Kleopatra Mısırlı Değildi
Mısır tahtına oturdu, oğlu adına naiplik yaptı, Rosetta Taşı'na adı kazındı — ama İskenderiye halkı onu hiçbir zaman 'Mısırlı' olarak anmadı.
Kleopatra adını taşıyan her kraliçenin doğuştan Mısırlı olduğu sanılır. Oysa I. Kleopatra'nın hikâyesi bu varsayımı baştan çürütür; çünkü kendi çağdaşları onu hiçbir zaman öyle görmedi.
O, Seleukos İmparatorluğu Kralı III. Antiochus ile Kraliçe III. Laodice'nin kızı olarak dünyaya geldi. Vatanı Nil vadisi değil, Suriye'den Küçük Asya'ya uzanan koca bir Helenistik krallıktı. Nitekim İskenderiye'de bile ona takılan lakap manidardı: Suriyeli.
Bir Seleukos prensesi nasıl oldu da Mısır tahtına çıktı? Bunun cevabı soy değil, siyasettir. MÖ 197'de III. Antiochus, daha önce Ptolemaios Mısır'ının elinde bulunan Küçük Asya'daki bazı şehirleri ele geçirdi. Mısır'ın çıkarlarını destekleyen Roma, MÖ 196'da Lysimachia'da Seleukos kralıyla görüştü. Antiochus buna karşılık barış önerdi ve kızını genç V. Ptolemy ile evlendirmeyi teklif etti. Çift MÖ 195'te nişanlandı, MÖ 193'te Raphia'da evlendi; o sırada Ptolemy on altı, Kleopatra ise yaklaşık on yaşındaydı.```
Sonraki Ptolemaios propagandacıları bu evliliği geriye dönük 'Mısırlılaştırmaya' çalıştı: Kleopatra'nın çeyiz olarak Coele-Suriye'yi getirdiğini ve bu toprağın artık Mısır'a ait olduğunu iddia ettiler. Ne var ki bu iddianın gerçekliği belirsizdir; pratikte Coele-Suriye, MÖ 198'deki Panium Savaşı'ndan sonra hâlâ Seleukos toprağıydı. Evlilik bir ilhak değil, bir diplomasi hamlesiydi — ve İskenderiyelilerin gözünde onun kökenini silmedi.
Kleopatra, Ptolemaios din ve devlet hayatına derinden dahil oldu: kocasıyla birlikte Theoi Epiphaneis olarak onurlandırıldı, Mısır geleneğine uygun biçimde V. Ptolemy'nin 'kız kardeşi' unvanını aldı, MÖ 185'te Memphis'teki bir rahipler sinodu ona, Rosetta Taşı'na kazınan onurların aynısını bahşetti. Ayrıca kendisinden önce yalnızca II. Berenike'nin taşıdığı vezirlik unvanına da sahip oldu. Yine de tüm bunlar, onun Suriyeli kimliğini unutturmadı.```
Tarih kategorisinden
24 Temmuz 1911: Machu Picchu'nun Dünyaya Duyurulduğu Gün
1911 yılının serin bir Temmuz sabahında, Amerikalı bir tarihçi Urubamba Nehri üzerindeki sarp bir sırtı tırmandı; öğleye varmadan, unutulmuş bir İnka şehri tüm dünyanın gündemine girecekti.
6 Mayıs 1937: Hindenburg'un Son İnişi
Zaten yarım gün rötarlıydı ve halk sahadan uzak tutulmuştu — ama akşam saat yediye doğru Hindenburg, son kez direğine doğru döndü.
24 Ağustos 79: Pompeii'de Sıradan Bir Öğle Vakti
Öğle vakti Napoli Körfezi kıyısında sıcak, sıradan bir yaz günüydü. Akşama doğru bir dağ, binlerce insanın kaderini değiştirmiş olacaktı.
11 Şubat 1990: Mandela'nın Hapisten Çıktığı Gün
27 yıl hapiste kalan 71 yaşındaki bir adam, o gün bir hapishane kapısından dünyaya yeniden yürümeyi öğrenmek zorundaydı — kameraların, kalabalığın ve nefesini tutmuş bir ülkenin karşısına.
1 Ocak 1863: Özgürlük Bildirgesi'nin Yürürlüğe Girdiği Gün
Bir başkanın tek bir günde attığı imza, üç buçuk milyondan fazla insanın hukuki statüsünü değiştirecekti — yeter ki metin zamanında tamamlansın ve söz tutulsun.
28 Ağustos 1963: "Bir Hayalim Var" Günü
O sabah 250 bin kişi Washington'ın merkezine doğru yürüdü; akşama doğru Lincoln Anıtı'nın basamaklarından yükselen bir ses, nesiller boyu hatırlanacaktı.