Bill Gates ve Steve Jobs: Rekabet, Kriz, Saygı
Dünyanın en zengin adamı olmadan çok önce, zorbalığa uğrayan, tıkır tıkır çalışan bir teleyazar makinesine tutkuyla bağlanmış küçük bir çocuktu. Bu tutku, onu kıtanın öbür ucunda bilgisayar kuran bir başka gençle aynı yörüngeye taşıyacaktı.
William Henry Gates III, 28 Ekim 1955'te Seattle, Washington'da, önde gelen bir avukat baba ile First Interstate BancSystem ve United Way of America yönetim kurullarında görev yapan bir annenin oğlu olarak dünyaya geldi. Ailesinin dördüncü William'ıydı, babası 'II' unvanını taşıdığı için kendisine 'Trey' denirdi. Yaşına göre küçüktü ve çocukken zorbalığa uğradı, ama ailesi rekabeti şiddetle teşvik ediyordu; kazanan hep ödüllendirilir, kaybeden hep bir bedel öderdi.
On üç yaşında özel Lakeside Okulu'na yazıldı. Okulun Anneler Kulübü, bir bit pazarı satışının gelirini kullanarak bir Teletype Model 33 terminali ve bir General Electric sisteminde bilgisayar zamanı satın aldı. Gates buna hayran kaldı; ilk programını, bir tık-tak-toz oyununu orada yazdı ve programlamaya devam edebilmek için matematik derslerinden muaf tutuldu. Paul Allen ve Kent Evans dahil bir avuç arkadaşıyla birlikte, buldukları her yerde bilgisayar zamanı kovaladılar; bir şirketin sisteminde ücretsiz erişim için açıkları kullandıkları anlaşılınca kısa süreliğine yasaklandılar.
1971'de bir Lakeside öğretmeni, Gates ve Evans'ı okulun ders programlama sistemini otomatikleştirmesi için, karşılığında bilgisayar zamanı ve telif ücreti vererek işe aldı. Takıntılı odaklanma, sistemleri sınırlarına kadar zorlama merakı ve insanların gerçekten kullanacağı yazılımlar üretme isteği bu yıllarda şekillendi.
Belirleyici an, Ocak 1975'te geldi: Gates, Altair 8800'ü tanıtan Popular Electronics sayısını okudu. O sırada Allen'la birlikte cihazın kendisine sahip olmasalar da, bu platform için bir BASIC yorumlayıcısı geliştirdiklerini söyleyerek MITS şirketiyle irtibata geçtiler. Haftalar içinde bir Altair emülatörü ve çalışan bir yorumlayıcı geliştirdiler, Albuquerque'de başarılı bir demo yaptılar ve anlaşmayı imzaladılar. Gates, Kasım 1975'te Harvard'ı bırakıp Allen'a MITS'te tam zamanlı katıldı; birlikte kurdukları Micro-Soft, kısa sürede sadece Microsoft adını aldı ve Kasım 1976'da New Mexico'da resmen tescillendi.
Microsoft, Gates'in ateşlemeye yardım ettiği kişisel bilgisayar devriminin hakim gücü haline geldi; bu devrim, garajlarda, yurt odalarında ve küçük ofislerde bütün bir sektörü yeniden şekillendiren bir girişimciler dalgasıyla ilerliyordu. Gates 25 yıl CEO'luk yaptı, ardından yönetim kurulu başkanı ve baş yazılım mimarı oldu; şirketi büyük bir büyüme, 1990'ların sonundaki tarihi bir rekabet karşıtı davası ve nihayetinde 2000'de CEO'luğu Steve Ballmer'a bırakıp sonrasında Satya Nadella'ya danışmanlık yaptığı liderlik geçişleri boyunca yönetti.
Kişiler kategorisinden
Frida Kahlo: Acıyı Sanata Dönüştürmek
Mexico City sokaklarında bir tramvay kazası, on sekiz yaşındaki bir genç kızın bedenini demir bir çubukla delip geçti — ve o enkazdan yirminci yüzyılın en yürek burkan dürüst sanatçılarından biri doğdu.
Şerife Bacı: Kağnısıyla Destan Yazan Kadın
Kastamonu kışlasına varamadan, dondurucu bir kış gecesinde bir kağnının üzerinde, kundaktaki kızını mermilerin arasına yerleştirip üzerine abanmış halde bulundu. O günden sonra adı bir milletin hafızasına kazındı.
Sezar ve Pompeius: Roma'yı Bölen Dostluk
Düşmanları ona 'genç kasap' derdi, akıl hocası Sulla ise 'Büyük' unvanını verdi — ama inşa etmeye yardım ettiği güç, bir gün onu da yutacaktı.
Hillary ve Tenzing: Zirveye Birlikte
Dünyanın en yüksek noktası, on yıllardır kendisine yaklaşan herkesi geri çevirmiş, kimini de sonsuza dek yutmuştu. 1953 baharında bir ekip, gökyüzünün artık yükselmediği o noktaya nihayet ulaştı.
Picasso ve Matisse: Dostluk Kadar Rekabet
Yirminci yüzyılın iki devi olarak anılmadan çok önce, ikisi de Paris'te aynı küçük galerinin duvarlarında yan yana asılı iki isimden ibaretti — biri zaten çılgın renkleriyle tanınıyor, diğeri henüz hiç tanınmıyordu.
Borg ve McEnroe: Buz ile Ateş
Biri kortta hiç sesini yükseltmedi, diğeri hiç susmadı. Aralarında tenis tarihinin en unutulmaz iki maçı doğdu.