Cumhuriyetin İlanı: 29 Ekim 1923
Ankara'da küçük bir salonda alınan tek bir karar, bir milletin kaderini değiştirecekti. 29 Ekim 1923'te Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi; bu, bir imparatorluk çağının kapanışı ve yeni bir dönemin başlangıcıydı.
Osmanlı İmparatorluğu yüzyıllar boyunca, gücü padişahın elinde toplanmış olarak hüküm sürmüştü. Ancak 1923'e gelindiğinde imparatorluk çökmüştü; I. Dünya Savaşı'yla kırılmış, Kurtuluş Savaşı'yla da tarih sahnesinden çekilmişti. Millî hareketin önderi Mustafa Kemal Atatürk, köklü bir değişimin gerektiğini görüyordu. 1920'de Ankara'da toplanan Büyük Millet Meclisi, yönetimi çöken Osmanlı hükûmetinden çoktan devralmış, 1 Kasım 1922'de de saltanatı kaldırmıştı. Şimdi Atatürk'ün hedefi, yeni devleti açıkça cumhuriyet olarak tanımlamak, egemenliği kesin biçimde halkın eline vermekti.
Cumhuriyet düşüncesi Osmanlı aydınları için yeni değildi; ama hiçbir zaman tam anlamıyla hayata geçmemişti. 1921 Anayasası egemenliğin millete ait olduğunu ilan etmiş, ancak devletin yönetim biçimini tanımsız bırakmış, bir başkent bile göstermemişti. 13 Ekim 1923'te kabul edilen tek maddelik bir yasayla Ankara devletin başkenti oldu; İstanbul üzerindeki uzun tartışma böylece kapandı ve cumhuriyete giden yolda ilk adım atıldı. İstikrarı ve ilerlemeyi ancak cumhuriyetin getireceğine inanan Atatürk, Türkiye'yi resmen cumhuriyet ilan edecek bir anayasa değişikliğine hazırlanıyordu.
İlana giden yol pürüzsüz değildi. Büyük Millet Meclisi iç çekişmelerle sarsılıyordu; Ekim 1923'te hükûmet krize girdi, vekiller bir arada çalışmakta zorlanıyordu. Mustafa Kemal bu tıkanıklığı bir fırsat olarak gördü. 25 Ekim'de kabineyi Çankaya'da topladı; toplantıda vekillerin istifasına karar verildi. Ardından 28 Ekim akşamı Çankaya Köşkü'ndeki yemekte konuklarına, 'Efendiler! Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz' dedi. Yemekten sonra İsmet Paşa ile birlikte anayasa değişikliği tasarısını hazırladı.
29 Ekim sabahı Halk Fırkası Grubu, kabine değişikliğini görüşmek üzere mecliste toplandı. Görüşmeler çıkmaza girince sorunu çözmekle görevlendirilen Atatürk kürsüye çıktı. Yönetim biçimi cumhuriyet olursa böyle bunalımların bir daha yaşanmayacağını savundu ve anayasa değişikliği teklifini sundu. Sözleri salonu ikna etti; teklif önce bütünüyle, sonra madde madde kabul edildi. Meclis artık tarihî bir kararın eşiğindeydi.
Tarih kategorisinden
24 Temmuz 1911: Machu Picchu'nun Dünyaya Duyurulduğu Gün
1911 yılının serin bir Temmuz sabahında, Amerikalı bir tarihçi Urubamba Nehri üzerindeki sarp bir sırtı tırmandı; öğleye varmadan, unutulmuş bir İnka şehri tüm dünyanın gündemine girecekti.
6 Mayıs 1937: Hindenburg'un Son İnişi
Zaten yarım gün rötarlıydı ve halk sahadan uzak tutulmuştu — ama akşam saat yediye doğru Hindenburg, son kez direğine doğru döndü.
24 Ağustos 79: Pompeii'de Sıradan Bir Öğle Vakti
Öğle vakti Napoli Körfezi kıyısında sıcak, sıradan bir yaz günüydü. Akşama doğru bir dağ, binlerce insanın kaderini değiştirmiş olacaktı.
11 Şubat 1990: Mandela'nın Hapisten Çıktığı Gün
27 yıl hapiste kalan 71 yaşındaki bir adam, o gün bir hapishane kapısından dünyaya yeniden yürümeyi öğrenmek zorundaydı — kameraların, kalabalığın ve nefesini tutmuş bir ülkenin karşısına.
1 Ocak 1863: Özgürlük Bildirgesi'nin Yürürlüğe Girdiği Gün
Bir başkanın tek bir günde attığı imza, üç buçuk milyondan fazla insanın hukuki statüsünü değiştirecekti — yeter ki metin zamanında tamamlansın ve söz tutulsun.
28 Ağustos 1963: "Bir Hayalim Var" Günü
O sabah 250 bin kişi Washington'ın merkezine doğru yürüdü; akşama doğru Lincoln Anıtı'nın basamaklarından yükselen bir ses, nesiller boyu hatırlanacaktı.