Küba Füze Krizi: Dünyanın Nükleer Savaşa En Yakın Anı
1962 sonbaharında dünya nükleer savaşın eşiğinde sallandı. Tek bir yanlış hesap her şeyi sona erdirebilirdi. Yine de diplomasi ve cesaret sayesinde bu gergin kriz, felakete dönüşmeden atlatıldı.
Ekim 1962'de Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği, yok oluşun eşiğinde duruyordu. Küba Füze Krizi adıyla tarihe geçen bu 13 günlük yüzleşme, dünyayı nükleer savaşın kıyısına getirdi. Krizin merkezinde, iki süper güç arasında sıkışmış küçük bir ada ülkesi olan Küba vardı. Sovyetler Küba topraklarına nükleer füzeler yerleştirmiş, bu hamle dünyada şok dalgaları yaratmıştı. ABD'nin ise Türkiye ve İtalya'da konuşlu kendi füzeleri vardı ve bu durum uzun süredir gerilim kaynağıydı. Kriz, Soğuk Savaş rekabetinin ve büyüyen nükleer yok oluş korkusunun doğrudan bir sonucuydu.
Kriz, bir U-2 casus uçağının Küba'daki Sovyet füze tesislerinin fotoğraflarını çekmesiyle patlak verdi. Bu keşif, ABD Başkanı John F. Kennedy'yi harekete geçmeye zorladı. Kennedy danışmanlarını toplayarak Ulusal Güvenlik Konseyi Yürütme Komitesi'ni, yani EXCOMM'u oluşturdu. Komite; askerî bir saldırı, Küba'nın işgali ya da deniz ablukası seçeneklerini tartıştı. Kennedy sonunda ablukayı seçti — tarihin akışını belirleyecek bir karardı bu.
ABD ablukayı, savaş hâlinin resmî sonuçlarından kaçınmak için "karantina" olarak adlandırdı. Bu hamle hem bir güç gösterisi hem de diplomatik bir manevraydı. Kennedy'nin doğrudan çatışmadan kaçınma kararı hesaplanmış bir riskti; topyekûn bir savaşın önünü kesebilecek bir risk. Sovyetler ise ablukayı bir tehdit olarak gördü ve konumlarını savunmaya hazırlandı. Dünya, iki tarafın nükleer çatışmanın eşiğine sürüklendiği bu tırmanışı dehşetle izledi.
Perde arkasında ise son derece hassas bir pazarlık yürüyordu. Kruşçev de Kennedy de neyin tehlikede olduğunun farkındaydı. Sovyetler füzeleri Küba'ya, olası bir ABD işgalini caydırmak için yerleştirmişti; bu kararı tetikleyen etkenlerden biri de Küba'nın Çin'e yaklaşacağı korkusuydu. ABD'nin ise bölgede, Türkiye ve İtalya'daki füze konuşlandırmaları da dahil olmak üzere kendi stratejik çıkarları vardı. Kriz yalnızca Küba'yla ilgili değildi; çok daha geniş Soğuk Savaş gerilimlerinin bir yansımasıydı.
Kriz derinleştikçe iki taraf da içeriden ve dışarıdan baskılarla karşılaştı. Sovyet yönetimi itibarını ve başarısız bir yüzleşmenin doğuracağı sonuçları dert ediyordu. ABD ise attığı adımlar nedeniyle hem ülke içinde hem de uluslararası alanda mercek altındaydı. Bütün dünya izliyordu ve tehlike hiç bu kadar büyük olmamıştı. Durum öylesine kırılgandı ki tek bir yanlış adım felaketle sonuçlanabilirdi.
Tarih kategorisinden
24 Temmuz 1911: Machu Picchu'nun Dünyaya Duyurulduğu Gün
1911 yılının serin bir Temmuz sabahında, Amerikalı bir tarihçi Urubamba Nehri üzerindeki sarp bir sırtı tırmandı; öğleye varmadan, unutulmuş bir İnka şehri tüm dünyanın gündemine girecekti.
6 Mayıs 1937: Hindenburg'un Son İnişi
Zaten yarım gün rötarlıydı ve halk sahadan uzak tutulmuştu — ama akşam saat yediye doğru Hindenburg, son kez direğine doğru döndü.
24 Ağustos 79: Pompeii'de Sıradan Bir Öğle Vakti
Öğle vakti Napoli Körfezi kıyısında sıcak, sıradan bir yaz günüydü. Akşama doğru bir dağ, binlerce insanın kaderini değiştirmiş olacaktı.
11 Şubat 1990: Mandela'nın Hapisten Çıktığı Gün
27 yıl hapiste kalan 71 yaşındaki bir adam, o gün bir hapishane kapısından dünyaya yeniden yürümeyi öğrenmek zorundaydı — kameraların, kalabalığın ve nefesini tutmuş bir ülkenin karşısına.
1 Ocak 1863: Özgürlük Bildirgesi'nin Yürürlüğe Girdiği Gün
Bir başkanın tek bir günde attığı imza, üç buçuk milyondan fazla insanın hukuki statüsünü değiştirecekti — yeter ki metin zamanında tamamlansın ve söz tutulsun.
28 Ağustos 1963: "Bir Hayalim Var" Günü
O sabah 250 bin kişi Washington'ın merkezine doğru yürüdü; akşama doğru Lincoln Anıtı'nın basamaklarından yükselen bir ses, nesiller boyu hatırlanacaktı.