İstanbul'un Fethi: Bir Çağı Kapatan Gece
1453 baharında, bin yılı aşkın süredir ayakta duran bir şehir Osmanlı İmparatorluğu'na teslim oldu. Şehri yüzyıllarca koruyan surlar aşıldı ve bin yıldan uzun yaşamış Bizans İmparatorluğu tarihe karıştı.
Bizans İmparatorluğu'nun başkenti Konstantinopolis, 29 Mayıs 1453'te Osmanlı İmparatorluğu tarafından ele geçirildi. Şehir tarih boyunca sayısız kuşatmayı atlatmıştı; ama bu kez karşısında, Sultan II. Mehmed'in komutasında planlı bir ordu vardı. Kuşatma 6 Nisan'da başlamıştı ve İmparator XI. Konstantin'in komutasındaki savunmacılar, sayıca ezici biçimde geride kalıyordu. Mehmed'in güçlü toplarla donatılmış kuvvetleri, şehri 800 yıldır koruyan efsanevi Theodosius surlarını parçaladı.
Osmanlılar kuşatmaya aylarca hazırlanmıştı. Tahta çıktığında henüz 19 yaşında olan II. Mehmed, Boğaz'ın Avrupa yakasında ikinci bir kale inşa ettirmeye çoktan başlamıştı. Rumeli Hisarı adını taşıyan bu kale, deniz trafiğini denetlemek ve kuzeyden gelebilecek saldırılara karşı savunma sağlamak için stratejik bir noktaya kurulmuştu. Osmanlılar ayrıca mevzilerini güçlendirmiş ve uzun sürecek muharebe için ikmal hatlarını güvence altına almıştı.
Kuşatma ilerledikçe Bizans'ın durumu iyice ağırlaştı. Şehir; yıllarca süren savaşlar, ekonomik çöküş ve Kara Veba salgınıyla zaten güçten düşmüştü. 1453'e gelindiğinde Konstantinopolis, geniş tarlalarla birbirinden ayrılan surlu köy kümelerinden ibaretti. İmparatorluğun toprakları şehir dışında birkaç kilometrekareye inmişti; elinde yalnızca Prens Adaları ile Mora Yarımadası kalmıştı. Dördüncü Haçlı Seferi'nin ardından kurulan Trabzon İmparatorluğu da Karadeniz kıyısında varlığını sürdürüyordu.
II. Mehmed yalnızca askerî hazırlıklarla yetinmedi; ittifakları ve kaynakları da güvence altına aldı. Mora'ya büyük bir garnizon yerleştirerek XI. Konstantin'e oradan yardım ulaşmasını engelledi. Osmanlılar ayrıca Edirne'den Konstantinopolis'e uzanan yolları, dev topların taşınabilmesi için elden geçirdi. Şehrin savunucuları, Osmanlı ordusunun büyüklüğü ve silahlarının gücü karşısında çaresizdi.
Avrupa'nın Bizans'a desteği sınırlıydı ve gerginliklerle doluydu. İmparator XI. Konstantin yardım için Batı'ya yönelmişti; ama Doğu ve Batı kiliseleri arasında yüzyıllardır süren ayrılığın bedeli artık ödenmek zorundaydı. Papa daha önce Doğu Kilisesi ile birlik ilan edilmesini sağlamıştı, ancak bu birlik Konstantinopolis'te sert dirençle karşılaşmıştı. Şehir halkı, dinî ve kültürel kimliğini yitirme korkusuyla ikiye bölünmüştü.
Tarih kategorisinden
24 Temmuz 1911: Machu Picchu'nun Dünyaya Duyurulduğu Gün
1911 yılının serin bir Temmuz sabahında, Amerikalı bir tarihçi Urubamba Nehri üzerindeki sarp bir sırtı tırmandı; öğleye varmadan, unutulmuş bir İnka şehri tüm dünyanın gündemine girecekti.
6 Mayıs 1937: Hindenburg'un Son İnişi
Zaten yarım gün rötarlıydı ve halk sahadan uzak tutulmuştu — ama akşam saat yediye doğru Hindenburg, son kez direğine doğru döndü.
24 Ağustos 79: Pompeii'de Sıradan Bir Öğle Vakti
Öğle vakti Napoli Körfezi kıyısında sıcak, sıradan bir yaz günüydü. Akşama doğru bir dağ, binlerce insanın kaderini değiştirmiş olacaktı.
11 Şubat 1990: Mandela'nın Hapisten Çıktığı Gün
27 yıl hapiste kalan 71 yaşındaki bir adam, o gün bir hapishane kapısından dünyaya yeniden yürümeyi öğrenmek zorundaydı — kameraların, kalabalığın ve nefesini tutmuş bir ülkenin karşısına.
1 Ocak 1863: Özgürlük Bildirgesi'nin Yürürlüğe Girdiği Gün
Bir başkanın tek bir günde attığı imza, üç buçuk milyondan fazla insanın hukuki statüsünü değiştirecekti — yeter ki metin zamanında tamamlansın ve söz tutulsun.
28 Ağustos 1963: "Bir Hayalim Var" Günü
O sabah 250 bin kişi Washington'ın merkezine doğru yürüdü; akşama doğru Lincoln Anıtı'nın basamaklarından yükselen bir ses, nesiller boyu hatırlanacaktı.