Chiune Sugihara: Vizelerle Hayat Kurtaran Diplomat
Litvanya'daki küçük bir konsoloslukta, hükümeti ona dur demesine rağmen bir Japon diplomat elini durduramadı — çünkü pencerenin dışında gözlerinde yaşlarla yalvaran binlerce insan vardı.
Chiune Sugihara, 1 Ocak 1900'de Gifu prefektörlüğüne bağlı Mino'da, orta halli bir vergi memurunun altı çocuğundan (beş oğul, bir kız) ikincisi olarak doğdu. Babası onun doktor olmasını istiyordu, fakat Chiune bu yolu kesmek için girdiği sınavda kağıda sadece adını yazarak bilerek başarısız oldu. Bunun yerine 1918'de Waseda Üniversitesi'nde İngilizce okumaya başladı ve dilini geliştirmek için Hristiyan bir kardeşlik topluluğuna katıldı. 1919'da Dışişleri Bakanlığı burs sınavını geçti; Kore'de iki yıl teğmen olarak görev yaptıktan sonra Rusçaya yöneldi ve zamanla hükümetin en yetenekli Rusça konuşanlarından biri oldu.
Erken kariyeri onu Mançurya'nın Harbin kentine götürdü; burada Sovyetler Birliği ile demiryolu müzakereleri yürüttü, Rus bir kadınla evlendi ve Hristiyanlığa geçti. 1934'te, Mançukuo Dışişleri Bürosu'ndaki görevindeyken, Japonya'nın Çinlilere kötü muamelesini protesto ederek görevinden ayrıldı — bu, sessizce eğilmeyen bir vicdanın erken bir işaretiydi. Boşandıktan sonra Japonya'da Yukiko Kikuchi ile evlendi; Hiroki, Chiaki, Haruki ve Nobuki adında dört oğulları oldu. Daha sonra Helsinki'deki Japon heyetinde tercüman olarak çalıştı.
1939'da Sugihara, Litvanya'nın geçici başkenti Kaunas'taki Japon konsolosluğunda konsolos yardımcısı oldu. Görevi Sovyet ve Alman asker hareketlerini izlemek ve olası bir Alman saldırısını bildirmekti; ayrıca Polonya istihbaratıyla ortak bir Japon-Polonya girişimi çerçevesinde iş birliği yaptı. Litvanya'da, telaffuzu daha kolay olan 'Sempo' adını kullanmaya başladı.
Sovyetler Birliği 1940'ta Litvanya'yı işgal edince, zulümden kaçan Polonyalı ve Litvanyalı Yahudiler arasında panik yayıldı; Kaunas'taki yabancı konsolosluklarının kapanacağı haberi geldi. Hollandalı bir vatandaş, Hollanda kolonisi Curaçao'ya gidip oradan ABD'ye geçmeyi umuyordu. Bir Hollandalı konsolos yardımcısı aracılığıyla, resmi vize gerektirmeyen, yalnızca valilik izni isteyen bir seyahat belgesi düzenlendi. Bu boşluk, Sugihara'nın hayat kurtarmak için tutunduğu ipliğe dönüştü.
Tokyo'dan açık bir yetki almadan, Sugihara Yahudi mültecilere Japon topraklarından geçiş yapabilmeleri için transit vizeler vermeye başladı. Üstleri kararsız kalırken ve kendi kariyeri tehlikedeyken vizeleri elle yazmayı sürdürdü, konsolosluk kapanana dek durmadı. Yaşlı insanların ve kadınların çaresizlik içinde ayakkabılarını öptüğünü gördüğünü anlatmış, o anda Tokyo'da kimsenin tek bir görüşe sahip olmadığını, doğru olanı kendisinin belirlemesi gerektiğini hissettiğini söylemiştir.
Kişiler kategorisinden
Frida Kahlo: Acıyı Sanata Dönüştürmek
Mexico City sokaklarında bir tramvay kazası, on sekiz yaşındaki bir genç kızın bedenini demir bir çubukla delip geçti — ve o enkazdan yirminci yüzyılın en yürek burkan dürüst sanatçılarından biri doğdu.
Şerife Bacı: Kağnısıyla Destan Yazan Kadın
Kastamonu kışlasına varamadan, dondurucu bir kış gecesinde bir kağnının üzerinde, kundaktaki kızını mermilerin arasına yerleştirip üzerine abanmış halde bulundu. O günden sonra adı bir milletin hafızasına kazındı.
Sezar ve Pompeius: Roma'yı Bölen Dostluk
Düşmanları ona 'genç kasap' derdi, akıl hocası Sulla ise 'Büyük' unvanını verdi — ama inşa etmeye yardım ettiği güç, bir gün onu da yutacaktı.
Hillary ve Tenzing: Zirveye Birlikte
Dünyanın en yüksek noktası, on yıllardır kendisine yaklaşan herkesi geri çevirmiş, kimini de sonsuza dek yutmuştu. 1953 baharında bir ekip, gökyüzünün artık yükselmediği o noktaya nihayet ulaştı.
Picasso ve Matisse: Dostluk Kadar Rekabet
Yirminci yüzyılın iki devi olarak anılmadan çok önce, ikisi de Paris'te aynı küçük galerinin duvarlarında yan yana asılı iki isimden ibaretti — biri zaten çılgın renkleriyle tanınıyor, diğeri henüz hiç tanınmıyordu.
Borg ve McEnroe: Buz ile Ateş
Biri kortta hiç sesini yükseltmedi, diğeri hiç susmadı. Aralarında tenis tarihinin en unutulmaz iki maçı doğdu.