeri konusundaki bilgisini derinleştirdi.
1533'te Kanuni'nin İran Seferi sırasında Van Gölü'nde karşı kıyıya geçmek için iki hafta içinde üç kadırga inşa edip donattı; bu başarı ona Yeniçeri Ocağı'nda saygın Hasekilik rütbesini kazandırdı. Ardından Korfu, Pulya ve Moldova seferlerine katıldı. 1538'deki Karaboğdan Seferi'nde ordu, Prut Nehri'ni geçmek için bataklık arazide günlerce köprü kuramayınca, Damat Çelebi Lütfi Paşa görevi ona verdi. Sinan on gün içinde sağlam bir köprü inşa etti ve ordu sevinçle geçti.
Bu başarı bir dönüm noktası oldu. On yedi yıllık Yeniçerilik hayatının ardından, kırk dokuz yaşında Başmimarlığa atandı — Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde toplam kırk dokuz yıl sürecek bir görev. Yeniçerilikten ayrılmak ona üzüntü verse de, mimarlığın camiler inşa ederek dünya ve ahiret muradına vesile olacağını düşünerek bu göreve razı oldu.
Kişiler kategorisinden
Frida Kahlo: Acıyı Sanata Dönüştürmek
Mexico City sokaklarında bir tramvay kazası, on sekiz yaşındaki bir genç kızın bedenini demir bir çubukla delip geçti — ve o enkazdan yirminci yüzyılın en yürek burkan dürüst sanatçılarından biri doğdu.
Şerife Bacı: Kağnısıyla Destan Yazan Kadın
Kastamonu kışlasına varamadan, dondurucu bir kış gecesinde bir kağnının üzerinde, kundaktaki kızını mermilerin arasına yerleştirip üzerine abanmış halde bulundu. O günden sonra adı bir milletin hafızasına kazındı.
Sezar ve Pompeius: Roma'yı Bölen Dostluk
Düşmanları ona 'genç kasap' derdi, akıl hocası Sulla ise 'Büyük' unvanını verdi — ama inşa etmeye yardım ettiği güç, bir gün onu da yutacaktı.
Hillary ve Tenzing: Zirveye Birlikte
Dünyanın en yüksek noktası, on yıllardır kendisine yaklaşan herkesi geri çevirmiş, kimini de sonsuza dek yutmuştu. 1953 baharında bir ekip, gökyüzünün artık yükselmediği o noktaya nihayet ulaştı.
Picasso ve Matisse: Dostluk Kadar Rekabet
Yirminci yüzyılın iki devi olarak anılmadan çok önce, ikisi de Paris'te aynı küçük galerinin duvarlarında yan yana asılı iki isimden ibaretti — biri zaten çılgın renkleriyle tanınıyor, diğeri henüz hiç tanınmıyordu.
Borg ve McEnroe: Buz ile Ateş
Biri kortta hiç sesini yükseltmedi, diğeri hiç susmadı. Aralarında tenis tarihinin en unutulmaz iki maçı doğdu.