Franklin'in Uçurtması: Gerçekte Ne Oldu?
Bir baba ile genç oğlu, fırtına bulutları yaklaşırken bir kulübenin altında, ucuna ev anahtarı bağlanmış bir ipi tutuyorlardı. Az sonra olacaklar, şimşeğin doğası hakkındaki bilgimizi değiştirecekti.
Anlatılanların en ayrıntılısına göre, 1752 Haziranında Benjamin Franklin, Philadelphia'da yaklaşan bir fırtınaya doğru oğlu William'la birlikte yürüdü. Elinde, tepesine sivri bir tel takılmış, kenevir ipe bağlı bir uçurtma vardı. İpin diğer ucunda, Benjamin Loxley adlı bir tanıdıktan ödünç alınmış metal bir ev anahtarı sallanıyordu. Anahtarı Franklin'in eline bağlayan ise kuru bir ipek kordondu; ipek, elektriği iletmeyerek onu olası bir tehlikeden yalıtacaktı.
Franklin'i o tarlaya çeken soru, yıllardır Avrupa'da tartışılıyordu. 1749'da Jean-Antoine Nollet'in öne sürdüğü fikirler, şimşeğin elektriksel doğasını Bordeaux'da ödüllü bir soru haline getirmişti. 1750'de konu Fransa'da kamuoyunun ilgisini çekti: Denis Barberet, sürtünmeyle elektriklenmeye benzer bir açıklama sunan tezle ödül kazandı; fizikçi Jacques de Romas da benzer fikirlerle kendi incelemesini yazdı. Aynı yıl Franklin, önceki şüphelerinden vazgeçerek şimşeğin yüksek noktalara çekildiğine ve aslında elektrik olduğuna inanmaya başladı.
1752'de Franklin, iletken bir çubuğu büyük bir yüksekliğe çıkarıp bir ucunu Leyden kavanozuna -ilkel bir kapasitör- bağlamayı önerdi. Ama Philadelphia'da bu iş için yeterince yüksek bir kule yoktu. Fransa'da ise Thomas-François Dalibard, Mayıs 1752'de Marly-la-Ville'de tam da böyle bir deney gerçekleştirdi ve Franklin'in fikrini, kendisi denemeden önce doğrulamış oldu. Ertesi yıl, Rus bilim insanı Georg Wilhelm Richmann, Saint Petersburg'da bu düzeneği tekrarlamaya çalışırken, muhtemelen küre şimşeği yüzünden hayatını kaybetti.
Franklin'in kendi çözümü daha mütevazı, ama daha güvenliydi: sabit bir çubuk yerine, fırtınaya bir uçurtmayla iletken göndermek. Deneyi, 19 Ekim 1752'de yayımlanan Pennsylvania Gazette'e yazdığı bir mektupta anlattı; ancak dikkat çekicidir ki mektupta ne zaman ya da nasıl gerçekleştirdiğini açıkça belirtmedi. Bu mektup, 21 Aralık 1752'de Londra'daki Royal Society'de okundu ve daha sonra Philosophical Transactions'da basıldı.
Olayın en ayrıntılı anlatımını, 1767'de elektrik tarihine dair yazdığı eserde kimyager Joseph Priestley yaptı; bu bilgileri muhtemelen Londra'da yaşayan Franklin'in kendisinden almıştı. Priestley'e göre Franklin, ipek kordonu ve anahtarı kuru tutmak için açık bir kulübenin altına sığınmış, ipin gevşek liflerinin birbirini itip ayrıldığını fark etmişti - elektrik yüklendiğinin işaretiydi bu. Parmak eklemiyle anahtara dokunup bir kıvılcım çekti; anahtarı Leyden kavanozuna değdirip onu şarj etti.
Tarih kategorisinden
24 Temmuz 1911: Machu Picchu'nun Dünyaya Duyurulduğu Gün
1911 yılının serin bir Temmuz sabahında, Amerikalı bir tarihçi Urubamba Nehri üzerindeki sarp bir sırtı tırmandı; öğleye varmadan, unutulmuş bir İnka şehri tüm dünyanın gündemine girecekti.
6 Mayıs 1937: Hindenburg'un Son İnişi
Zaten yarım gün rötarlıydı ve halk sahadan uzak tutulmuştu — ama akşam saat yediye doğru Hindenburg, son kez direğine doğru döndü.
24 Ağustos 79: Pompeii'de Sıradan Bir Öğle Vakti
Öğle vakti Napoli Körfezi kıyısında sıcak, sıradan bir yaz günüydü. Akşama doğru bir dağ, binlerce insanın kaderini değiştirmiş olacaktı.
11 Şubat 1990: Mandela'nın Hapisten Çıktığı Gün
27 yıl hapiste kalan 71 yaşındaki bir adam, o gün bir hapishane kapısından dünyaya yeniden yürümeyi öğrenmek zorundaydı — kameraların, kalabalığın ve nefesini tutmuş bir ülkenin karşısına.
1 Ocak 1863: Özgürlük Bildirgesi'nin Yürürlüğe Girdiği Gün
Bir başkanın tek bir günde attığı imza, üç buçuk milyondan fazla insanın hukuki statüsünü değiştirecekti — yeter ki metin zamanında tamamlansın ve söz tutulsun.
28 Ağustos 1963: "Bir Hayalim Var" Günü
O sabah 250 bin kişi Washington'ın merkezine doğru yürüdü; akşama doğru Lincoln Anıtı'nın basamaklarından yükselen bir ses, nesiller boyu hatırlanacaktı.