Şövalyeler Zırhla Yürüyemez miydi?
Zihinlerdeki o görüntüyü bilirsiniz: üzerine vinçle bindirilmesi gereken, düşerse bir daha kalkamayan, çelikten hapis içindeki şövalye. Oysa gerçek, bunun tam tersiymiş.
Ortaçağ şövalyesi denince akla gelen klişe görüntü şudur: üzerinde o kadar ağır ve o kadar sert bir zırh vardır ki, adamcağız zar zor yürüyebilir, savaşması bir yana, yere düşse bir kaplumbağa gibi çaresizce çırpınır. Bu beceriksiz, hantal savaşçı imgesi, Ortaçağ'ın tümüyle özdeşleşmiş; modern gözle bakıldığında gülünç ve akıl dışı bulunmuştur.
Ancak bu, açıkça yaygın bir yanlış kanıdır. Geç Ortaçağ Avrupası'nda, zincir zırh üzerine giyilen levha ceketlerden gelişen bütün plaka zırh, efsanenin anlattığı gibi ezici bir yük değildi. Bilinenlere göre tam bir zırh takımı, modern bir itfaiyecinin giydiği oksijen giysisinden daha hafifti; üstelik ağırlığı vücuda tek noktada değil, dengeli biçimde dağılmıştı.
Bu dağılım son derece önemliydi. Zırh ustaları sert bir metal kabuk dövmekle yetinmiyor; dirsek, omuz ve diz gibi eklemlerin bükülebilmesi için birbirine binen küçük plakaları -lame- eklemleme sanatında gerçek bir ustalık geliştiriyorlardı. Zırhlar, tıpkı bir terzinin elbise dikmesi gibi kişiye özel ölçülüyordu; bu, özellikle zengin şövalyelerin ve turnuva yarışmacılarının giydiği pahalı, kaliteli zırhlar için geçerliydi; sıradan askerlerin giydiği ucuz, seri üretim 'munition zırh' ise daha kaba işçilikle üretiliyordu.
Bütün bu plakaların amacı süs ya da göz korkutma değildi; dönemin silahlarına karşı doğrudan ve pratik bir çözümdü. Plaka zırh, kılıçla yapılan kesme ve savurma darbelerine karşı son derece etkiliydi; zincir zırhın tek başına sağlayamadığı bir koruma sunuyordu. Buna karşılık batırma hamlelerine karşı daha savunmasızdı: ince uzun kılıç uçları veya kargı, mızraklı balta gibi çubuklu silahlar zırhın zayıf noktalarını bulup delebiliyordu. Uzun yay ve tatar yayından atılan oklar da yakın mesafeden plaka zırhı delebiliyordu -Visbyl Muharebesi buna örnek gösterilir- ama tarihçi Jean Froissart'a göre, 1356'daki Poitiers Muharebesi'nde İngilizlerin kullandığı bodkin uçlu oklar plaka zırha karşı pek de etkili değildi; başarılı atışlar genelde zırhın zayıf yan taraflarından giriyordu.
Zırh ile silah arasındaki bu karşılıklı gelişim ikisini de şekillendirdi. Plaka zırhın yaygınlaşması, darbenin gücünü küçük bir noktada yoğunlaştıracak şekilde tasarlanmış gürz, savaş çekici ve çekiç başlı çubuklu silahların gelişimini tetikledi; bunlar zırhı kesmek yerine ezip darp yaralarına yol açıyordu. Dekoratif oluklu plakalar zırhı savurma ve darbelere karşı sağlamlaştırıyordu, ama bu da delici hamlelerin zırha daha kolay takılmasına neden oluyordu.
Tarih kategorisinden
24 Temmuz 1911: Machu Picchu'nun Dünyaya Duyurulduğu Gün
1911 yılının serin bir Temmuz sabahında, Amerikalı bir tarihçi Urubamba Nehri üzerindeki sarp bir sırtı tırmandı; öğleye varmadan, unutulmuş bir İnka şehri tüm dünyanın gündemine girecekti.
6 Mayıs 1937: Hindenburg'un Son İnişi
Zaten yarım gün rötarlıydı ve halk sahadan uzak tutulmuştu — ama akşam saat yediye doğru Hindenburg, son kez direğine doğru döndü.
24 Ağustos 79: Pompeii'de Sıradan Bir Öğle Vakti
Öğle vakti Napoli Körfezi kıyısında sıcak, sıradan bir yaz günüydü. Akşama doğru bir dağ, binlerce insanın kaderini değiştirmiş olacaktı.
11 Şubat 1990: Mandela'nın Hapisten Çıktığı Gün
27 yıl hapiste kalan 71 yaşındaki bir adam, o gün bir hapishane kapısından dünyaya yeniden yürümeyi öğrenmek zorundaydı — kameraların, kalabalığın ve nefesini tutmuş bir ülkenin karşısına.
1 Ocak 1863: Özgürlük Bildirgesi'nin Yürürlüğe Girdiği Gün
Bir başkanın tek bir günde attığı imza, üç buçuk milyondan fazla insanın hukuki statüsünü değiştirecekti — yeter ki metin zamanında tamamlansın ve söz tutulsun.
28 Ağustos 1963: "Bir Hayalim Var" Günü
O sabah 250 bin kişi Washington'ın merkezine doğru yürüdü; akşama doğru Lincoln Anıtı'nın basamaklarından yükselen bir ses, nesiller boyu hatırlanacaktı.