Cumhuriyetin İlanı: 29 Ekim 1923

Ankara'da küçük bir salonda alınan tek bir karar, bir milletin kaderini değiştirecekti. 29 Ekim 1923'te Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi; bu, bir imparatorluk çağının kapanışı ve yeni bir dönemin başlangıcıydı.

Tarihin dönüm noktaları · 2 dakika ·

Cumhuriyetin İlanı: 29 Ekim 1923
Alaaddin Matbaası, Public domain, via Wikimedia Commons

Osmanlı İmparatorluğu yüzyıllar boyunca, gücü padişahın elinde toplanmış olarak hüküm sürmüştü. Ancak 1923'e gelindiğinde imparatorluk çökmüştü; I. Dünya Savaşı'yla kırılmış, Kurtuluş Savaşı'yla da tarih sahnesinden çekilmişti. Millî hareketin önderi Mustafa Kemal Atatürk, köklü bir değişimin gerektiğini görüyordu. 1920'de Ankara'da toplanan Büyük Millet Meclisi, yönetimi çöken Osmanlı hükûmetinden çoktan devralmış, 1 Kasım 1922'de de saltanatı kaldırmıştı. Şimdi Atatürk'ün hedefi, yeni devleti açıkça cumhuriyet olarak tanımlamak, egemenliği kesin biçimde halkın eline vermekti.

Cumhuriyet düşüncesi Osmanlı aydınları için yeni değildi; ama hiçbir zaman tam anlamıyla hayata geçmemişti. 1921 Anayasası egemenliğin millete ait olduğunu ilan etmiş, ancak devletin yönetim biçimini tanımsız bırakmış, bir başkent bile göstermemişti. 13 Ekim 1923'te kabul edilen tek maddelik bir yasayla Ankara devletin başkenti oldu; İstanbul üzerindeki uzun tartışma böylece kapandı ve cumhuriyete giden yolda ilk adım atıldı. İstikrarı ve ilerlemeyi ancak cumhuriyetin getireceğine inanan Atatürk, Türkiye'yi resmen cumhuriyet ilan edecek bir anayasa değişikliğine hazırlanıyordu.

İlana giden yol pürüzsüz değildi. Büyük Millet Meclisi iç çekişmelerle sarsılıyordu; Ekim 1923'te hükûmet krize girdi, vekiller bir arada çalışmakta zorlanıyordu. Mustafa Kemal bu tıkanıklığı bir fırsat olarak gördü. 25 Ekim'de kabineyi Çankaya'da topladı; toplantıda vekillerin istifasına karar verildi. Ardından 28 Ekim akşamı Çankaya Köşkü'ndeki yemekte konuklarına, 'Efendiler! Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz' dedi. Yemekten sonra İsmet Paşa ile birlikte anayasa değişikliği tasarısını hazırladı.

29 Ekim sabahı Halk Fırkası Grubu, kabine değişikliğini görüşmek üzere mecliste toplandı. Görüşmeler çıkmaza girince sorunu çözmekle görevlendirilen Atatürk kürsüye çıktı. Yönetim biçimi cumhuriyet olursa böyle bunalımların bir daha yaşanmayacağını savundu ve anayasa değişikliği teklifini sundu. Sözleri salonu ikna etti; teklif önce bütünüyle, sonra madde madde kabul edildi. Meclis artık tarihî bir kararın eşiğindeydi.