Nabatiler: Petra'yı Oyan Halk
Çölde göçebe bir halk, kayaların içine bir başkent oydu; sonra o kadar sessizce kayboldu ki Batı dünyası onun varlığını bin yıl boyunca unuttu.
Nabatiler Petra'ya gelmeden çok önce, bu topraklar zaten kalabalık bir geçmişe sahipti. MÖ 7000'li yıllarda, Petra'nın hemen kuzeyindeki Beidha'da dünyanın en eski çiftçilerinden bazıları yerleşmişti. Demir Çağı'nda, MÖ 1200-600 yılları arasında ise bölgeye Edomlular hâkimdi; buradaki dağların oluşturduğu doğal yapı, su kıtlığının hüküm sürdüğü bu topraklarda nadir bir su rezervi sağlıyordu. Bu su, bölgeyi şarap, zeytinyağı ve odun ticareti yapan tacirler için önemli bir uğrak noktası haline getirmişti.
MÖ 4. yüzyılda bu topraklara gelen Nabatiler, sürüleriyle birlikte Arap çölünde otlak ve su bulabildikleri her yere göç eden göçebe bir Arap halkıydı. Bir zamanlar Aramî kökenli oldukları düşünülse de, günümüz arkeolojik, dinî ve dilbilimsel bulguları onların kuzey Arap kökenli bir kabile olduğunu göstermektedir. Kentlerine Raqmu adını veriyorlardı; yazıtlarda rqmw veya rqm olarak geçen bu isim, sonradan Yunanlar tarafından «Kaya» anlamına gelen Petra'ya dönüştürüldü.
Nabatileri farklı kılan, sadece nereye yerleştikleri değil, oraya nasıl hükmettikleriydi. Diğer güçler çölle boğuşurken Nabatiler burada gelişti; etkili yağmur suyu hasadı yöntemleri ve çöl tarımı geliştirerek hem hayatta kaldılar hem de bu kurak kaleyi savunabildiler. MÖ 2. yüzyılda Petra, Nabatî Krallığı'nın başkenti oldu; tütsü ticaret yolları üzerindeki konumu sayesinde bölgesel bir ticaret merkezine dönüşerek büyük bir gelir kaynağı yarattı.
Bu zenginlik MS 1. yüzyılda zirveye ulaştı; kentin nüfusu tahminen 20.000 kişiye kadar çıktı. Muhtemelen bu altın dönemde, Nabatî kralı IV. Aretas'ın anıt mezarı olduğu düşünülen El-Hazne, pembemsi kumtaşı kayalıklara oyuldu — kentin en simgesel yapısı haline gelecek olan o yapı.
Ancak Nabatî bağımsızlığı sonsuza dek sürmedi. MS 106 yılında, Aulus Cornelius Palma Frontonianus'un valiliği döneminde Roma, krallığı topraklarına kattı ve bölgeyi Arabia Petraea olarak yeniden adlandırdı. Yerli hanedan sona erse de kent hemen sönmedi; Roma yönetimi altında Petra Roma Yolu inşa edildi ve bir yüzyıl sonra II. Severus Alexander döneminde kent, ihtişamının doruğuna ulaştı.
Tarih kategorisinden
24 Temmuz 1911: Machu Picchu'nun Dünyaya Duyurulduğu Gün
1911 yılının serin bir Temmuz sabahında, Amerikalı bir tarihçi Urubamba Nehri üzerindeki sarp bir sırtı tırmandı; öğleye varmadan, unutulmuş bir İnka şehri tüm dünyanın gündemine girecekti.
6 Mayıs 1937: Hindenburg'un Son İnişi
Zaten yarım gün rötarlıydı ve halk sahadan uzak tutulmuştu — ama akşam saat yediye doğru Hindenburg, son kez direğine doğru döndü.
24 Ağustos 79: Pompeii'de Sıradan Bir Öğle Vakti
Öğle vakti Napoli Körfezi kıyısında sıcak, sıradan bir yaz günüydü. Akşama doğru bir dağ, binlerce insanın kaderini değiştirmiş olacaktı.
11 Şubat 1990: Mandela'nın Hapisten Çıktığı Gün
27 yıl hapiste kalan 71 yaşındaki bir adam, o gün bir hapishane kapısından dünyaya yeniden yürümeyi öğrenmek zorundaydı — kameraların, kalabalığın ve nefesini tutmuş bir ülkenin karşısına.
1 Ocak 1863: Özgürlük Bildirgesi'nin Yürürlüğe Girdiği Gün
Bir başkanın tek bir günde attığı imza, üç buçuk milyondan fazla insanın hukuki statüsünü değiştirecekti — yeter ki metin zamanında tamamlansın ve söz tutulsun.
28 Ağustos 1963: "Bir Hayalim Var" Günü
O sabah 250 bin kişi Washington'ın merkezine doğru yürüdü; akşama doğru Lincoln Anıtı'nın basamaklarından yükselen bir ses, nesiller boyu hatırlanacaktı.