Newton'un Kafasına Elma Düştü mü?

Herkes bu hikâyeyi bilir: bir elma düşer, Newton'un kafasına çarpar ve kütleçekim yasası bir anda doğar. Ama Newton'un belgelenmiş yaşamına ve çalışmalarına bakıldığında, bu elmadan hiçbir iz yoktur.

Tarihi yanlış bilinenler · 2 dakika ·

Newton'un Kafasına Elma Düştü mü?
James Thronill after Sir Godfrey Kneller, Public domain, via Wikimedia Commons

Bilim tarihinin en ünlü sahnelerinden biridir bu: bir ağacın altında oturan genç bir adam, kafasına düşen bir elma ve bir anda zihninde beliren evrensel kütleçekim yasası. Kısa, sevimli ve karmaşık fiziği bir espriye indirgeyen bir anlatı. Tam da bu yüzden sorgulanmayı hak eder.

Belgelenmiş kayıtların gösterdiği ise çok daha az sinematik bir süreçtir. Newton, 1642 yılında Lincolnshire'daki Woolsthorpe Malikânesi'nde dünyaya geldi ve 1665-1667 yılları arasında, Cambridge'deki Trinity College veba salgını nedeniyle kapatılınca, işte bu aynı aile çiftliğine geri döndü. Üniversiteden uzak geçirdiği bu iki yıl, büyük ölçüde sessiz bir yalnızlık içinde geçti ve olağanüstü verimli çıktı. Newton bu dönemde daha sonra kalkülüs olarak anılacak matematiği ciddi biçimde çalışmaya başladı; yine bu dönemde kütleçekim üzerine derinlemesine düşünmeye koyuldu.

Bu anlatıda dikkat çeken şey, bir elmanın kafasına çarptığına dair herhangi bir ifadenin yokluğudur. Ne İngilizce ne de Türkçe biyografik kayıtlar, düşen bir elmadan, kafaya inen bir darbeden ya da tek bir aydınlanma anından söz eder. Bunun yerine karşımıza çıkan şey, diferansiyel ve integral hesaplama üzerine, karanlık bir odada bir prizmadan geçirilen ışığın davranışı üzerine ve ayrı olarak, hem Dünya'daki hem de gökyüzündeki hareketi yöneten kuvvetler üzerine sürdürülen, sabırlı bir düşünme sürecidir.

Bu önemlidir, çünkü elma efsanesi, yıllarca süren zorlu entelektüel emeği tek bir şimşek anına sıkıştırır. Kayıtların gösterdiğine göre Newton'ın asıl başarısı, Dünya'daki düşen bir cismi yöneten aynı yasaların Ay'ın ve gezegenlerin hareketini de yönettiğini matematiksel olarak ortaya koymaktı — bu, rastlantısal bir buluş değil, 1687'de yayımladığı başyapıtı Principia Mathematica ile inşa ettiği bir sentezdi. Bu eser, yeryüzü ve gökyüzü mekaniğini ilk kez birleştirdi, Kepler'in gezegen hareketi yasalarını temel ilkelerden türetti ve yüzyıllarca fiziğe egemen olacak üç hareket yasasını ortaya koydu.