20 Temmuz 1969: İnsanlığın Ay'daki İlk Günü

20 Temmuz 1969'da birkaç saatliğine, tozlu gri bir düzlükte duran iki insan, Dünya üzerinde olmayan tek insanlardı. İşte o günün saat saat hikâyesi.

Tek bir günün hikayesi · 2 dakika ·

20 Temmuz 1969: İnsanlığın Ay'daki İlk Günü
NASA, Public domain, via Wikimedia Commons

20 Temmuz'a gelindiğinde Apollo 11 dört gündür yoldaydı; 16 Temmuz'da Kennedy Uzay Merkezi'nden bir Saturn V roketiyle fırlatılan üç parçalı uzay aracı —Komuta Modülü Columbia, Hizmet Modülü ve Ay Modülü Eagle— Ay'a yaklaşıyordu. O sabah Neil Armstrong ve Buzz Aldrin dar Eagle'a geçti, kapağı kapattı ve Columbia'dan ayrıldı; Michael Collins ise Ay yörüngesinde yalnız başına nöbet tutmaya başladı.

Yüzeye iniş gergin ve kusursuz değildi. Eagle'ın bilgisayarı yere yaklaşırken program alarmları verdi; Armstrong, otomatik hedeflemenin onları kayalık bir kratere doğru sürüklediğini görünce yarı manuel kontrolü devraldı ve daha düz bir zemin aradı. 20.17 UTC'de, yakıt neredeyse tükenmişken, Eagle Sessizlik Denizi'ne (Mare Tranquillitatis) kondu ve motor durdu.

Bunu hemen bir eylem değil, saatler süren titiz bir hazırlık izledi. Armstrong ve Aldrin kontrol listelerini gözden geçirdi, acil kalkış ihtimaline karşı tedbir aldı ve küçük kabinde dinlenmeye çalıştı — gerçi uyku pek gelmedi. İnişten yaklaşık altı saat sonra, dünyanın beklediği o an için basınçlı giysilerini giyip modülün basıncını düşürmeye başladılar.

21 Temmuz'da 01.56 UTC'de — Türkiye saatiyle 20 Temmuz akşamı 20.18'de (EEZ) — Neil Armstrong, Eagle'ın merdiveninden inip Ay yüzeyine ayak basan ilk insan oldu. Yüzyıla yankılanacak sözleri söyledi: '[Bir] insan için küçük, insanlık için büyük bir adım.' On dokuz dakika sonra Buzz Aldrin de onu izledi.

Yaklaşık iki buçuk saat boyunca iki astronot gri düzlükte birlikte çalıştı. Bir Amerikan bayrağı diktiler, Beyaz Saray'dan Başkan Richard Nixon ile telsizle konuştular, kendilerinden sonra da veri göndermeye devam edecek bilimsel aletler yerleştirdiler ve 21,5 kilogram Ay kayası ve toprağı topladılar — bu örnekler daha sonra Dünya'da o zamana dek bilinmeyen üç mineralin keşfine yol açacaktı.