Süveyş Krizi 1956: İmparatorlukların Bittiği An

Paris yakınlarındaki gizli bir toplantı, dört gün içinde çöken bir işgal ve Moskova'dan gelen bir nükleer tehdit — 1956'nın sonbaharında iki büyük imparatorluk, dünyayı artık kendi başlarına yönetemediklerini öğrendi.

Tarihi olaylar ve anlar · 2 dakika ·

Süveyş Krizi 1956: İmparatorlukların Bittiği An
United States Army Heritage and Education Center, Public domain, via Wikimedia Commons

29 Ekim 1956'da İsrail tankları Sina Yarımadası'na girdi. İlk bakışta bu, Mısır'ın sekiz yıldır sürdürdüğü ablukayla tıkanan Tiran Boğazı üzerinden bir gemi geçiş anlaşmazlığıydı. Ama işgal, günler önce Paris dışındaki Sevr'de gizlice hazırlanmış bir planın görünen yüzüydü: Birleşik Krallık, Fransa ve İsrail temsilcileri burada anlaşmışlardı — İsrail önce saldıracak, ardından Britanya ve Fransa 'barışı sağlamak' bahanesiyle araya girip Süveyş Kanalı'nı ele geçirecekti.

Kanal, yüz yıla yakın süredir bir gerilim hattıydı. 1869'da Fransız ve Mısır parasıyla açılan kanal, Birleşik Krallık'ın 1875'te hisselerin %44'ünü satın alması ve 1882'de Mısır'ı işgal etmesiyle İngiliz stratejik varlığı hâline geldi. 1950'lere gelindiğinde, Basra Körfezi petrolünün Batı Avrupa'ya en kısa taşıma yoluydu; Britanya ve Fransa buradan büyük miktarda petrol alıyordu. Mısır'da kurulu ama fiilen Batılı hissedarlerin yönettiği kanal şirketi, kârını Kahire'ye değil Batı'ya aktarıyordu.//

Mısır bu arada köklü bir değişim geçirmişti. 1952'de Muhammed Necib ve Cemal Abdünnasır önderliğindeki Hür Subaylar hareketi, Kral Faruk'u devirip cumhuriyeti ilan etti. Nasır, ülkesini güçlendirmek ve Asuan Barajı'nı inşa etmek istiyordu; ABD ve Birleşik Krallık kredi vermeyi reddedince Sovyetler'e ve Çekoslovakya'dan silah almaya yöneldi. Baraj için Batı finansmanı çökünce Nasır, 26 Temmuz 1956'da Süveyş Kanalı Şirketi'ni millîleştirdi; hissedarlere tazminat önerdi ama Britanya ve Fransa'yı en kıymetli varlıklarından mahrum bıraktı.

Londra ve Paris bunu kabul edilemez buldu. Londra Konferansı sonuçsuz kalınca Başbakan Anthony Eden Paris'e gitti ve gizli Sevr Anlaşması imzalandı. İsrail'in işgalinden bir gün sonra, 31 Ekim'de Britanya ve Fransa ortak ültimatom verip Kahire'yi bombalamaya, ardından paraşütçü birlik indirmeye başladı. Askerî açıdan harekât hızla başarıya ulaştı; Britanya ve Fransız birlikleri Mısır kuvvetlerini yenip kanal bölgesini ele geçirdi.

Ama siyasi zemin günler içinde ayaklarının altından kaydı. Soğuk Savaş'ın iki süper gücü, nadir görülen bir uyumla saldırıyı kınadı. Sovyetler Birliği, geri çekilme olmazsa Paris ve Londra'ya nükleer saldırı tehdidinde bulundu. ABD Başkanı Eisenhower ise kendi NATO müttefiklerini desteklemeyi reddetti; hem daha büyük bir Doğu-Batı çatışmasından hem de Arap ülkelerinin Sovyetler'e yönelmesinden çekiniyordu. Yalnız kalan Britanya ve Fransa ateşkes ilan edip Aralık ayına kadar çekildi. İsrail kuvvetleri Mart 1957'ye kadar Sina ve Gazze'de kaldı; kanal ise Ekim 1956'dan Mart 1957'ye kadar kapalı tutuldu.