Nelson Mandela: 27 Yılın Ardından Affetmek
71 yaşında hapisten çıktığında arkasında Robben Adası'nda geçen 27 yıl vardı — ama intikamı değil, uzlaşmayı seçti.
Nelson Rolihlahla Mandela, 18 Temmuz 1918'de Güney Afrika'nın Cape Eyaleti'ne bağlı Mvezo köyünde, Kosa dilini konuşan Tembu kabilesinin şef ailesinde dünyaya geldi. Kendisine verilen Rolihlahla adı Kosa dilinde 'baş belası' anlamına geliyordu ve bu isim yıllar sonra bir kehanet gibi gerçekleşecekti. Babası Gadla Henry Mphakanyiswa Mandela kabile şefi ve kraliyet danışmanıydı; 1926'da resmî olarak yolsuzluk gerekçesiyle görevinden alındı, ama küçük Nelson'a babasının bir yargıcın haksız taleplerine boyun eğmediği için işini kaybettiği söylenmişti. Babasının ölümünden sonra genç Mandela, Tembu naibi Şef Jongintaba Dalindyebo'nun himayesinde, Mqhekezweni'deki 'Büyük Yer' sarayında büyüdü.
Fort Hare Üniversitesi'nde başladığı hukuk eğitimini bir öğrenci boykotuna katıldığı için okuldan uzaklaştırılınca yarıda bırakmak zorunda kaldı; daha sonra Witwatersrand Üniversitesi'nde tamamladı ve ülkenin ilk siyah avukatı unvanını alarak Johannesburg'da çalışmaya başladı. Burada sömürgecilik karşıtı ve Afrika milliyetçisi siyasete çekildi; 1943'te Afrika Ulusal Konseyi'ne (ANC) katıldı ve ertesi yıl gençlik kolunun kurucuları arasında yer aldı. Ulusal Parti'nin sadece beyazlardan oluşan hükûmeti 1948'de Apartheid'ı resmen uygulamaya koyunca, Mandela ve ANC bu sistemi yıkmaya adandı.
1952'deki Başkaldırı Mücadelesi ve 1955'teki Halk Kongresi ile öne çıktı, kışkırtıcı faaliyetler nedeniyle defalarca tutuklandı. 1956'dan itibaren süren İhanet Duruşmaları'nda yargılandı; başlangıçta şiddetsiz protestoyu savunsa da, yasaklı Güney Afrika Komünist Partisi'ne gizlice katıldı. 1961'de bu parti ile iş birliği yaparak, Apartheid hükûmetine karşı sabotaj kampanyası yürütecek militan Umkhonto we Sizwe örgütünü kurdu.
Ocak 1962'de destek aramak için ülke dışına çıktı; İngiltere ve Afrika ülkelerini dolaşarak Afrika ve sosyalist devletlerden silah ve para yardımı sağladı. Dönüşünde arkadaşlarıyla birlikte izinsiz yurt dışına çıkmak, halkı kışkırtmak ve sabotaj iddialarıyla yargılandı. Siyah Güney Afrikalıların, kendilerinin temsil edilmediği bir parlamentonun çıkardığı kanunlara uymak zorunda olmadığını savundu. Rivonia Duruşması sonucunda 1964'te hükûmeti devirmeye yönelik komplo suçlamasıyla ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Kişiler kategorisinden
Frida Kahlo: Acıyı Sanata Dönüştürmek
Mexico City sokaklarında bir tramvay kazası, on sekiz yaşındaki bir genç kızın bedenini demir bir çubukla delip geçti — ve o enkazdan yirminci yüzyılın en yürek burkan dürüst sanatçılarından biri doğdu.
Şerife Bacı: Kağnısıyla Destan Yazan Kadın
Kastamonu kışlasına varamadan, dondurucu bir kış gecesinde bir kağnının üzerinde, kundaktaki kızını mermilerin arasına yerleştirip üzerine abanmış halde bulundu. O günden sonra adı bir milletin hafızasına kazındı.
Sezar ve Pompeius: Roma'yı Bölen Dostluk
Düşmanları ona 'genç kasap' derdi, akıl hocası Sulla ise 'Büyük' unvanını verdi — ama inşa etmeye yardım ettiği güç, bir gün onu da yutacaktı.
Hillary ve Tenzing: Zirveye Birlikte
Dünyanın en yüksek noktası, on yıllardır kendisine yaklaşan herkesi geri çevirmiş, kimini de sonsuza dek yutmuştu. 1953 baharında bir ekip, gökyüzünün artık yükselmediği o noktaya nihayet ulaştı.
Picasso ve Matisse: Dostluk Kadar Rekabet
Yirminci yüzyılın iki devi olarak anılmadan çok önce, ikisi de Paris'te aynı küçük galerinin duvarlarında yan yana asılı iki isimden ibaretti — biri zaten çılgın renkleriyle tanınıyor, diğeri henüz hiç tanınmıyordu.
Borg ve McEnroe: Buz ile Ateş
Biri kortta hiç sesini yükseltmedi, diğeri hiç susmadı. Aralarında tenis tarihinin en unutulmaz iki maçı doğdu.