10 Kasım 1938: Dolmabahçe'de Duran Saat
Sabahın dokuzu beş geçiyordu; Dolmabahçe Sarayı'nın o sessiz odasında, bir cumhuriyetin kurucusu son nefesini veriyordu.
1938 sonbaharında Mustafa Kemal Atatürk, Boğaz kıyısındaki Dolmabahçe Sarayı'nda kendisi için hazırlanan bir odaya yerleşmişti. Aylar önce teşhis edilen siroz hastalığı onu Yalova'dan Ankara'ya, Mersin'den Adana'ya uzanan yorucu bir yıl boyunca sürüklemiş, doktorlar sonunda tedavi için İstanbul'a dönmesini önermişti. Bir zamanlar bir imparatorluğun son günlerine tanıklık eden bu saray, şimdi üzerine bir cumhuriyet kurmuş adamın son saatlerine ev sahipliği yapıyordu.
Yaz boyunca eski düzenini sürdürmeye çalışmıştı: Bakanlar Kurulu'na başkanlık etmiş, Hatay meselesiyle uğraşmış, yeni gelen Savarona Yatı'nda Romanya Kralı II. Carol'u ağırlamıştı; Temmuz sonuna kadar yatta kalmıştı. Ama o noktadan sonra gücü daha da azaldı ve Dolmabahçe'nin, bir zamanlar padişahlara ayrılmış büyük salonlarından birinde kendisi için hazırlanan odaya yerleşti.
10 Kasım 1938 sabahı, o duvarların arasında sessizce başladı. Hastalığı süresince ikamet ettiği bu devlet konutunda, Atatürk'ün son mücadelesi noktalandı. Yerel saatle 09.05'te, uzun süredir devam eden hastalığı sona erdi; bu an, kısa süre sonra ölüm belgesini imzalayan dokuz tıp profesörü tarafından klinik bir kesinlikle kayda geçirildi.
Saray dışında haber henüz kamuoyuna tam ağırlığıyla yayılmamıştı, ama koridorların içinde devlet cenaze törenine dair hazırlıklar neredeyse anında başladı. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanını onurlandırma çalışmaları üst düzey yetkililerin yönetiminde başlatıldı, ancak nihai defin yeri konusunda henüz bir karar verilmemişti.
Ertesi gün, 11 Kasım'da, Ankara'da Meclis toplandı ve İsmet İnönü'yü yeni cumhurbaşkanı seçti. Ölümün üzerinden yirmi dört saat geçmeden gerçekleşen bu hızlı anayasal devamlılık, yas henüz başlarken devlet mekanizmasının ne kadar çabuk işlediğini gösteriyordu.
Tarih kategorisinden
24 Temmuz 1911: Machu Picchu'nun Dünyaya Duyurulduğu Gün
1911 yılının serin bir Temmuz sabahında, Amerikalı bir tarihçi Urubamba Nehri üzerindeki sarp bir sırtı tırmandı; öğleye varmadan, unutulmuş bir İnka şehri tüm dünyanın gündemine girecekti.
6 Mayıs 1937: Hindenburg'un Son İnişi
Zaten yarım gün rötarlıydı ve halk sahadan uzak tutulmuştu — ama akşam saat yediye doğru Hindenburg, son kez direğine doğru döndü.
24 Ağustos 79: Pompeii'de Sıradan Bir Öğle Vakti
Öğle vakti Napoli Körfezi kıyısında sıcak, sıradan bir yaz günüydü. Akşama doğru bir dağ, binlerce insanın kaderini değiştirmiş olacaktı.
11 Şubat 1990: Mandela'nın Hapisten Çıktığı Gün
27 yıl hapiste kalan 71 yaşındaki bir adam, o gün bir hapishane kapısından dünyaya yeniden yürümeyi öğrenmek zorundaydı — kameraların, kalabalığın ve nefesini tutmuş bir ülkenin karşısına.
1 Ocak 1863: Özgürlük Bildirgesi'nin Yürürlüğe Girdiği Gün
Bir başkanın tek bir günde attığı imza, üç buçuk milyondan fazla insanın hukuki statüsünü değiştirecekti — yeter ki metin zamanında tamamlansın ve söz tutulsun.
28 Ağustos 1963: "Bir Hayalim Var" Günü
O sabah 250 bin kişi Washington'ın merkezine doğru yürüdü; akşama doğru Lincoln Anıtı'nın basamaklarından yükselen bir ses, nesiller boyu hatırlanacaktı.