Galileo Galilei: "Ama Yine de Dönüyor"
Bir avizenin rüzgarda sallanışını kalp atışıyla kıyaslayan bir tıp öğrencisi, bir gün Kilise'nin karşısına dikilip hayatının sonunu ev hapsinde geçirecekti.
1581'de, bir önceki yıl babasının isteğiyle kaydolduğu Pisa Üniversitesi'nde tıp okuyan genç Galileo Galilei, bir kilisede hava akımlarıyla sallanan bir avizeyi izliyordu. Sallanmanın genişliği değişse de geçen sürenin hep aynı kaldığını fark etti; bunu kendi nabzıyla ölçmüştü. Sarkaçlarla ilgili bu küçük gözlem, ona her şeyi sorgulayıp ölçme alışkanlığının ilk işaretiydi.
Galileo, 15 Şubat 1564'te, o dönem Floransa Dükalığı'na bağlı Pisa'da doğdu. Lavtacı ve müzik kuramcısı Vincenzo Galilei ile Giulia Ammannati'nin altı çocuğunun en büyüğüydü. Babası onu daha kazançlı bir alan olan tıbba yönlendirmek istedi ve 1580'de Pisa Üniversitesi'ne tıp okumaya gönderdi. Ama bir geometri dersine katıldıktan sonra babasını matematik ve doğa felsefesi okuma konusunda ikna etti. Hayatı boyunca mali sıkıntılar peşini bırakmadı: müzisyen kardeşi Michelangelo, ailenin borçlandığı başlık paralarını ödeyemedi, bu yük Galileo'nun sırtına bindi ve onu para getirecek buluşlar yapmaya itti.
Erken dönem çalışmaları çok yönlüydü. 1583'te patronu Toskana Grandükü'nün isteğiyle zar oyunlarındaki olasılıklar üzerine düşünceler yazdı. Termometrenin atası olan termoskopun gelişimine katkıda bulundu, 1586'da kendi tasarladığı hidrostatik denge hakkında bir kitap yazarak bilim çevrelerinin dikkatini çekti. Sanatla da ilgilendi; Floransa'da perspektif ve chiaroscuro dersleri verdi, ressam Cigoli ile arkadaş oldu; Cigoli sonradan bir tablosuna Galileo'nun ay gözlemlerini yansıttı.
1589'da Pisa'da matematik bölümü başkanı oldu, 1592'de Padova Üniversitesi'ne geçerek 1610'a kadar geometri, mekanik ve astronomi okuttu. Bu dönemde hız, hareket, yerçekimi, serbest düşüş, eylemsizlik, mermi hareketi ve görelilik ilkesi üzerine çalıştı. Geliştirdiği teleskoplarla göğe yöneldi: Samanyolu'nun yıldızlarını, Venüs'ün evrelerini, Jüpiter'in en büyük dört uydusunu, Satürn'ün halkalarını, Ay kraterlerini ve güneş lekelerini gözlemledi. Ayrıca ilkel bir mikroskop da yaptı.
Özel hayatı da iz bıraktı. Dindar bir Katolik olmasına karşın, Marina Gamba'dan evlilik dışı üç çocuğu oldu: kızları Virginia ve Livia, oğlu Vincenzo. Evlilik dışı doğdukları için kızlarını evlendirilemez sayan Galileo, onları Arcetri'deki San Matteo rahibeler manastırına verdi. Virginia, Maria Celeste adını aldı ve 2 Nisan 1634'te öldü; babasıyla birlikte Floransa'daki Santa Croce Bazilikası'na gömüldü. Livia, Rahibe Arcangela oldu ve çoğunlukla hasta yaşadı. Vincenzo ise sonradan yasal varis kabul edildi ve Sestilia Bocchineri ile evlendi.
Kişiler kategorisinden
Frida Kahlo: Acıyı Sanata Dönüştürmek
Mexico City sokaklarında bir tramvay kazası, on sekiz yaşındaki bir genç kızın bedenini demir bir çubukla delip geçti — ve o enkazdan yirminci yüzyılın en yürek burkan dürüst sanatçılarından biri doğdu.
Şerife Bacı: Kağnısıyla Destan Yazan Kadın
Kastamonu kışlasına varamadan, dondurucu bir kış gecesinde bir kağnının üzerinde, kundaktaki kızını mermilerin arasına yerleştirip üzerine abanmış halde bulundu. O günden sonra adı bir milletin hafızasına kazındı.
Sezar ve Pompeius: Roma'yı Bölen Dostluk
Düşmanları ona 'genç kasap' derdi, akıl hocası Sulla ise 'Büyük' unvanını verdi — ama inşa etmeye yardım ettiği güç, bir gün onu da yutacaktı.
Hillary ve Tenzing: Zirveye Birlikte
Dünyanın en yüksek noktası, on yıllardır kendisine yaklaşan herkesi geri çevirmiş, kimini de sonsuza dek yutmuştu. 1953 baharında bir ekip, gökyüzünün artık yükselmediği o noktaya nihayet ulaştı.
Picasso ve Matisse: Dostluk Kadar Rekabet
Yirminci yüzyılın iki devi olarak anılmadan çok önce, ikisi de Paris'te aynı küçük galerinin duvarlarında yan yana asılı iki isimden ibaretti — biri zaten çılgın renkleriyle tanınıyor, diğeri henüz hiç tanınmıyordu.
Borg ve McEnroe: Buz ile Ateş
Biri kortta hiç sesini yükseltmedi, diğeri hiç susmadı. Aralarında tenis tarihinin en unutulmaz iki maçı doğdu.