Katherine Johnson: NASA'nın Gizli Hesaplayıcısı
John Glenn, yörüngeye çıkmadan önce bilgisayarların hesaplarına güvenmedi; tek bir kadının elle doğrulamasını istedi. O kadın Katherine Johnson'dı.
26 Ağustos 1918'de Batı Virginia'nın White Sulphur Springs kasabasında, öğretmen Joylette Roberta Coleman ile Greenbrier Hotel'de de çalışan keresteci, çiftçi ve elden işler yapan babası Joshua McKinley Coleman'ın kızı olarak dünyaya gelen Katherine, sayılarla erkenden tanıştı. Greenbrier County'de siyahi öğrencilere sekizinci sınıftan sonra eğitim verilmediği için ailesi hayatını ikiye böldü: kışları Institute'da, West Virginia State College kampüsündeki liseye gitmesi için. Katherine bu okula henüz on yaşındayken kaydoldu.
On dört yaşında liseyi bitirip aynı üniversiteye, tarihsel olarak siyahilere ait bir kuruma girdi ve sunulan her matematik dersini aldı. Angie Turner King ve matematikte doktora alan üçüncü Afrikalı-Amerikalı olan W. W. Schieffelin Claytor gibi hocalar ona özel ilgi gösterdi; Claytor onun için yeni dersler bile açtı. 1937'de, on sekiz yaşında, matematik ve Fransızca alanlarında yüksek onur derecesiyle mezun oldu.
Marion, Virginia'da öğretmenlik yaptıktan ve James Goble ile evlendikten sonra, ABD Yüksek Mahkemesi'nin 1938 tarihli Missouri ex rel. Gaines v. Canada kararının ardından —bu karar, beyaz öğrencilere yüksek öğrenim sunan eyaletlerin siyahi öğrencilere de eşit erişim sağlamasını zorunlu kılıyordu— West Virginia Üniversitesi'nin yüksek lisans programına kabul edilen üç siyahi öğrenciden biri, hatta tek kadın oldu. Bir dönem sonra ailesine odaklanmak için ayrıldı, kızları büyüyünce yeniden öğretmenliğe döndü.
1952'de bir akrabasının haberi hayatını değiştirdi: Ulusal Havacılık Danışma Komitesi, Virginia'daki Langley Memorial Havacılık Laboratuvarı'nda Batı Bölgesi Hesaplama biriminde eleman arıyordu. Johnson, Haziran 1953'te ajansın iş teklifini kabul etti. Virginia'nın ırk ayrımcılığı yasaları nedeniyle Afrikalı-Amerikalı kadın matematikçiler, beyaz meslektaşlarından ayrı masalarda, tuvaletlerde ve yemekhanelerde çalışmak zorundaydı.
Kısa süreliğine erkeklerden oluşan Uçuş Araştırma Bölümü'ne yardım için görevlendirildiğinde, analitik geometri bilgisiyle mühendisleri o denli etkiledi ki, kendi ifadesiyle 'beni havuza geri göndermeyi unuttular.' Kadınların önceden hiç katılmadığı toplantılara girmeyi istedi; sadece işini yaptığını ve orada olmayı hak ettiğini söyledi.
Kişiler kategorisinden
Frida Kahlo: Acıyı Sanata Dönüştürmek
Mexico City sokaklarında bir tramvay kazası, on sekiz yaşındaki bir genç kızın bedenini demir bir çubukla delip geçti — ve o enkazdan yirminci yüzyılın en yürek burkan dürüst sanatçılarından biri doğdu.
Şerife Bacı: Kağnısıyla Destan Yazan Kadın
Kastamonu kışlasına varamadan, dondurucu bir kış gecesinde bir kağnının üzerinde, kundaktaki kızını mermilerin arasına yerleştirip üzerine abanmış halde bulundu. O günden sonra adı bir milletin hafızasına kazındı.
Sezar ve Pompeius: Roma'yı Bölen Dostluk
Düşmanları ona 'genç kasap' derdi, akıl hocası Sulla ise 'Büyük' unvanını verdi — ama inşa etmeye yardım ettiği güç, bir gün onu da yutacaktı.
Hillary ve Tenzing: Zirveye Birlikte
Dünyanın en yüksek noktası, on yıllardır kendisine yaklaşan herkesi geri çevirmiş, kimini de sonsuza dek yutmuştu. 1953 baharında bir ekip, gökyüzünün artık yükselmediği o noktaya nihayet ulaştı.
Picasso ve Matisse: Dostluk Kadar Rekabet
Yirminci yüzyılın iki devi olarak anılmadan çok önce, ikisi de Paris'te aynı küçük galerinin duvarlarında yan yana asılı iki isimden ibaretti — biri zaten çılgın renkleriyle tanınıyor, diğeri henüz hiç tanınmıyordu.
Borg ve McEnroe: Buz ile Ateş
Biri kortta hiç sesini yükseltmedi, diğeri hiç susmadı. Aralarında tenis tarihinin en unutulmaz iki maçı doğdu.