16 Ekim 1793: Marie Antoinette'in Son Günü
Sabahın dördünde, Conciergerie'nin nemli hücresinde, saçları ağarmış kırk yaşındaki kadın hayatının son saatlerine başladı. Akşam olduğunda Devrim Meydanı'ndaki kalabalık, görmeye geldiği şeyi görmüş olacaktı.
Duruşma 14 Ekim 1793'te Devrim Mahkemesi önünde başlamıştı; bir zamanlar Fransa Kraliçesi olan bu kadına yönelik iki günlük suçlamaların ardından, 16 Ekim'de karar açıklandı: vatana ihanetten suçlu. Cezanın infazında herhangi bir gecikme öngörülmemişti. İdam, aynı gün için belirlenmişti.
Marie Antoinette, o yılın ocak ayında eşi XVI. Louis idam edildikten sonra, giyotinin karanlık antresi sayılan Conciergerie'de aylardır tutuluyordu. Bir zamanlar 2 Kasım 1755'te Viyana'daki Hofburg Sarayı'nda doğan, İmparatoriçe Maria Theresa'nın kızı, on dört yaşında Fransa veliahtıyla evlendirilen ve XVI. Louis 1774 Mayıs'ında tahta çıktığında on sekiz yaşında kraliçe olan Maria Antonia'ydı o. Artık hiçbiri önemli değildi. Mahkemenin gözünde o sadece sanıktı ve 16 Ekim'de mahkûm edilmişti.
Hücresinde, şafaktan önceki son saatlerde, daha sonra son mektubu olarak bilinecek satırları yazdı; alıcısı görümcesi Madam Élisabeth'ti. Zamanı azdı, mahremiyeti daha da az. Nöbetçiler kapıdaydı. Bir devlet infazının resmî işleyişi, saatin geç olmasına aldırmadan sürüyordu.
Bir zamanlar Versay'da moda belirleyen özenli saçları, giyotine gidenler için âdet olduğu üzere kısacık kesildi. Ona sade, beyaz bir elbise giydirildi. Elleri arkadan bağlandı; bu, kocasına tanınan daha törensel ölümle kıyaslandığında ayrı bir aşağılamaydı.
Kapalı bir arabayla infaz yerine götürülen XVI. Louis'nin aksine, Marie Antoinette açık bir arabaya bindirildi. Paris sokaklarından geçirilerek Devrim Meydanı'na götürüldü; yol boyunca, kendisine 'Madam Déficit' diyen kalabalıklar, bir zamanlar kraliçe olarak yönettiği şehirdeki son yolculuğunu izlemek için toplanmıştı.
Tarih kategorisinden
24 Temmuz 1911: Machu Picchu'nun Dünyaya Duyurulduğu Gün
1911 yılının serin bir Temmuz sabahında, Amerikalı bir tarihçi Urubamba Nehri üzerindeki sarp bir sırtı tırmandı; öğleye varmadan, unutulmuş bir İnka şehri tüm dünyanın gündemine girecekti.
6 Mayıs 1937: Hindenburg'un Son İnişi
Zaten yarım gün rötarlıydı ve halk sahadan uzak tutulmuştu — ama akşam saat yediye doğru Hindenburg, son kez direğine doğru döndü.
24 Ağustos 79: Pompeii'de Sıradan Bir Öğle Vakti
Öğle vakti Napoli Körfezi kıyısında sıcak, sıradan bir yaz günüydü. Akşama doğru bir dağ, binlerce insanın kaderini değiştirmiş olacaktı.
11 Şubat 1990: Mandela'nın Hapisten Çıktığı Gün
27 yıl hapiste kalan 71 yaşındaki bir adam, o gün bir hapishane kapısından dünyaya yeniden yürümeyi öğrenmek zorundaydı — kameraların, kalabalığın ve nefesini tutmuş bir ülkenin karşısına.
1 Ocak 1863: Özgürlük Bildirgesi'nin Yürürlüğe Girdiği Gün
Bir başkanın tek bir günde attığı imza, üç buçuk milyondan fazla insanın hukuki statüsünü değiştirecekti — yeter ki metin zamanında tamamlansın ve söz tutulsun.
28 Ağustos 1963: "Bir Hayalim Var" Günü
O sabah 250 bin kişi Washington'ın merkezine doğru yürüdü; akşama doğru Lincoln Anıtı'nın basamaklarından yükselen bir ses, nesiller boyu hatırlanacaktı.